Viewing 21 to 40 of 79 items
Tag Archives: sanatç

Floransa’dan Türk ressama ödül

Türk ressam İsmail Acar çağdaş sanatta dünyanın önemli etkinliklerinden biri olan ve İtalya’nın Floransa şehrinde yapılan Floransa Uluslararası Çağdaş Sanatlar Bienali’nde birincilik ödülü ve altın maldalya kazandı. Rusya‘nın başkenti Moskova’da açacağı yeni sergisinin hazırlık çalışmaları nedeniyle Floransa’daki ödül törenine katılamayan Acar’ın ödülünü kendisi adına proje asistanı Aslı Bıçakçı aldı. Ünlü sanatçı Acar, bu yıl 5  Full Article…

Comments Off

Bor minerali kullanıp heykellere vücut verdi

Dünyada sayılı birkaç ülkede bulunan ve çok değerli bir mineral olan bor, heykel sanatçısı Genco Gülan’ın heykellerine malzeme oldu. Bor mineralini dünyada işleyen ilk sanatçı olduğunu ifade eden Gülan, Venüs, Tiberius, Athena, Apollon gibi Batı Anadolu antik ve klasik dönem heykelleri aracılığıyla günümüzün farklı değerlerine göndermeler yapıyor. Genco Gülan’ın Galeri Artist’te izlenime sunulan “Ben Bir  Full Article…

Comments Off

Efsanevi Alman Beuys Sabancı’da

Günümüzün en başarılı güncel sanatçıları arasında yer alan Erwin Wurm’un sergisi, 24 Kasım 2009 – 2 Ocak 2010 tarihlerinde Akbank Sanat’ta görülebilir. Geniş bir seyirci kitlesi tarafından ‘One Minute Sculptures’ (Bir dakikalık heykeller) ve ‘Fat Sculptures’ (Şişman heykeller) ile tanınan sanatçı Erwin Wurm, küratörlüğünü Gisela Winkelhofer’ın yaptığı heykel sergisiyle 24 Kasım 2009 – 2 Ocak  Full Article…

Comments Off

iz sürmek- Kasa Galeri

Kasa Galeri 11.11.2009 – 01.01.2010 tarihleri arasındaki İz Sürmek sergisiyle üç sanatçının yapıtlarını sunuyor. Çizim, animasyon ve enstalasyon işlerinden oluşan sergide, Başak Kaptan, Ceren Oykut ve Nalan Yırtmaç iz sürme, takip …

Comments Off

Show Your Hope

12 Mart, 2008 – 14 Mart, 2008


Show Your Hope

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

80 ülkeden 300 kadar profesyonel sanatçının çalışmalarından oluşan  Global Gezici Sergi “Umudunu Göster” 12-14 Mart tarihleri arasında Hafriyat Karaköy’ün misafiri oldu

Serginin adı: “Umudunu Göster” Global Gezici Sergi

Düzenleyen: 80Soru Vakfı, Hollanda

 

2003 yılından bu yana tırıyla dünyayı gezen 80Soru Vakfı’nın Global Gezici Sergisi “Umudunu Göster”, 10-15 mart tarihleri arasında İstanbul’daydı ve 12-14 Mart tarihlerinde Hafriyat Karaköy mekanında koleksiyonundan 80 eserlik bir seçkiyle İstanbullu sanatçılar ve sanatseverlerle buluştu. 80Soru Vakfı’nın Global Gezici Sergisi, uğradığı şehirlerdeki sanatçılarla iletişime geçip “umudunu göster”mek isteyen sanatçıların çalışmalarını sergi koleksiyonuna dahil ediyor. Sergiye her yıl 75 ila 100 yeni eser katılıyor.

 

Martin, 4 yıldır “Umudunu Göster” projesiyle yasadığı deneyimi, sergiye dahil olan çalışmaların özgün hikayelerini canlı performansla izleyicilerle paylaştı. 12 mart açılış gecesi 19.00′da, Martin performansını gerçekleştirdi ve sergi süresince hergün 17.00-19.00 saatleri arasında tekrarlandı.

 

İstanbullu Sanatçılara Açık Çağrı

Global Gezici Sergi “Umudunu Göster” Hafriyat Karaköy’de konakladığı tarihler arasında, İstanbullu sanatçılarla tanışmayı ve onları da bu global etkinliğe dahil etmeyi amaçladı. İlgilenen sanatçılar 12-14 mart tarihleri arasında Hafriyat Karaköy’e uğrayarak hem sergi koleksiyonunu gezdi, hem de Global Gezici Sergiye katıldı.

Gezici Glabol Sergi 2008 seyahati, Türkiye’nin bir ucundan diğerine, Gürcistan, Azerbaycan, İran ve Pakistan’dan Hindistan’a, dünyanın paylaştığı resim yapma geleneğini modern bir yolculuğa çıkardı.

 

 

 

 


Comments Off

Mesafe Yok



Pg Art Gallery’nin Tokyo’da yer alan Niche Gallery ile ortaklaşa oluşturacakları projenin ilk ayağı 15 Aralık 2009 – 9 Ocak 2010 tarihleri arasında Pg Art Gallery’de gerçekleştirilecek.  Sergide uzaklıkların ve sınırların yarattığı kültürel farklılıkların yanı sıra, yaşamın içindeki benzer durumlar vurgulanıyor. 

Hiroko Kawase’nin küratörlüğünü yaptığı sergide, Niche Gallery tarafından temsil edilen altı sanatçı yer alacak. Japon sanatçılar Tomiya Nishimura, Nobue Mimura, Shigeru Idei, Tomoro Kawai, Ulala Imai ile Bulgar sanatçı Svetozar Benchev, kendi kültürel öğelerini işlerinde kullanırken, aynı zamanda ulusal sınırları aşıp insanlığın ortak değerleri üzerinde yoğunlaşıyorlar. 

Comments Off

Diyarbakır’dan ‘mesaj’ var


ECE KOÇAL
yaşayan sanatçılar Şener Özmen ile Cengiz Tekin, ‘Orijinal Mesaj’ sergisiyle Batı’nın Doğu algısını ve güncel siyaseti sorguluyor

Diyarbakır’da yaşayan ve çalışan sanatçılar Şener Özmen (38) ile Cengiz Tekin’in (32), 2006-2009 yılları arasında birlikte ürettikleri ve ilk sergileri olan ‘Orijinal Mesaj’ sergisi, günümüz toplumsal-siyasal olayları üzerine düşünüyor ve düşündürtüyor. Birbirine bağlı dört videodan ve fotoğraflardan oluşan sergi, Türkiye’deki politik sıkıntılara geniş bir perspektif de sunuyor.

Şener Özmen öncelikle sergi ismini neden ‘orijinal mesaj’ koyduklarını açıklıyor: “2000′lerin başından bugüne dek Doğu’da üretilenlere İstanbul’dan klişeler yüklendi. Üretilenlerin bir mesaj vermesi gerekiyormuş gibi algılandı. Mesaj verilen yer ya bir sanat çevresi ya devlet katı olacaktı… ‘Orijinal mesaj’ aslında görünürde hiçbir şey iletmeyen, böyle bir derdi olmayan bir isim. ‘Aslında sizin ilettikleriniz kötü de, biz iyisini iletiyoruz’ da demedik.” Bu bir anlamda ‘Siz boşuna mesaj aramayın, biz kendi mesajımızı kendimiz veririz’ anlamına da geliyordu sanki…

Sergideki çalışmaların çoğunda toprak görüyoruz; kısacası toprağa bağlı bir durum var ama iki sanatçı sırf buradan hareketle serginin okumasının yapılamacağını anlatıyor: “Bazı şeyler çok klişeleşti. Bunlardan çıkmalı artık. Sergideki Bir Gün Bir T ve K videosunda da bu var. K’nın ve T’nin Türk mü, Kürt mü oldukları belli değil. Film böyle bir işaret vermiyor. Bir şeyden kaçıyorlar ama neden kaçtıklarını bilmiyoruz. Bir kavga ediyor, bir barışıyorlar. Biri bir şeyle uğraşırken, diğeri korkudan titriyor. En sonunda biri ölüyor gibi gözüküyor. Film, ilk bakışta ‘Noluyor burada?’ dedirtiyor. Bu, tam da önemli olan soru. Gerçekten o bölgede ne oluyor? Projeksiyonu oraya çevirip ‘Ne oluyor?’ demek gerekiyor.”

DERİN DEVLET HENDEĞİ

Cengiz Tekin’in Normalizasyon isimli çalışmasında, oturma odasındaki bir ailenin yanıbaşında bir hendek açıldığını görüyoruz. “90′lı yıllarda derin devlet söylemleri hayatımızda çok yer aldı. Gerçek bir travma yaşadık burada. Bu durum, evin insanlarının buluştuğu oturma odasında derin bir oyuk açtı” diyor Tekin. Sanatçıların bu son çalışmaları bir tür ‘iyileşme dönemi yapıtları’ olarak değerlendiriliyor. Bunun açıklamasını şöyle yapıyor Şener Özmen: “Uzun bir dönem, çok hızlandırılmış bir sanat pratiği vardı. Biz kendimizi birer sanat işçisi olarak gördük. Ve nitekim küratörler de bize devamlı ‘Çalışın,’ diyorlardı. O zaman hep yarım işler üretiyoruz; hep bir yerde kalan, bir şey söyleyecekmiş gibi davranan ama aslında bir şey söylememeye çalışan simgesel bir dil var. Şiir gibi, sürekli gizliyorsun. Çok derinlere gidersen, ana dil, baskı birçok şey çıkıyor içinden. O dönemde sorunlu, psişik işler çıkıyordu. Gelişme döneminde biraz geri çekilip hem sanata hem yaşadığımız topluma bakmamız, bize daha sağlıklı bakış açıları verdi. Poşunun içinden kafamızı çıkaramayabilirdik.”

Özmen ve Tekin’in en çok duydukları soru tabii ki Diyarbakır’da sanatçı olmakla İstanbul’da sanatçı olmak arasında ne gibi farklar olduğu… Şener Özmen soruyu şöyle yanıtlıyor: “Bu soruya şöyle cevap verilmeli: Çok kötü durumdayız, her şeyden yoksunuz. Oysa böyle bir şey yok. İstanbul’da kümelenmiş güncel sanat camiasının dikkatini çekmek için üretilen bir söylemdi. Bu söylemler artık midemi bulandırıyor. Gerçek hiç de öyle değil. ‘Sizler çok daha iyisiniz, çünkü her şey elimizin altında; bizler kötüyüz, çünkü elimizin altında bir şey yok,’ denildi. Bu düşünce biçimi üzerinden sanat üretenler var. Öyle bir şey yok. En kötü dönemde bile iş yaptık. Oradan kamera kiraladık, buradan film aldık.”

Sergi, 9 Aralık’a dek Tophane’deki Outlet// İhraç Fazlası Sanat’ta izlenebilir.
Tel: 0212 245 55 05


Comments Off

Diyarbakır’dan ‘mesaj’ var


Diyarbakır’da yaşayan sanatçılar Şener Özmen ile Cengiz Tekin, ‘Orijinal Mesaj’ sergisiyle Batı’nın Doğu algısını ve güncel siyaseti sorguluyor
Diyarbakır’da yaşayan ve çalışan sanatçılar Şener Özmen (38) ile Cengiz Tekin’in (32), 2006-2009 yılları arasında birlikte ürettikleri ve ilk sergileri olan ‘Orijinal Mesaj’ sergisi, günümüz toplumsal-siyasal olayları üzerine düşünüyor ve düşündürtüyor. Birbirine bağlı dört videodan ve fotoğraflardan oluşan sergi, Türkiye’deki politik sıkıntılara geniş bir perspektif de sunuyor.

Şener Özmen öncelikle sergi ismini neden ‘orijinal mesaj’ koyduklarını açıklıyor: “2000′lerin başından bugüne dek Doğu’da üretilenlere İstanbul’dan klişeler yüklendi. Üretilenlerin bir mesaj vermesi gerekiyormuş gibi algılandı. Mesaj verilen yer ya bir sanat çevresi ya devlet katı olacaktı… ‘Orijinal mesaj’ aslında görünürde hiçbir şey iletmeyen, böyle bir derdi olmayan bir isim. ‘Aslında sizin ilettikleriniz kötü de, biz iyisini iletiyoruz’ da demedik.” Bu bir anlamda ‘Siz boşuna mesaj aramayın, biz kendi mesajımızı kendimiz veririz’ anlamına da geliyordu sanki…

Sergideki çalışmaların çoğunda toprak görüyoruz; kısacası toprağa bağlı bir durum var ama iki sanatçı sırf buradan hareketle serginin okumasının yapılamacağını anlatıyor: “Bazı şeyler çok klişeleşti. Bunlardan çıkmalı artık. Sergideki Bir Gün Bir T ve K videosunda da bu var. K’nın ve T’nin Türk mü, Kürt mü oldukları belli değil. Film böyle bir işaret vermiyor. Bir şeyden kaçıyorlar ama neden kaçtıklarını bilmiyoruz. Bir kavga ediyor, bir barışıyorlar. Biri bir şeyle uğraşırken, diğeri korkudan titriyor. En sonunda biri ölüyor gibi gözüküyor. Film, ilk bakışta ‘Noluyor burada?’ dedirtiyor. Bu, tam da önemli olan soru. Gerçekten o bölgede ne oluyor? Projeksiyonu oraya çevirip ‘Ne oluyor?’ demek gerekiyor.”

DERİN DEVLET HENDEĞİ
Cengiz Tekin’in Normalizasyon isimli çalışmasında, oturma odasındaki bir ailenin yanıbaşında bir hendek açıldığını görüyoruz. “90′lı yıllarda derin devlet söylemleri hayatımızda çok yer aldı. Gerçek bir travma yaşadık burada. Bu durum, evin insanlarının buluştuğu oturma odasında derin bir oyuk açtı” diyor Tekin. Sanatçıların bu son çalışmaları bir tür ‘iyileşme dönemi yapıtları’ olarak değerlendiriliyor. Bunun açıklamasını şöyle yapıyor Şener Özmen: “Uzun bir dönem, çok hızlandırılmış bir sanat pratiği vardı. Biz kendimizi birer sanat işçisi olarak gördük. Ve nitekim küratörler de bize devamlı ‘Çalışın,’ diyorlardı. O zaman hep yarım işler üretiyoruz; hep bir yerde kalan, bir şey söyleyecekmiş gibi davranan ama aslında bir şey söylememeye çalışan simgesel bir dil var. Şiir gibi, sürekli gizliyorsun. Çok derinlere gidersen, ana dil, baskı birçok şey çıkıyor içinden. O dönemde sorunlu, psişik işler çıkıyordu. Gelişme döneminde biraz geri çekilip hem sanata hem yaşadığımız topluma bakmamız, bize daha sağlıklı bakış açıları verdi. Poşunun içinden kafamızı çıkaramayabilirdik.”

Özmen ve Tekin’in en çok duydukları soru tabii ki Diyarbakır’da sanatçı olmakla İstanbul’da sanatçı olmak arasında ne gibi farklar olduğu… Şener Özmen soruyu şöyle yanıtlıyor: “Bu soruya şöyle cevap verilmeli: Çok kötü durumdayız, her şeyden yoksunuz. Oysa böyle bir şey yok. İstanbul’da kümelenmiş güncel sanat camiasının dikkatini çekmek için üretilen bir söylemdi. Bu söylemler artık midemi bulandırıyor. Gerçek hiç de öyle değil. ‘Sizler çok daha iyisiniz, çünkü her şey elimizin altında; bizler kötüyüz, çünkü elimizin altında bir şey yok,’ denildi. Bu düşünce biçimi üzerinden sanat üretenler var. Öyle bir şey yok. En kötü dönemde bile iş yaptık. Oradan kamera kiraladık, buradan film aldık.”

Sergi, 9 Aralık’a dek Tophane’deki Outlet// İhraç Fazlası Sanat’ta izlenebilir.
Tel: 0212 245 55 05

ECE KOÇAL 08.12.2009

Comments Off

Aslı Özok – Nuri Battal / Contemporary Istanbul’09 / 3 Aralık

Kültür uygarlıktır. Uygarlığın temeli de kültürdür. Bu döngünün varsıl katmanları uygarlık ve kültür kavramlarının çok derin anlamlarıyla örtüşür. Kültürün tanımları arasında zaman kavramına anlam yükleyen tek asal değer ise kültürel bellektir. Bir başka söyleyişle zaman akıp giden bir olgudur ve bu olgunun farklı coğrafyalarda farklı uygarlıkların varlığıyla anlam kazanır, bu anlam da kültürel mirasla kanıtlanır, [...]

Comments Off

Hayalet Beton, Dargın Ağaç, Dikbaş Tepe

16 Kasım – 4 Aralık 2009

Sanatçılar: Ahmet Uhri, Candan Öztürk, Ezgi Yakın, Hayal İncedoğan, Nejat Satı, Yaprak Oğuz

Kuratör: Borga Kantürk

Açılış: 16 Kasım 2009 Pazartesi 18.00 – Fransız Kültür Merkezi, İzmir

Sergi, “Kent” kavramına güncel bir bakışı içeriyor. İzmir’de yaşayan ve üretim gösteren altı sanatçının kurgularına yer veren sergi, sanatçılar ile yaşadıkları şehir arasındaki etkileşime vurgu yapıyor. Burada söz konusu edilen, farklılık ve geçişlilikler; bölgesel, sosyal, coğrafi ve kültürel katmanları kapsıyor. Bu bölgeler arasındaki kimi yerde yaşanan geriye çekilmişlik, gerginlik, uzlaşmasızlık, günümüz kentinin huzursuz gerçeğini gözler önüne seriyor. Tüm bu katmanlar eşliğinde, kenti tıpkı bir haritaymışçasına önce bölümleyen, ayrıştıran, sonrasında da tümleşik kent manzarasına ulaştırmayı hedefleyen sergi, sanatçılarının yol göstericiliği eşliğinde, şehrin sakinlerini içeriye davet ediyor.

Comments Off

Soren Thilo Funder “SURVIVALISM” @ Beyoglu Pera Sineması

13, 11 – 29, 11 2009

Funder, Survivalizm’in güncel tarihsel toplumsal koşullar için üzerinde düşünülmesi gereken bir kavram olarak belirliyor. Dünyanın sonu söyleninden, terörizme, iklim değişiklerinden, küresel ekonomik krize kadar pek çok şekilde görünür olan felaket düşüncesinde Survivalizm’in izlerini sürüyor.

Masa için yeniden düzenlediği çalışmasında sanatçı, gündelik hayatta kalma pratiklerini, bireysel ve kurumsal stratejileri anıtısallaştırmaya çalışıyor. Sanatçılardan çevrecilere, aktivistlerden politikacılara, şirket yöneticilerine kadar sosyal ve ekonomik konumların kendini uyarlama ve hayatta kalma stratejilerine dikkat çekmek istiyor.

Soren Thilo Funder, 1979 yılında Kopenhag (Danimarka)’da doğdu. Güzel sanatlar, sinema ve mimarlık üzerine Chicago (ABD) ve Kopenhag’da eğitim gördü. Çalışamalarını “Friedlos (aka The Bandit Wolf-Man)” – Beaver Projects, Kopenhag, Danimarka (2009), “We Control The Streets” – Public Art Project for The Danish Arts Foundation, DK (2009) gibi solo sergiler “Land Grab” – ApexArt, New York, ABD (2007), “Hard Revolution” – Potzdamer Platz, Berlin, Almanya (2006),
gibi sergilerde gösterildi. Sanatçı sanat mekanları yanında kitabevi ve alışmerkezleri gibi yarı-kamusal alanlarda çok sayıda mekana özgü projeler gerçekleştirdi.
Soren Thilo Funder’ın diğer çalışmalarına www.sorenthilofunder.com adresi üzerinden ulaşılabilir.

Comments Off

Modernizmi Renklendirmek

Sanatçı Josiah McElheny, Eylül başında New York’ta açılan sergisi “Kromatik Modernizm için Öneriler” ile modernist mimari ve tasarımı ve bu akımların ideolojik mirasını irdelemeye devam ediyor.

Comments Off

Açık Atölye Günü / Platform Garanti-Garanti Galeri / 07 Kasım

Platform Garanti’nin İstanbul Misafirleri Programı (İMP) kapsamında İstanbul’da yaşayan ve çalışan sanatçılar, atölyelerini ve üzerinde çalıştıkları projelerini sanatseverlere açıyorlar.
Bu yıl ikinci kez yapılan “Açık Atölye Günü”, 07 Kasım Cumartesi gerçekleştiriliyor. Etkinlikte, Jesper Alvaer, Atılkunst, Kalle Brolin, Soren Thilo Funder, İnci Furni, Witte van Hulzen ve Sander Breure, Sofia van der Linden, Francesco Mattuzzi, Barbara Musil [...]

Comments Off

OUTLET@HARPER’S BAZAAR

Sebnem Kırmacı

1-Outlet’i hiç bilmeyen birine anlatsanız nasıl anlatır- nasıl tanımlarsınız?

Outlet//İhraç Fazlası Sanat 2008 yılı Ekim’inde kurulmuş bir sanat mekanı. Sanat mekanı diyorum çünkü Outlet, hem galeri gibi çalışıyor hem de non-profit bir kısmı var. Temel meselesi; İstanbul’un sanat tartışmalarına yeni bir soluk getirmek, merkez-çevre ayrımı yapmadan sanatçılara ulaşmak ve daha önemlisi bugüne dek uluslararası bienallerde isimlerine rastladığımız Türkiyeli sanatçıların yerel sanat ortamında farklı bir dolaşıma girmelerini de sağlamak. 90’lardan bu yana, dolaşımı, yurtdışından yurtiçine doğru olan sanatsal akışın yönünü bozmak, dahası, merkez-merkezdışı tartışmalarını kulak ardı edip, risk almak üzerine çalışan bir sistem inşa etmek. En başta, sıradan bir galeri olmanın ötesine geçip, galeri nedir, nasıl çalışır, sanatçılarıyla nasıl ilişki kurar, nasıl sergiler yapar vs’yi yeniden tanımlama ihtiyacı duyduk. Yeni bir tarife ihtiyacımız vardı, çünkü varolan yapı potansiyel olasılıkları karşılamıyordu. Genç, sanata yeni başlamış ama cesur ve üretken insanların desteklenmeye ihtiyaçları vardı. Ama bunun da ötesinde, 90’lar ile 2000’leri birbirine bağlayacak güçlü ve inandırıcı bir çağrı kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Outlet, bu ihtiyacın duyulur olduğu bir zamanda temellerini atmaya başladı. Ve geçtiğimiz yılın Ekim ayında da ilk sergimizle birlikte açılışını yaptı.

Bir yanda, kısıtlı galeri sistemi içinde çalışan ve bu sistem dışında görünür olmayan bir azınlık, öte tarafta, galerilerden uzak duran ama dünyanın dört bir yanında sergilere davet alan sanatçılar var. Biz, hem üretimi Türkiye dışında da kabul gören, hem de ulusal düzlemde tanınması gereken, Türkiye sanat tarihini yazan sanatçılarla çalışmak, onlara Türkiye’de de hak ettikleri değeri vermek amacını güdüyoruz. Bu anlamda, herkes için geç kalmış bir çabayı da gün yüzüne çıkarttığımızı düşünüyorum.

2-Outlet’in kuruluş hikayesini anlatırmısınız? Nereden ve nasıl (hangi fikirlerle) yola çıktınız?

Outlet; biraz cesaret biraz da zorunlulukla atılmış bir adım. Ben 2004 yılından beri sanat yazarlığı yapıyordum ve art-ist güncel sanat dergisinin editoryal ekibinde yer almaktaydım. Radikal, Birgün, Sanat Dünyamız, Sabah gibi pek çok gazete ve dergide yazılarım yayınlanmaktaydı. Tüm bu yayınlar birer okul gibiydi ve çokça sanat insanıyla yüzyüze tanışmama vesile oldu. Ve zaman geçtikçe bir mekan gereksiniminden bahseder olduk. Doğrusu Outlet, bu ihtiyacın bir karşılığı gibidir. Bugün böyle bir mekanı var etmenin en temel gerekliliklerinden biri, müzayedeler ve yeni aile müzeleri arasında sıkışmaya başlayan sanat alanına bir nebze olsun nefes aldırabilmektir. Ne müzelerde yerini alacak kadar yaşlı ne de oturmuş galerilerin listesine girecek kadar genç olmayan çok sayıda insan için Outlet, üretimleri paylaşmaya imkan sağlayan bir mekan olarak çalışmaya başladı.

En başından beri Outlet, taze ve oldukça yenilikçi bir dil kurmaya çalıştı. Sanatçı seçimi de mekan seçimi de, isim seçimi de böyle bir yeniliğin ilk işaretlerindendir. Mekan seçimini ele alalım: Tophane semti, sanat haritasında bulmacanın eksik parçasıydı. Fındıklı-Beyoğlu hattı, yani İstanbul Modern’i İstiklal Caddesi’ne bağlayan cadde sanatsal açıdan geçtiğimiz yıla dek dikkat çekmemişti. Bir yanda Hafriyat ve Depo öte yanda İstanbul Modern, tepede ise İstiklal Caddesi’ni düşündüğünüz bir üçgenin tam ortasında Tophane yer alıyor. Bu açıdan buranın keşfi bir zorunluluktu. Ancak tabi ki, bu alana gelişimiz çok kolay olmadı. Outlet, önceden bir esnaf lokantasıydı ve içini tamamen yıkıp yeniden yapmamız gerekti. Aylar süren bir hazırlık sürecinden sonra ise karşımıza “mahalle” ve “mahalleli” olguları çıktı. Bugüne dek, pek çok sanat mekanının yerleştiği semtlerde hiç çıkmayan sorunlarla yüzleştik. Hoş, bu yüzleşmeler yeni keşifleri, arkadaşlıkları sağladı ama başta ne yaptığımızı anlamakta, kabullenmekte çokça zorluk çeken mahalleliyle ciddi bir kan uyuşmazlığımız oldu. Neyse ki şimdi durum çok daha parlak. Çevredeki elektrikçi, tesisatçı, emlakçı hepsi, sayıları giderek artan galerilerle çalışmaktan memnun. Sonuçta biz Tophane’ye akan sanat mekanlarının öncülerinden olduk. Ve sonuçta savaşa en önde girenler gibi, en çok mücadeleyi biz verdik.

3-Kurulduğu günden bugüne; zaman içinde Outlet nasıl yol aldı, nasıl gelişti, ne yöne doğru gitti? Şu anki duruşu nedir?

Outlet, çok heyecanla yola çıktı ve doğrusu heyecanımızı kaybetmemeyi önemsiyoruz. Geçtiğimiz bir yıl içinde, genç-yaşlı, ünlü-ünsüz, Türkiye’den ya da yurtdışından, merkezden ya da periferiden pek çok sanatçıyla çalıştık. Bu sanatçıların arasında Allora&Calzadilla, Adrian Paci gibi isimler de oldu, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşayan ve ilk sergilerini yaptığımız genç sanatçılar da… Sonuçta, 36 sanatçının katılımıyla hazırladığımız 5 grup sergisi, 4 proje alanı sergisi ile bir seneyi kapattık. Bir galeri için fazlasıyla yüklü bir programdı diyebilirim.

Sergiler programının dışında yayınlar yapmayı da çok önemsiyoruz. Geçtiğimiz sezon ‘Dersimiz Güncel Sanat’ isimli bir yayın çıkardık. Bu yayın, 2008 yılında Mimar Sinan Üniversitesinde verdiğim Sanat Sosyolojisi dersleri paralelinde düzenlediğim güncel sanat konuşmalarını içermektedir. 2008 yılına ait taze tartışmalardır hepsi. İsminden dolayı bu kitap, alana bir giriş niteliğinde görünmekte. Hem bu alanın uzmanları hem de konuya hiç aşina olmayan meraklılar yaz boyunca kitabı okudular. Eylül’de farklı disiplinlerden gelen insanlardan gelen yorumlar çokça kişinin bu kitabı yazın okuduğunu gösteriyor. Kitabın farklı alanlardan kişilere ulaşması tam da hedeflediğimiz, arzu ettiğimiz bir şey.

Eylül sergimizle birlikte iki yeni kitap çıkardık. Biri sergimizin bir parçası olarak tasarladığımız ve Ahmet İnsel’den Burak Arıkan’a farklı alanlardan 4 yazarın metinlerini ve sergi katılımcısı sanatçıların yapıtlarını içeren ‘Darbe’ kitabı, diğeri ise geçtiğimiz yıl yaptığımız tüm etkinlikleri kapsayan ‘Outlet Almanak’ı. Bu Almanak’ları her yıl çıkarmayı hedefliyoruz. Zira sanat alanı da toplumumuz gibi belleksiz. Yayınlar, belleği taze tuttuğu gibi, dönüp kendinize bir bakmaya ve geleceğe doğru adımlar atmaya da faydalı oluyor diye düşünüyorum.

Tüm yaz boyunca Almanak’ı hazırlamakla meşgul olduk ve dolayısıyla tekrar tekrar neler yaptığımıza baktık. Ve bu yıl için de kararlar aldık. Bu yılki en muhim kararımız, kişisel ve/ya 2 kişilik sergiler yapmak. Geçtiğimiz yıl genel bir çerçeve sunduk sanatsal yaklaşımımıza ilişkin, bu yıl ise sanatçılara, yapıtlarına, her bir sanatçının yaklaşımına daha derinleşerek bakmayı mümkün kılmak istiyoruz. Sanatçıların farklı dönemlerden yaptıkları işleri de, sadece Outlet için hazırladıkları projeleri de bu yılki programa dahil ettik. Sonuçta duruşumuz, sanata bakışımızda bir farklılık yok. Sadece; sergilere odaklanan bir yaklaşımdan sanatçılara ve çalışmalarına odaklanan bir yaklaşıma daha ağırlık vereceğiz.

4-En başından itibaren yer verdiğiniz etkinliklerden yola çıkarak örnekler vererek Oulet’in haritasını-konumunu anlatsanız? Dönüm noktalarını?

Outlet’le ilgili en hoş yorumu sanat yazarı Mahmut Koyuncu yapmıştı aslında. Koyuncu, ilk sergimizden sonuncuya dek, sergi isimlerini yanyana getirmiş ve ortaya çıkan cümleyi yorumlamıştı. “NORMAL OLMAYI REDDEDİYORUM derhal ACİL ÇIKIŞ arıyorum, YARATICI bir YIKIM’la KİŞİLİK KRİZİ’ne tutuldum ama TELAŞA MAHAL YOK … vamos bien*…” Bu isimsel manifestoyu, 68’den anarşizan esintiler taşıyan ve üzerine kişiselliği dayatan bir rahatsızlık, harekete geçme çağrısı olarak yorumlamıştı, çok da haksız sayılmaz.

Biz, klasik bir galeri değiliz ama bir sanatçı insiyatifi de değiliz. Ama bugüne kadar rahatsızlığını duyduğu şeyleri/sıkıntıları dile getirmekten korkmayan bir galeriyiz. Dünyanın önde gelen sanat aktörlerinden Hans Ulrich Obrist, René Block, Hou Hanru, WHW, Katrin Rhomberg yanısıra Tate Modern, Center Pompidou vb merkezlerin yöneticileri, küratörleri ve tabi onlarca koleksiyonerler Outlet’i ziyaret etti. Türkiye’den ve Avrupa’dan pek çok sanat okulu öğrencisi Outlet’in yıl boyu yaptığı sergileri ziyaret etti. Bilgi, İstanbul, Kadir Has, Kültür, Marmara, Mimar Sinan, Yeditepe Üniversitesi sanat ve tasarım öğrencileri Outlet’le ilgili projeler hazırlayıp yıl boyunca sunumlar yaptılar.
Outlet sergilerinde yer alan sanatçılar; Nilbar Güreş, Nevin Aladağ ve Erkan Özgen 11.Uluslararası İstanbul Bienali’ne davet aldılar. Çok yakın zamanda, Berlin’de yer alan ve Rene Block’un yönettiği Tanas’ta, Outlet’in sanatçılarının pek çoğunun yer alacağı bir sergi olacak. Sanatçılarımızın yapıtlarından oluşan bir seçki, Center Pompidou’da sergilenecek. Önümüzdeki ay sanatçılarımız Fikret Atay ve Servet Koçyiğit Strasbourg Art Fair’de yer alacaklar. Ayrıca sanatçımız Fikret Atay bu yılki Liyon ve Alexandria Bienallerine davet aldı. Dolayısıyla pek çok farklı alanda kendimizi sınamayı önemsiyoruz.

5- Outlet 11. Bienale eş zamanlı olarak nasıl bir katkıda bulunmayı hedefledi?

Outlet’in bienal sergisi aslında hiç istemeden bienali tamamlayan bir sergi oldu. Hiç istemeden diyorum çünkü bizim bienale katkıda bulunmak ya da bienalin bu yılki kavramlarından yola çıkarak bir sergi hazırlamak gibi hedeflerimiz yoktu. Geçtiğimiz yıl açılış sergimizin nasıl olacağı belliydi. Dolayısıyla kurgulanmış bir paralellikten değil ancak tesadüften bahsedebiliyorum. Bienal bir biçimde, Türkiye’nin yakın coğrafyasına, Kafkaslara, Balkanlara ve Ortadoğu’ya ve tüm bu coğrafyalardaki tarihsel, politik, sosyolojik ve tabi ki sanatsal dönüşümlere odaklanıyor. Outlet’teki bienal sergisi ise, Türkiye’yi merkeze alarak darbe meselesini, sanatçıların gözünden-yorumundan ve bugünden değerlendiriyordu. Bienal’de Türkiye’ye ilişkin sorunlara fazla yer verilmemiş olması bir biçimde bizim sergimizi tamamlayıcı kıldı. 1980 darbesi ve sonrasında yaşananları uluslararası izleyiciye ve dolayısıyla geniş kapsamlı bir tartışmaya açmış olduk. Asıl amacımız, bugün rahatsızlığını duyduğumuz pek çok sorunun geçmişin çözülmemiş düğümlerinden kaynaklandığını genç izleyiciye fark ettirmekti.

6- İstanbul’un çağdaş sanat kurum, insiyatif yada benzeri oluşumlardan hangilerini beğeniyor, destekliyorsunuz? Hangilerinin şehrin kültürel hayatında önemli bir yeri olduğunu düşünüyorsunuz?

İstanbul çok hızlı değişen bir yer. Her gün yeni şeyler oluyor. Mekanlar açılıyor, kapanıyor, geçici sergiler, kişiler görünür olup kayboluyor. Aralarında oldukça iyi amaçlarla hareket eden de var, sadece günü kurtarmaya çalışan da. 2010 Avrupa Kültür Başkenti meselesini düşünün mesela. İstanbul için gayet kalıcı, önemli bir alt yapı çalışması yapılabilecekken, Ramazan festivali, Avrupa meydanlarında halay showları gibi olabilecek en gereksiz etkinliklere paralar dökülerek, kamunun hakkı olan para harcandı. Dolayısıyla şehrin kültür hayatının çehresini değiştirebilecek önemli bir değişimden mahrum kalındı. Ya da yılan hikayesine dönen AKM’yi düşün. Tüm bu tuhaflıkları desteklemek mümkün değil tabi. İstanbul’da hareketlenmekte olan bir sanat ortamı var. Ve bu ortamın en önemli mimarlarının başında Platform geliyor. Daha kimse bu meselelerle ilgilenmez, yatırım yapmazken Platform hem residency, hem sanatçı konuşmaları hem kütüphanesiyle bir boşluğu doldurdu. Yeni inisiyatiflerden BAS, PİST bana çok sağlam adımlarla hareket ediyor görünüyor. Yüksek kalitede işler çıkarıyorlar. Hafriyat zaman zaman son derece etkide bulunabilen işler çıkarıyor. Biz bu saydığım mekanlardan hiçbiri gibi çalışmıyoruz ama hepsinin yaptıklarını ilgiyle takip ediyoruz.

Comments Off

Zekai Ormancı Anısına… /// Mine Sanat Galerisi /// 6 Kasım – 6 Aralık

Mine Sanat Galerisi’nin kurulmasına önemli bir katkısı olan Ressam Prof. Zekai Ormancı’nın 2008 yılının Nisan ayında aramızdan ayrılması bizleri derinden üzdü. Kıymetli sanatçımızın anısına 6 Kasım – 6 Aralık 2009 tarihleri arasında galerimiz Nişantaşı mekanında eserlerini ve atölyesinden sürpriz görselleri sizlere sunacağız.
Sanatçımızın Türk resim sanatındaki önemini sanatseverlerimize tekrar hatırlatmak, unutturmamak ve böylece genç sanatçılarımıza örnek [...]

Comments Off

Zekai Ormancı Anısına… /// Mine Sanat Galerisi /// 6 Kasım – 6 Aralık

Mine Sanat Galerisi’nin kurulmasına önemli bir katkısı olan Ressam Prof. Zekai Ormancı’nın 2008 yılının Nisan ayında aramızdan ayrılması bizleri derinden üzdü. Kıymetli sanatçımızın anısına 6 Kasım – 6 Aralık 2009 tarihleri arasında galerimiz Nişantaşı mekanında eserlerini ve atölyesinden sürpriz görselleri sizlere sunacağız.
Sanatçımızın Türk resim sanatındaki önemini sanatseverlerimize tekrar hatırlatmak, unutturmamak ve böylece genç sanatçılarımıza örnek [...]

Comments Off

Devabil Kara /// Dilin Söyleyemedikleri /// Pg Art Gallery /// 12 Kasım – 9 Aralık

Devabil Kara 2006 yılında gerçekleştirdiği ‘4. Katman’ sergisinin ardından, son dönem çalışmalarının yer aldığı ‘dilin söyleyemedikleri’ başlıklı sergisiyle yeniden Pg Art Gallery’de izleyici ile buluşuyor.
Sanatçının bu sergisinde ilk kez, resim çalışmalarının yanında bir de heykel çalışması yer alacak. ‘Beyaz Balina’ adlı bu heykel, sanatçının daha önce iki boyutlu olarak tasarladığı eserlerinin üç boyutlu uygulaması olarak [...]

Comments Off

İpek Duben: Bir Seçki 1994-2009 /// AkSanat Beyoğlu /// 18 Kasım – 2 Ocak

İlk kişisel sergisini 1979 yılında Istanbul’da açan İpek Duben’in İpek Duben: Bir Seçki 1994-2009 adlı sergisi son onbeş yıllık üretiminin sanatçı kitapları ve yerleştirmeler üzerine yoğunlaşan bölümünü kapsıyor.
1991-2001 yıllarında New York’ta yaşayan sanatçı bu dönemde başladığı ve izleyen yıllarda yoğunlaşarak sürdürdüğü sanatçı kitapları ve yerleştirmelerinde kimlik, cinsiyet, göç, kültürel önyargılar gibi konuları eleştirel bir perspektifle [...]

Comments Off

Sanatın Güncesi /Devrimci politik tavrın nostaljisi

Bu güne kadar gerçekleşen en politik içerikli Bienal kapsamında düşünülebilir, 11.Uluslararası İstanbul Bienali. Politikanın, devrimci kimliğin ve söylemlerinin günümüze dek süregelen yankılarının hafızalarımızda yenilenmesi, sa…

Comments Off