Viewing 1 to 7 of 7 items
Tag Archives: Türkiye

Türk sanatı dünyaya açıldı

Plastik sanatlar alanında Türkiye 2009′u biraz tartışma, sayısız sergi ve çokça umut vaat eden gelişmelerle geçirdi. Ekonomik krizin etkileriyle yeni sanat piyasalarına yönelen ilgi Türkiye’de 2009′un başlarında Sotheby’s müzayede evinin ofis açmasına ve Londra’da Türk çağdaş sanatçılarının eserlerinden oluşan bir müzayedenin düzenlenmesine neden oldu. Bu gelişme Türkiye’de de etkilerini gösterdi. Sanat eserlerinin bir yatırım aracı  Full Article…

Comments Off

ALL YOU NEED is love

Yoko Ono: OnochordYoko Ono | MySpace VideoÖncelikle Türkiye’deki yaygın olan komplo teorilerine bir bakalım: Türkiye’de misyonerler cirit atıyor, her yıl para karşılığı binlerce kişiyi Hıristiyan yapıyorlar. Yabancılar, özellikle z…

Comments Off

HUR HABER

Murat ERDİN merdiner@gmail.comBayram ve Ergenekon 21 Eylül 2009 Pazartesi 09:09 Türkiye’nin bitmek tükenmek bilmeyen gündeminden bayramda sıyrılmakisteyenlere bir önerim olacak: İstanbul Bienali’ni geziniz.Size yeni ufukla…

Comments Off

Devlet Büyüğü

Türkiye’de yonetici kesim demokratik secimle de gelse, sonrasindaki uygulamalari kontrol edemeyen bir halk için bu “demokrasi” ancak bir kelimeden ibaret.Mantık dışı o kadar almış yürümüş ve polis hükümetin verdiği gücü o kadar kötü kullanır olmuş ki ‘güvenlik sağlayacak adam’ bunun yerine bana ‘güvenlikte olmama’ hissi veriyor. Yani ben devletin malıyım ve keyfiyetince cezalandırılabilirim.

Comments Off

13.03.09 Bettina Lockemann


Please scroll down for the English text

Bettina Lockemann
Ülkeleri Keşfetmek / Exploring Territories

Sanatçı Konuşması / Artist Talk
13.03.09 Cuma / Friday
18:30 / 6.30 pm

http://www.archivalien.de/

PiST///
Dolapdere Caddesi
Pangaltı Dere Sokak
No 8 A/B/C
Pangaltı 34375
İstanbul TR

pist@pist.org.tr

Kavramsal-belgesel fotoğraf işleri üreten Alman sanatçı Bettina Lockemann Kunststifung NRW (Northrine-Westphalia Sanat Vakfı) tarafindan desteklenen son projesini gerçekleştirmek için bugünlerde Türkiye’de çalışıyor. Bu çalışmasını İstanbul’un kentsel yapılanması, Avrupa ile Asya arasında konumlandığı coğrafi sınır ve Türkiye’nin geleceğini bir Avrupa ülkesi olarak şekillendiren Atatürk’un Ankara’yı başkent olarak seçmesi üzerine oluşturuyor. Lockemann Avrupa’nın yanı başında yer alan Türkiye’yi ne tam Avrupalı ne de tam zıttı olarak gören anlayışın bağlantı ve ayrılıklarını oluşturan bir söylemi bir araya toparlamayı amaçlıyor. Bunu gerçekleştirirken bireylerin Avrupalı kimliğine de sorular yöneltiyor.

Lockemann 13 Mart 2009 Cuma günü saat 18:30′da PiST’te hem Türkiye’de gerçekleştirmekte olduğu son projesi üzerine hem de 2006-2008 süresince Japonya’daki Avrupa etkisi ve Brüksel’deki Avrupa Parlementosu içerisinde gerçekleştirdiği iki yeni projesi üzerine de konuşacak. 13 Mart Cuma günü sizi de PiST’e bekliyoruz!

——————————————————————-

German artist Bettina Lockemann is working in the field of conceptual documentary photography. Currently she is working on a project in Turkey funded by the Kunststiftung NRW (Art Foundation Northrhine-Westphalia). Her work in Turkey is conceived in the urban settings of Istanbul, situated at the geographical border between Europe and Asia and Ankara, being the capital chosen by Atatürk who was working on Turkey’s future as a European country. Lockemann is searching for threads of connection and disjunction within the discourse of Turkey being situated at the European frontier neither being fully European nor the contrary Other, therefore also posing questions towards European identities themselves. In her latest works she is exploring cultural and institutional territories in search of Europe and its Other.

On March 13th, 2009 Lockemann will give an artist talk on not only about her recent project in Turkey but also about two other projects she has realized in 2006-2008 one about the European influences in Japan and the other on her approach to the interior of the European Parliament in Brussels. We look forward to see you at PiST on March 13th!

Comments Off

-Türkiye’de sanat çok politik -Başka türlü nasıl olabilir ki?

Türkiye’de sanat çok politik -Başka türlü nasıl olabilir ki?

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜNSantralistanbul’daki ‘Transfer’ ekibinin Türk güncel sanatına dair izlenimleri farklı. Alman sanatçılar, işlerin çok politik olduğu görüşünde birleşirken Türk sanatçıların cevabı ‘Başka nasıl olacak ki? Kişisel hikâyelerimize gelene kadar bir sürü sorun var’ diyor
18/12/2007 (1081 kişi okudu)
JÜLİDE KARAHAN (Arşivi)İSTANBUL – İki yaşında Alman bir kız çocuğu kırmızı puanlı şapkasıyla İstanbul’da bir otobüste oturuyor. Annesi diğer çocuklarıyla uğraşırken şapkayı göz ucuyla izlemekte. Bir süre sonra kızına kardeşleriyle birlikte inmesini söylerken fark ediyor ki şapkanın altındaki çocuk başka. Kendi kızını ancak aylar sonra bulabiliyor. Almanya’da kulaktan kulağa dolaşan bu hikâyeyi bize aktaran Alman sanatçı Tatjana Doll, “Var mı bunun ötesi?” diyor ve ekliyor: “Almanya’da hangi harften sonra hangisinin geleceği bellidir. Ama burası çok olasılıklı.” Doll, Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Kültür Sekreterliği’nin 1990′dan beri iki yılda bir başka bir ülkeyle düzenlediği ‘Transfer: Uluslararası Sanat ve Sanatçı Değişim Programı’ katılımcılarından biri. 2005 Aralık ayında uluslararası bir jürinin 14 kişiyi davet etmesiyle başlayan proje, Türk sanatçıların Almanya’nın Aachen, Bochum ve Münster kentlerini; Alman sanatçıların da İstanbul, Diyarbakır, İzmir Eskişehir ve Ankara’yı ziyaretleriyle devam etmiş. Bunca zaman ve mekân değişikliğinden bir sürü hikâye kalmış geriye. Türkiye’deki proje ortağı Santralistanbul’daki ‘Transfer’ isimli sergi, bu hikâyelerden izler taşıyor. Bu izlerin yetmediği yerlere de sanatçıların izlenimleri yetişti. Heike Weber: Bir değişim programı çerçevesinde iki aylığına Türkiye’ye gelmekten korkuyordum ilk başta. Türkiye, geleneksel ile modern değerler arasında kalmış, AB üyeliği adaylığında ısrar eden, bir o kadar da İslam kültüründe ısrar eden yabancı bir ülke. Demokrasisi kırılgan. Ama geldikten sonra dönmek istemedim geriye. Sanat ortamına gelince, üretimler çok politik. Bize karşı şöyle suçlamalar oldu mesela: “Sanatçı mısınız? Sanat yapamayacak kadar tuzunuz kuru sizin.” Sanat yapmak için acı çekilmeli diye genel bir kanı var sanırım. Anja Jensen: Türk sanatçılar çok politik işler yapıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bizde de politik işler öne çıkmıştı. Ama sonraki kuşaklar daha global işlerle uğraştı. Türk güncel sanatında da böyle bir değişim olacaktır mutlaka. Şener Özmen: Alman sanatçılar haklı. Türkiye’de işler daha politik. Ama başka türlü nasıl olacak ki. İki kültürü, iki kültürün sanatsal pratiklerini karşı karşıya koyduğunuzda uçurumu görüyorsunuz zaten. Türkiye’deki sanatçı özellikle 90 sonrası belirginleşen bir tavırla ironi, eleştiri ve provokasyon çıkışlı işler üretmeyi kendine görev bildi. Politik işler üretmek bir tavır, bir konumlanma burada. Sanat, fazladan bir nefes borusu açılması demek bizim için. Hakikaten nefes darlığı çekiyoruz ve yeni soluk borularına ihtiyacımız var. Eva-Maria Kollischan: Türkiye, Almanya’dan göründüğünden çok daha farklı. Zengin ve yaşayan bir güncel sanat ortamı var. Politik ve medyaya yönelik işler öne çıkıyor ama tüm üretimi bu şekilde sınırlayamayız. Çok farklı işler de yapılıyor. Ferhat Özgür: Almanya’da güncel sanatın her türlü eylemini kucaklayan, sahiplenen, gösteren ve tetikleyen verimli bir ortam var. Bu, sanatçılara cesaret veriyor. Her türlü eğilimin yeri var orada. Bizdeki güncel sanat ortamı çok zengin ve dinamik ama ne yazık ki bunları gösterebilecek olanaklardan yoksunuz. Türk güncel sanatının politik diye yerel bir etikete tabi tutulmasına karşıyım. Sanatçı, yaşadığı yerden beslenir. Coğrafya sorunluysa bu, işe de siner. Yeni kuşak daha politik olmaya başladı, bu yadsınamaz bir gerçek ama bu yönelim de bir ihtiyaçtan doğuyor aslında. Politik olmaktan yıllarca çekinildikten sonra normal bence. Stephan Mörsch: Türk güncel sanatı sadece politik sorunlarla ilgilenmiyor aslında. Medyaya yansıyan, dolayısıyla bilinen işler öyle. Türkiye’de bir strateji bu. Politik işler yaparak ünlü olmak çok kolay burada. Yeterince küratör ve yer yok Türkiye’de. Eğer daha çok imkân olsa ve küratörler birbirleriyle didişmeyi bıraksa Türk güncel sanatı daha da gelişecek. Bence asıl problem bu. Cengiz Tekin: Avrupa’da her şey o kadar rutin ki, hayatın kendisi değil de belgeseli sanki yaşanan. Sanatçılar da daha kişisel hikâyelerle uğraşıyorlar. Biz Türkiye’de kaostan besleniyoruz, biraz filozof gibi davranıyoruz. Toplumsal olaylara değiniyoruz, çünkü sorun var. Bir de sanatın bir şeyler değiştirebileceğine inanıyoruz; umutluyuz yani hâlâ.

Comments Off

panoptikon

SUYA DÖNÜŞ/ PANOPTİKON / ADNAN YILDIZ emre´nin hünerine17 Temmuz’da Güney İtalyan şehirlerinde açılan ve Kasım’a kadar gezilebilecek Avrupa Bienali, Manifesta 7‘de gösterilen videolardan biri Türkiye’den, Emre Hün…

Comments Off