Posts Tagged: sanatç


25
Feb 10

“BEDRİ BAYKAM’IN DÜNYASINDAN…” SERGİSİ SAİNTE PULCHERİE OKULUNDA

Sainte Pulchérie, “Festival de la francophonie” (Fransız Dili Festivali) kapsamındaki, etkinlikleri çerçevesinde, ünlü Bedri Baykam’ın işlerini sergiliyor.

163 yıllık köklü bir kurum olarak, okulda 2009’dan beri sergiler açan Sainte Pulchérie, bu şekilde kültürel etkinlikleriyle hem öğrencilerine, hem de İstanbullu sanatseverlere hizmet etmiş oluyor. Okul daha önce bünyesindeki etkinliklerde İdil Biret, Ayla Algan, Nedim Gürsel gibi sanatçı ve aydınları da konuk etti.

Türk Çağdaş Sanatının yıllardır yurtiçinde ve yurtdışında en çok tanınan isimlerinden olan Bedri Baykam, gerek sergileriyle, gerek sosyal duyarlılıklarıyla sürekli gündemde olan bir sanatçı. 1957 Ankara doğumlu sanatçı, 6 yaşından itibaren tüm dünyada açtığı sergilerle “Harika Çocuk” olarak tanındı. Daha sonra 12 yıl Paris ve California’da yaşayan sanatçı, halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Uluslararsı Plastik Sanatlar Derneği’nin Başkanı. 111 kişisel sergi açan Baykam’ın yayınlanmış 21 kitabı bulunuyor.

Sainte Pulchérie’deki sergisinde Baykam’ın değişik dönemlerinden tualler, kolajlar ve bazı desenlerin yanı sıra, sanatçının son iki yılda Monaco’dan Londra’ya, San Francisco’dan Berlin’e sergilendiği her ülkede büyük ses getiren lens tekniğiyle gerçekleştirdiği 4-D işlerinden örnekler yer alıyor.

Sainte Pulchérie, ”Od’A-Ouvroir d’Art” galerisinde
ziyaret saatleri : Pazartesi – Cumartesi
9.00 – 18.00 arası (Çarşamba günü hariç)

Küçükparmakkapı, Çukurluçeşme Sokak No 7 Beyoğlu Istanbul
www.sp.k12.tr


11
Feb 10

Sanat kolektifi olmamayı seçmek: 16 Beaver

Katılımcı sanat pratiklerine dair yeni kategoriler üretmeye yeltendiğimiz bugünlerde, New York merkezli 16 Beaver grubu kolektif pratikleri yeniden tanımlıyor; iki sanatçı tarafından kurulmuş olsa da grup bir sanatçı kolektifi olarak tanımlanmayı reddediyor. http://www.boltart.net/sanat-kolektifi-olmamayi-secmek-16-beaver/

22
Jan 10

SERPİL ODABAŞI- KATİLİ MÜBAH SERGİSİ

“… anladım ki “azınlık” olan herkes, hayatın ve dünyanın neresinde olursa olsun, neresinde durursa dursun nihayetinde “azınlıktır” ve en küçük bir ayrıntıda sıradan bir kıvrımda veya alalade bir diyalogda bunu bir “yazgı” gibi taşımak zorunda oldugunu bazen yüreği sızlayarak bazen sarsılarak bazen de öleyazarak kavrar” (Baki Koşar “Kilidi Sırlı Anahtar”)

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği’nin bu yıl ikincisini düzenlediği “ Baki Koşar Nefret Suçlarıyla Mücadele Haftası” Etkinliklerinde, Ressam (Güncel Sanatçı) Serpil Odabaşı’nın “Kat(i)li Mübah” sergisi de yer alıyor. Goethe İnstitut – Alman Kültür Merkezi-deki sergi, “Transfobi, Homofobi, Nefret Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyetçilik” başlıklarında enstalasyon ve illüstratif işlerden oluşuyor.

Çalışmalarıyla günümüz aktivist sanatçıları arasında öne çıkan isimlerden biri olan Serpil Odabaşı, fırçasıyla bir kez daha sistemin kuşatması altındaki bireylere, sosyal yapıların kıskaca aldığı hayatlara değiyor. Sanatçı , güçlü ironik biçemiyle; “mutlu yuvalar”ın temellerinden, “kat(i)li mübah” sayılanların unutturulmak istenen suretlerine uzanan geniş bir yelpazede, günümüz Türkiye’sinin sosyal ilişkilerini eleştirel bir mercekten geçiriyor.

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği, Politik illüstratif anlatım işlerinden oluşan bu sergiye İzmir’de yaşayan herkesi davet ediyor.

Serpil Odabaşı Hakkında;
1975’te Diyarbakır’da doğan Serpil Odabaşı, Gazi Üniversitesi M.Eğitim Fakültesi Resim Bölümü çıkışlı. Üç yıl Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda çalışan Odabaşı, bu sürecin öncesi ve sonrasından beri hak ihlalleriyle ilgilenen biri. Savaş , otorite ve seksizm karşıtı, mizahla ilgili bir isim olan sanatçının ironik bakış açısı resimlerine de yansıyor. Resim öğretmenliği, karma-kişisel sergiler derken çeşitli organizasyon, kolektif, dergi ve fanzinlere özel çalışmalarda da destek sağlayan sanatçı Ankara’da, Atina’da, İstanbul Hafriyat’ta ve Diyarbakır Keçiburcu galeride kişisel sergiler açtı. Çeşitli karma sergilere katıldı. (Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesidir)
Tarih:06-20 SUBAT 2010
Adres:GOETHE INSTITUT IZMIR SERGI SALONU


15
Jan 10

Soğuk Element

Günümüz insanlığının, varolma nedenini borçlu olduğu sanayileşme süreci artık yerini “teknoloji ve enformasyon dönemi”ne, uzantısı olarak da “enformasyon toplumuna” devretmektedir. Sanayileşme sürecinde; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yaşanan değişim ve dönüşüm, olağanüstü bir ivedilik ile oldukça etkili bir biçimde enformasyon toplumunda yaşanmaktadır.

Sanayi sürecinin zayıflayan etkisi, vasıfsızlaşan makine, araç-gereç, yapı gibi enstrümanları birer işlevsiz kalıntıya dönüştürerek, atık sahaya terk edilmiş çöpe dönüştürmektedir. Yaşam alanlarında yer tutan ve üretimden tüketime her türden eylemlilikte dinamik bir katkı sunan küçük ya da orta ölçekli işletme, ofis, ajans gibi iş yerleri artık bulundukları mevkileri kaybederek “homeoffice”e, devasa kurulum alanları olan fabrikalar; alışveriş merkezi, kültür sanat yerleşkesi ya da atıl alanlara dönüşmekte. İçinde bulunduğumuz dönem, bu dönüşümün ve trajik terk edişlerin henüz başlangıç aşamasıdır.

Kaldı ki her şeyin hızla tüketildiğine dair gelişen cılız tanıklık, henüz ortak bir bilincin oluşumunu gerçekleştirecek düzeyde değildir. Bu süreç ilerledikçe aranacak olan atık saha bütün yaşam alanlarını kapsayacak denli bir tehdide dönüşecektir. Doğanın, kendi seleksiyonu sayesinde -ya da herhangi faktörel bir katkı ile- dönüşümle ilgili kendi zanaatini uygulayabilmesi bu büyük “soğuk element” yığını karşısında mümkün olmayacaktır.

Günümüz tanıklığında bu sorunsalın tartışılmadığı, irdelenmediği, çok yönlü bir incelemeyle ele alınmadığı bir zafiyet hakimken, öncelikli tema sanatta birer içerik olarak izleyiciye yansıtılmaktadır. “Sanatın ölüme karşı direnci”* aslında henüz oluşmamış bilincin gelişimini bekleme eylemidir. Bu direnç; bir sanat yapıtında işlenen gerçekliğin sanatsal yansımasının içeriği olarak da gösterilebilir. İçerik, kimi zaman naif bir iletimle gerçekliğin imgesel bir maddeye dönüşmesinden doğan bilinçli bir uygulama olarak kendiliğinden, kimi zamanda farkındalıksız bir biçimde içerikdışı güncel bir kaygıyla sanat eserine yansır. Haliyle içerik yaşamın yansıması olarak karşımıza çıkar.

Buradaki yansıma nesnel bir gerçeklikten değil, sanatçının kendisinin görmüş olduğu yaratıcı ve ideolojik düzlemde yeniden ele aldığı ve yorumladığı gerçekliktir. Bir sanat eserinin içeriği, özelde her sanatsal imgenin salt maddesi gibi nesnel bir öğeyi, yaşamı ve öznel bir yanı, sanatçının dünya görüşünü (vizyon) kapsar. Sonuç olarak karşımıza çıkan eser, gerçek yaşamın kimi yüzleri yanında, sanatçının iç dünyasını da nesnelleştirir. “Soğuk Element” başlığı altında bir araya gelmiş olan sanatçıların, bu sergide buluşan çalışmalarının içerik kaygıları da aynı eksendedir. Sanatçılar, kendi öznel aktarımları, yaratıcılık ve yorumları ile bu sancılı geçiş döneminden belleklerde kalacak olan ikonografik moda figürlerinin dolaştığı sistematik mekanları, soğuk hastane odalarını, savaş coğrafyaları ve enstrümanlarını, sanayi atığı yapı ve araçlarını ayrı düzlemlerde sanatsal birer imge olarak yansıtmaktalar.
* Gilles Deleuze
ERKAN DOĞANAY

Katılan Sanatçılar: Ercan Akın, İsmet Değirmenci, Ali Elmacı, Seçil Erel, Çınar Eslek, Burcu Perçin, Coşkun Sami, Şevket Sönmez, Serkan Yüksel, Semih Zeki

Küratör: Erkan Doğanay
Proje Asistanı: Hazal Gençay

Akademililer Sanat Merkezi
Balo Sokak No:37 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 212. 245 02 29 www.akademililer.com
beyogluakademililer@gmail.com


13
Jan 10

BBC Serhat Köksal’ı keşfetti

BBC’nin efsanevi sunucusu John Peel, şehrin yeraltı müzik sahnesini keşfetmek için geldiği İstanbul’da doğrudan  Serhat Köksal (nam-ı diğer 2/5 BZ)’ı fark etti. Yani, banal Türk melodramlarıyla aksiyon filmlerinin, türkülerle ise derinden gelen elektronik casio melodilerinin iç içe geçtiği görsel/işitsel kolajlar gerçekleştiren İstanbullu bir sanatçıyı. Köksal’dan çok etkilenen Peel, Londra’daki radyo programında 2/5 BZ’nin parçalarını düzenli olarak çalmaya başladı ve her seferinde ”Türkiye’de dinlediğim müzikler arasında favorim 2/5 BZ” demeyi de ihmal etmedi.

1982 doğumlu Serhat Köksal, ”ilk tamamlanmış işi” olarak tanımladığı ”Pin Pon Oynayan Adamlar ve Ajda Pekkan Süperb..ktanadam’a Karşı”yı henüz 14 yaşında tamamladı. O dönemleri, kablolu televizyonun Türkiye’ye gelişi ve devletin bilgi üzerinde kurduğu otoritenin yıkıldığı zaman olarak hatırlıyor Köksal ve ekliyor ”tam bir popüler kültür bombardımanı gibiydi!”. O günlerde televizyonda gördüğü her şeyi kaydeden sanatçı, bu klipleri kendi gerçekleştirdiği performanslara yediriyor. Devlet tarafından desteklenen ve yayınlanan Türkiye görüntülerini, İstanbul’un bit pazarlarından bulduğu 16 mm’lik kısa filmlerle üst üste bindiriyor. Bu birbiriyle tamamen alakasız görüntülerden oluşan kolajlar ise giderek karmaşık ve hatta semfonik hale gelen görsel / işitsel performanslara dönüşüyor.

Köksal’ın Uluslar arası müzik sahnesinde belirişinde de bir miktar ironi var aslında. John Peel çekici ve sabır isteyen türdeki müziklerin iflah olmaz bir destekçisi olduğundan, 2/5 BZ’ye bir hayli arka çıktı. Ancak Köksal’ın beste ve performanslarına verdiği isimler (”No Cultural Pipeline No Energy Dialogue” veya ”No Turistik No Egzotik”), müzik eleştirmenleri tarafından biraz fazla acımasız bulundu. Bu süreç içinde, Köksal’ın işleri tam da eleştirdiği şey tarafından gayet uygun biçimde şekillendirilmeye başladı: sanatçılar ve eserlerini egzotik amblemlere dönüştüren küresel bienaller.

Yanısıra, Serhat Köksal geçtiğimiz sene Uluslararası Tahran Gezici Bienali’nin yola düşmesine de öncülük etti. Berlin, Istanbul ve Belgrad’dan sonra Gezici Bienal’in sonraki durağı ise Beyrut. Çalışmalarına devam eden sanatçı, son olarak Gözel adını verdiği tek kişilik bir plak şirketi kurdu. Gözel, multimedya alanda görünür kılınan CD, DVD, fanzinler, posterler ve kasetler yayınlamak üzere çalışmalara başladı.

http://www.myspace.com/2serhat5bz


11
Jan 10

”Tarihsel Belleğin Kimliği: Doğu Avrupa’dan Güncel Fotoğraf” sergisi İtalya’nın Modena kentinde açıldı

”Tarihsel Belleğin Kimliği: Doğu Avrupa’dan Güncel Fotoğraf” sergisi İtalya’nın Modena kentindeki Ex Ospedale Sant’Agostino Müzesi’nde 13 Aralık 2009 tarihinde açıldı. 14 Mart 2010 tarihine kadar açık olacak sergide Türk sanatçılar Banu Cennetoğlu ve Fikret Atay’ın aralarında bulunduğu 29 sanatçının eserleri sergilenecek.

Küratörlüğünü Filippo Maggia’nın üstlendiği sergi, Fondazione Cassa di Risparimo di Modena‘nın koleksiyonunda yer alan fotoğraf, video ve film çalışmalarını içeriyor. Toplam 18 doğu Avrupa ülkesinden 150′den fazla eseri izleyiciyle buluşturacak olan sergi, küratör Maggia’ya göre son yıllarda Doğu Avrupa’nın geçirmekte olduğu değişime tarafsız biçimde ayna tutma girişiminde bulunuyor.

Bilgi: info@mostre.fondazione-crmo.it

www.mostre.fondazione-crmo.it


11
Jan 10

Roeki Symons ‘no side effects’

ROEKI SYMONS
’no side effects’
22 Ocak – 27 Şubat 2010

Hollandalı sanatçı Roeki Symons ‘no side effects’ başlıklı sergisiyle Pg Art Gallery’de izleyicilerle buluşuyor.

Sanatçı, günlük hayatın karmaşasında gözden kaçan, ama aslında büyük bir sorunsalın ardına gizlenmiş küçük detayları kendine has anlatım diliyle sunuyor. Enstalasyon, fotoğraf, resim gibi farklı disiplinlerdeki anlatım biçimlerini işlerine dahil eden Symons’ın, Türkiye’deki ilk kişisel sergisinde ‘no side effects’ adlı enstalasyonunun yanı sıra fotoğraflarından bir seçki de yer alacak.
Enstalasyon, mekanın tabanını kaplayan yüzlerce boş ilaç paketi ve fotoğraftan meydana geliyor. Yan yana dizilmiş beş benzer görüntüden oluşan fotoğrafta, kendisini küvetin içinde suya gömülmüş olarak görüntüleyen sanatçı, ilaç paketlerindeki hapları kendi bedeniyle simgeleştiriyor. Symons, bu serideki işlerinde, modern dünyanın kaosunda ilaçlardan medet uman ve birer hap gibi yutturulmak istenen şablon hayatların içine hapsolan insanların yaşamlarına gönderme yapıyor.

Daha önce İstanbul, Ankara ve Yesemek’te düzenlenen karma sergilerle de Türkiye’deki izleyicilerle buluşmuş olan sanatçının eserleri pek çok uluslararası sergide yer almıştır.


8
Jan 10

Antoni Muntadas Konuşması / A Talk by Antoni Muntadas

Antoni Muntadas Konuşması

13.01.2010 Çarşamba 18.30

BAS
Nuri Ziya Sokak No 7 Beyoğlu İstanbul TR

info@b-a-s.info
www.b-a-s.info
http://basbent.blogspot.com/

BAS olarak, sanatçı kitapları ve basılı malzeme alanında, güncel ve lokal üretim, uluslararası dağıtım ve koleksiyon üzerine çalışıyoruz. Buna ek olarak 2010 – 2011 döneminde bir dizi konuşma ve sergi gerçekleştireceğiz. Bu seri ile pratiğinin bir parçası olarak basılı malzemeyi kullanmaya 70’li yıllarda başlamış, günümüze kadar sürdürmüş veya sürdürmekte olan sanatçılarla birlikte “sanatçı kitabı” meselesine tarihsel ve eleştirel olarak bakabilmeyi istiyoruz.

Dizinin ilk etkinliği 15 Aralık 2009 – 13 Ocak 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sol LeWitt’in Sanatçı Kitapları sergisi oldu. Bu bağlamda ilk konuşmacı Antoni Muntadas olacak.

Muntadas sansür, arşiv, kayıt, çeviri, aktarım, uyarlama konularına sosyal ve politik durumlar üzerinden bakan bir sanatçı. İşlerinde çoklu ortam teknolojilerinin yanısıra basılı malzemenin önemli bir yeri var.

1971 yılından beri New York’da yaşamakta olan Antoni Muntadas, Sol LeWitt ve aktivist, yazar, sanat eleştirmeni Lucy Lippard başta olmak üzere, bir grup sanatçı tarafından New York’da kurulan, basılı malzeme ve sanatçı kitapları üzerine çalışan Printed Matter’dan, sanatçı Ulises Carrion tarafından Amsterdam’da kurulan Other Books and So’dan ve 1974 yılında sanatçı grubu General Ideas tarafından Toronto’da kurulan Art Metropole’den bahsedecek. Ayrıca önemli bulduğu sanatçı kitaplarından bir seçki hazırlayacak.

Tüm bu üretimler üzerinden bir kamusal alan olarak basılı malzemeye; toplama, yayma, yayılma ve dahil olma sistemlerine bakmaya çalışacağız.

Konuşma Sol LeWitt sanatçı kitapları sergisinin son günü olan 13 Ocak 2010’da BAS’ın yeni mekanında gerçekleşecektir.

*Konuşma ingilizce, mekan küçük olacaktır. Kesin yer için: info@b-a-s.info

Antoni Muntadas 1942 yılında Barselona’da doğdu. Halen The Massachusetts Institute of Technology (MIT) Görsel Sanatlar Program’ında misafir profesör olarak görev yapmaktadır. Işleri Venedik Bienali, Documanta VI ve X, Sao Paulo, Lyon, Whitney ve Havana Bienalleri, New York Modern Sanatlar Müzesi, Kalifornia Berkeley Sanat Müzesi dahil olmak üzere birçok müze ve bienalde sergilendi. Guggenheim ve Rockefeller bursları yanısıra 1995 yılında ‘The File Room’ isimli işi ile Ars Electronica Onur Ödülü’nü aldı. Bu çalışma, 1994 yılında başlayan ve halen devam eden, sansür vakalarından oluşturulmuş bir veritanı projesidir. Antoni Muntadas, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ‘İstanbul’da Yaşıyor ve Çalışıyor’ projesinin de davetlisidir.

BAS, The Marmara Hotels and Residences, BEK, Ofset Yapımevi ve İstanbul Sanat Araştırmaları Derneği tarafından desteklenmektedir.


6
Jan 10

Rijksakademie Artist Yerleştirme Programları : Son Başvuru 1 Şubat 2010

Kral III. William’ın 1870’de kurduğu Rijksakademie, uluslar arası duruş imajını sağlayan bir sanatçı sığınağıydı. Bugün ise Rijksakademie, yetenekli öğrencileri uluslar arası seviyede yetismelerini sağlayan bir laboratuvar niteliğindedir. Dünyanın bütün köşelerinden gelen, kabuklarından yeni dışarı çıkan profesyonel sanatçı adaylarına bir laboratuvar gibi hizmet etmeye odaklanmıştır. Sanatçıların gelerek, iki sene araştırma, üretim, proje deneyimleme gibi konularla ilgilendikleri ve bunları yaparken de kullanabilecekleri yaklaşık 50 adet stüdyonun da sahibi. Geniş proje alanları, grup şovlar yapacak olan artist gruplari ve ortaklaşa projeler için de kullanılabilmekte.

Programa katılan yerleşimciler, artistik, teknik ve teorik konularda desteklenmektedirler. Sanatçılar, teorisyenler ve diğer danışmanlar, program katılımcılarını kendi özel stüdyolarında ziyaret etmektedir. Danışmanlar, bir çok farklı kıta, kültür ve kuşaktan gelmekte ve farklı bakış açıları sunmaktalar.  Sanat ve topluluklar arasındaki bağlantılarla açığa çıkan bunca dinamik çeşitlilik, çağdaş sanat pratiklerinin farklılığı ve çeşitliliğini yansıtmaya yarıyor. Ayrıca artistik ve teorik tavsiyelerin yanında, programlar yoğun studyo ve atölye çalışma kurslarını, büyük bir kütüphaneyi , sanatçıların belgesel ve sanat koleksiyonunun bulunduğu farklı olanakları da sunmakta (Uzmanlık Merkezi).

Katılımcı sanatçılar, video, film, heykel, baskı, fotoğraf, çizim, resim, ses ve yeni medya sanatları gibi bir çok farklı disiplini ve bu farklı disiplinlerin mimari, müzik, dans, edebiyat ve sinematografi gibi başka dallarla olan bağlantılarını takip edebilmekte ve deneyimleyebiliyorlar.

Her sene, 2000’den fazla kişinin baş vurduğu programa, her dönem sadece 25 civari sanatçı kabul edilmekte. Artist seçimlerindeki öncelikli kriteryalar, mükemmellik ve gelecekteki gelişmelerin olasılıkları. Sanat eğitimlerini tamamladıktan sonra katılımcı sanatçılar, genellikle 3-5 yıl içinde profesyonel sanatçı olarak çalışmalarına devam ediyorlar. Bu eğitim programının sanatçının kariyerindeki güçlü etkisi, kanıtlanmış bir gerçektir.  Bir sonraki yıl için yapılacak başvurular, her sene Şubat ayına kadar tamamlanmak zorundadır.

2011 Yerleştirme Programı İçin Başvurular

1 Aralık 2009 ve 1 Şubat 2010 tarihleri arasındaki başvurular, 2011 yılı Ocak ayı için başlıyacak döneme aittir. Tamamlanmış başvurularınızın 1 Şubat’a kadar elimizde olması gerektiğini hatırlatır, tamamlanmaış ya da geç başvuruların geçerli olmayacağını bildiririz.

Daha fazla bilgi ve başvurular için lütfen siteyi ziyaret ediniz : http://www.rijksakademie.nl/residency/uk_rs_aanmelding.htm


6
Jan 10

KENDİNE AİT BİR ODA+AJANDA 2009

Outlet, 12 Ocak’ta açılışı yapılacak yeni yılın ilk sergisinde Türkiye’den 8 kadın sanatçıyı konuk ediyor. İstanbul, İzmir ve Ankara’da yaşayan genç sanatçılar arasındaki ortak tema ve ayrışmaların görünür olması hedefleniyor. Outlet; farklı malzemeler kullanarak ürettikleri yeni yapıtlarıyla “gündelik hayatın sıradanlığına” odaklanan 8 sanatçının “Kendine Ait Bir Oda” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Necla Rüzgar (Ankara), Gökçe Erhan (İstanbul), İrem Tok (İstanbul), Gülcan Şenyuvalı (İzmir), Başak Özkutlu(İzmir) ve Outlet Proje Alanı’nda Atıl Kunst (İstanbul)’un çalışmaları izleyiciyle buluşuyor. İlk kuşak feminist hareketin başucu kitabını kendine temel alan sergi, Virginia Woolf’un izinden gidiyor. Woolf’un “Neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?” sorusuna verdiği “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın.” cevabını düstur ediniyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin dayattığı yaşam içinde, sanatçıların yarattığı “kendine ait oda”ları izleyiciye açıyor. “Kendine Ait Bir Oda” 12 Ocak 2010’dan 20 Şubat 2010’a dek Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-18.30 saatleri arasında Outlet//İhraç Fazlası Sanat ‘ta görülebilir.