Posts Tagged: Sanat Merkezi


15
Jan 10

Soğuk Element

Günümüz insanlığının, varolma nedenini borçlu olduğu sanayileşme süreci artık yerini “teknoloji ve enformasyon dönemi”ne, uzantısı olarak da “enformasyon toplumuna” devretmektedir. Sanayileşme sürecinde; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yaşanan değişim ve dönüşüm, olağanüstü bir ivedilik ile oldukça etkili bir biçimde enformasyon toplumunda yaşanmaktadır.

Sanayi sürecinin zayıflayan etkisi, vasıfsızlaşan makine, araç-gereç, yapı gibi enstrümanları birer işlevsiz kalıntıya dönüştürerek, atık sahaya terk edilmiş çöpe dönüştürmektedir. Yaşam alanlarında yer tutan ve üretimden tüketime her türden eylemlilikte dinamik bir katkı sunan küçük ya da orta ölçekli işletme, ofis, ajans gibi iş yerleri artık bulundukları mevkileri kaybederek “homeoffice”e, devasa kurulum alanları olan fabrikalar; alışveriş merkezi, kültür sanat yerleşkesi ya da atıl alanlara dönüşmekte. İçinde bulunduğumuz dönem, bu dönüşümün ve trajik terk edişlerin henüz başlangıç aşamasıdır.

Kaldı ki her şeyin hızla tüketildiğine dair gelişen cılız tanıklık, henüz ortak bir bilincin oluşumunu gerçekleştirecek düzeyde değildir. Bu süreç ilerledikçe aranacak olan atık saha bütün yaşam alanlarını kapsayacak denli bir tehdide dönüşecektir. Doğanın, kendi seleksiyonu sayesinde -ya da herhangi faktörel bir katkı ile- dönüşümle ilgili kendi zanaatini uygulayabilmesi bu büyük “soğuk element” yığını karşısında mümkün olmayacaktır.

Günümüz tanıklığında bu sorunsalın tartışılmadığı, irdelenmediği, çok yönlü bir incelemeyle ele alınmadığı bir zafiyet hakimken, öncelikli tema sanatta birer içerik olarak izleyiciye yansıtılmaktadır. “Sanatın ölüme karşı direnci”* aslında henüz oluşmamış bilincin gelişimini bekleme eylemidir. Bu direnç; bir sanat yapıtında işlenen gerçekliğin sanatsal yansımasının içeriği olarak da gösterilebilir. İçerik, kimi zaman naif bir iletimle gerçekliğin imgesel bir maddeye dönüşmesinden doğan bilinçli bir uygulama olarak kendiliğinden, kimi zamanda farkındalıksız bir biçimde içerikdışı güncel bir kaygıyla sanat eserine yansır. Haliyle içerik yaşamın yansıması olarak karşımıza çıkar.

Buradaki yansıma nesnel bir gerçeklikten değil, sanatçının kendisinin görmüş olduğu yaratıcı ve ideolojik düzlemde yeniden ele aldığı ve yorumladığı gerçekliktir. Bir sanat eserinin içeriği, özelde her sanatsal imgenin salt maddesi gibi nesnel bir öğeyi, yaşamı ve öznel bir yanı, sanatçının dünya görüşünü (vizyon) kapsar. Sonuç olarak karşımıza çıkan eser, gerçek yaşamın kimi yüzleri yanında, sanatçının iç dünyasını da nesnelleştirir. “Soğuk Element” başlığı altında bir araya gelmiş olan sanatçıların, bu sergide buluşan çalışmalarının içerik kaygıları da aynı eksendedir. Sanatçılar, kendi öznel aktarımları, yaratıcılık ve yorumları ile bu sancılı geçiş döneminden belleklerde kalacak olan ikonografik moda figürlerinin dolaştığı sistematik mekanları, soğuk hastane odalarını, savaş coğrafyaları ve enstrümanlarını, sanayi atığı yapı ve araçlarını ayrı düzlemlerde sanatsal birer imge olarak yansıtmaktalar.
* Gilles Deleuze
ERKAN DOĞANAY

Katılan Sanatçılar: Ercan Akın, İsmet Değirmenci, Ali Elmacı, Seçil Erel, Çınar Eslek, Burcu Perçin, Coşkun Sami, Şevket Sönmez, Serkan Yüksel, Semih Zeki

Küratör: Erkan Doğanay
Proje Asistanı: Hazal Gençay

Akademililer Sanat Merkezi
Balo Sokak No:37 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 212. 245 02 29 www.akademililer.com
beyogluakademililer@gmail.com


14
Jan 10

Bıyık Kedide de Vardır” ile Canan Şenol 21 Ocak’ta x-ist’te

BIYIK KEDİDE DE VARDIR

Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, 21 Ocak – 13 Şubat 2010 tarihleri arasında x-ist’te sergilenecek “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan yapıtlarında, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kuruyor.
“Haberleri duyuranlar, eserleri nakledenler ve zamanın olaylarını anlatanlar bildirirler ki” diye başlarmış eski doğu masalları. Bundan dolayı eskiden, masal anlatanlara “râvi” denirmiş. Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kurduğu “Vakvak Ağacı”nda yine “ravi” olarak karşımıza çıkıyor. “Vakvak Ağacı”, sanatçının, 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nde sergilenen ilk video-masalı “İbretnuma” gibi yakın Türkiye tarihine ait görsellerden oluşan bir video-animasyon.
Sanatçı, “Masal denince, her ne kadar gerçek dışı bir dünya tanımı aklımıza gelse de, aslında bir çeşit bellek aktarımı ve sözlü tarihe işaret eder masallar bana göre. Ve her masalda bir gerçek payı mutlaka vardır.” diyor.
İslam Mitolojisi’ne göre cehennemde bulunan, meyveleri insan kafası olan efsanevi bir ağaçtan adını alan “Vakvak Ağacı” aynı zamanda tarihsel bir olaya ismini vermiş bulunmakta. 1656 yılında Sultanahmet’te bulunan çınar ağacına o kadar çok adam asılmış ki bu ağaca “şecerei vakvak”, insanların bu ağaca asılmasıyla oluşan olaya da “vaka-i vakvakiye” denmiş. Şenol, Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleşen yeniçeri isyanından yola çıkıp yakın Türkiye tarihindeki askeri darbeler ile bağlantı kurduğu videosunda, anlatım olarak dokümanter bir yaklaşımı da kullanıyor.
“Bıyık Kedide de Vardır” sergisinde yer alan yapıtlar, bir yanı ile geçmiş ve bugün arasında bağlantı kurarken bir diğer yanı ile ise geçmiş ve bugün arasında karşılaştırma yapmak üzere kurgulanmış. Bu yapıtlardan bir diğeri de sanatçının, Halife Sultan’ın şeyh olma hikayesinden esinlenerek gerçekleştirdiği “Hünsa”; diğer bir deyişle “taşaklı kadın”. Güçlü kadınların ancak erilleştirilerek bir yerlere gelebilmesine örnek bu hikaye aracılığıyla yapıt, “normalleştirilme, meşrulaştırma” süreçlerinin, iktidar alanları tarafından nasıl ele alındığını inceliyor.
Sergide ayrıca sanatçının, ScopeBasel 2009’da sergilenen “Kusursuz Güzellik” adlı 7 yapıttan oluşan serisi ve “İbretnuma” videosundan karelerin yer aldığı minyatür çalışmaları da görülebilecek.

CANAN ŞENOL, 1970
1998 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde eğitimini tamamlayan Şenol, çeşitli rezidans programlarına katıldı. “Hicap” (Performans, Platform Sanat Merkezi, İstanbul, 2007), “Bahname” (Masa Projesi, İstanbul, 2007), “Perde Arkası” (Festival De Rode, Amsterdam, 2006), “Nihayet İçimdesin” (İstanbul, 2000) gibi sergileriyle İstanbul, Almanya ve Hollanda’da oldukça ilgi gördü. Ayrıca Contemporary İstanbul 08, Contemporary İstanbul 09, IFCA 13th International Festival of Computer Arts (Maribor), 9. Uluslararası İstanbul Bienali Misafirperverlik Alanı, ScopeBasel ArtShow 2009 ve 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nde yapıtları sergilendi. Sotheby’s 2009, Türk Çağdaş Sanatı Müzayedesi’nde yer aldı.


11
Jan 10

Belirsiz İstikametler / Indefinite Destinations

Belirsiz Istikametler

Açılış: 15 Ocak, 2010 / 18:30
Sanatçılarla Kahve Molası: 16 Ocak, 2010 / 12:30

Sanatçılar:
Mircea Cantor, Ergin Cavuşoğlu, Dani Gal, Alina Viola Grumiller, Basim Magdy, Bora Petkova, Kalin Serapionov, Stefanos Tsivopoulos, Mürüvvet Türkyılmaz, Katarina Zdjelar, Arthur Zmijewski, Sislej Xhafa.

Küratörler: Vessela Nozharova, Öykü Özsoy

Belirsizliğin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Çevremizde tutunabileceğimiz, inanabileceğimiz, bağlanabileceğimiz hiç bir şey kalmamış gibi hissediyoruz. Ancak aynı zamanda, dünyada varolan sistemlerin yeniden dönüşümüne tanıklık ettiğimiz ilginç bir zamanı paylaşıyoruz.

Esnek ve devamlı değişen bir yapıya sahip olan toplum insan ilişkilerini, farklı kişisel ilgi alanlarını, tutkuları ve arzuları içinde barındırır. Buna ek olarak, küresel ekonomik, politik ve kültürel koşullarla da kısıtlanmıştır. Bu durum, yani esneklik ile istikrar; düzen ile karmaşa ve bunların arasındaki nazik denge varolan çatışmanın temel unsurunu oluşturur.

Kapitalin sürekli akışı, bireylerin coğrafyalar arasındaki hareketliliği, internet ve farklı araçlar yoluyla devam eden iletişim, bir topluluğun parçası olma – kısaca aidiyet anlayışında – büyük değişiklik yarattı. Şimdi insanlar, aynı coğrafi bölgeyi paylaşmasalar bile, birden fazla topluluğa kendilerini ait hissediyorlar. Bu durum, ulusal ve bölgesel kültürün homojen tek bir kimliği yansıtmadığını da gösteriyor.

Belirsiz İstikametler dönüşüm kavramından yola çıkarak, değişen toplumu inceliyor. Konunun hayli geniş ve mümkün olan her durumu ele almanın güçlüğünün farkında olarak, birbirinden farklı konumlar seçen ve seçtikleri konuları incelerken izledikleri yollar kesişmeyen sanatçılar seçildi. Bazıları, birbirine bağlı ve diyalog içinde olabilir. Bazı işler doğrudan deneyimleri ve kurguyu yansıtırken; bazıları ise izleyiciyi farklı gerçeklikler üzerine düşünmeye teşvik edecek yeni düzenlemeler üzerine yoğunlaşacak. Günümüzde tüm bu problemlerle devamlı karşı karşıya geliyoruz ve izleyicileri ihtimaller üzerine düşünmeye teşvik etmek için aracı olmak istiyoruz.

Belirsiz İstikametler, Açık Toplum Vakfı, Anadolu Kültür, Art Affairs and Documents Foundation, Bulgaristan; Hollanda Kraliyeti İstanbul Başkonsolosluğu; Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi, İstanbul; St. Cyril and St. Methodius, Bulgaristan; Plovdiv Türkiye Konsolosluğu, Bulgaristan ve Türker Nakliyat desteği ile düzenlenmiştir.

www.depoistanbul.net


5
Jan 10

Yüksel Arslan’ın defterleri Yıldız’da

TÜRK sanat tarihi içinde önemli ve özel bir yeri olan sanatçılardan Yüksel Arslan’ın defterleri, YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi’ne destek için Yüksel Sabancı Sanat Merkezi’nde.

7 Ocak’ta açılacak sergide Yüksel Arslan’ın halen santralistanbul’da devam eden retrospektif nitelikli sergisine paralel olarak sanatçının defterlerine ait kayıtlar dijital ortamda yer alacak. 1961′den bu yana yaşamını Paris’te sürdüren Yüksel Arslan’ın sanatını ve düşünce dünyasını defterlerinden izlenebilir. Sergi 5 Şubat tarihine dek sürecek.


31
Aug 09

BM-SUMA 2009-08-31 20:03:00






***********************************************************************************
BELGRADE EXPERIENCE: THE OCTOBER SALON
September 10th – October 17th , 2009
Opening : 10th September . 18.00 – 20.00


The Belgrade Cultural Centre will present at the BM SUMA Contemporary Art Centre , the exhibition Belgrade Experince, which provides an overview of the five international October Salon exhibitions held so far.
For this brief survey, the curators selected works by ten Serbian artists, five of whom have received Salon awards, whose works of art corresponded the most to the theme of a particular Salon. At the same time, this representative sample includes recent works by mostly young Serbian artists under the auspices of the October Salon, which, owing to its having gone international, has stepped out of a narrowly-defined local narrative, showing that, despite all the seriousness and coming of age artistically in the course of hard times, the works of Belgrade artists are not dry and lacking in wit, but reflect all the complexity of the living nature of everyday life stories of the urban Artists:
Aleksandrija Ajduković and Maja Radanović (45th October Salon), Aleksandar Rafajlović and Marko Crnobrnja (46th October Salon), Zoran Naskovski and Art Fun Club (47th October Salon), ŠKART group and Ivan Zupanc (48th October Salon), Darinka Pop-Mitić, Ana Adamović and Raša Todosijević (49th October Salon)
Curated by Svetlana Petrović & Zorana Djakovic
What are the key words to define this selection of works that do not pertain to some general theme, for there are many of these? Could those be the authenticity of a work of art in the era of hyperproduction of educational sculptures by Marko Crnobrnja, or perhaps the global identification of life and the confusion of the current moment in the video installation of Zoran Naskoski, or maybe the intimacy and new sensitivity exuding from the handicrafts entitled My Cooks, produced by the Škart group, or possibly the bewilderment and thoughtfulness that fills one before the artistic act of Raša Todosijević contained in the Edinburgh Statement – Who profits from art and who earns from it in an honest way?, and concerns our responsibility in the shaping of a better today and tomorrow.
Believing that the October Salon has the greatest power to influence the lives of individuals, the Belgrade Cultural Centre has been opening to engaged and new forms of cultural-artistic expression and a critical social dialogue. Awaiting this year’s 50th edition of the October Salon, Belgrade opens yet another segment of the dialogue here in Istanbul, this time with other great world exhibitions.

Organized by Belgrade Cultural Centre http://www.kcb.org.yu/
Founder and Patron City of Belgrade
*************************************************************************************
BELGRAD DENEYİMİ:EKİM SALONU
10 EYLÜL - 17 EKİM 2009
AÇILIŞ: 10 EYLÜL PERŞEMBE , 18.00 - 20.00
BM Suma Çağdaş Sanat Merkezi, 11. İstanbul Bienali süresince Belgrad Kültür Merkezi'nin geçen yüzyılın ortasından bu yana sürmekte olan, geleneksel Ekim Salonu sergilerinden bir seçkiye yer veriyor. İstanbul sanat ortamının komşu kentlerle sanat ve kültür alış verişinin geliştirilmesi bağlamında, Belgrad’lı küratörlerin ve sanatçıların bu sunumu yeni ve kalıcı ilişkilere temel oluşturabilir inancıyla düzenlenen bu serginin küratörlüğünü Svetlana Petrović ve Zorana Djakovic yapıyor.
"Belgrad Deneyimi: Ekim Salonu" başlıklı bu sergide Aleksandrija Ajduković, Maja Radanović, Aleksandar Rafajlović, Marko Crnobrnja, Zoran Naskovski, Art Fun Club, ŠKART, Ivan Zupanc, Ana Adamović ve Raša Todosijević’in fotograf, resim ve yerleştirmeleri yer alıyor.
Belgrad Deneyimi:Ekim Salonu sergisini oluşturan seçkide dikkati çeken medya ilişkili, sorunlu, tematik ve kuramsal çeşitlilik sergi yapımcılarının yaklaşımındaki zengin zihinsel süreçleri de yansıtıyor. Farklı sergilerden seçilmiş yapıtlar, özgün anlamlarını korumalarına karşın bu sergide yeni bir imleme ağı oluşturuyor ve yeni bir biçimde davranmaya başlıyor. Aynı zamanda 2000’li yıllarda oluşturulmuş beş farklı sergi arasındaki ortak noktalar da görünür oluyor.Belgrad Deneyimi: Ekim Salonu temelde bir salon sergisidir ve temsiliyet gücü öncelikli olarak Salonların 2004-2008 arasındaki sergi dönemlerinde verilen ödüllerin varlığına dayanır (Ajduković, Rafajlović, Naskovski, ŠKART and Pop-Mitić). Yazarlar Radanović, Crnobrnja, Art Fun Club, Zupanc, Adamović ve Todosijević tarafından, sergilendikleri dönemde Salon’un temasına uygun oldukları için belirlenen bu seçki, büyük ölçekli, küresel bir sanatsal olayı olan İstanbul Bienali’nin içinde görünür şekilde yer aldığı bu durumda başka bir boyut kazanıyor. Yerel bir ortam, sanatçılar ve yapıtlar uluslararası sanat-ağına konumlandırılmış oluyor ve daha da önemlisi görünür oluyor.
SANATÇILAR VE YAPITLARI
Post feminist düzlem Aleksandrija Ajduković, Maja Radanović, Ana Adamović ve ŠKART grubunun yapıtlarını birbirine bağlıyor. Aleksandrija Ajduković’in Moda isimli yapıtı, moda fotoğrafçılığı ve reklamcılığının tanıdık dilini benimsiyor.Moda kültürünün yeni bir değerler sistemi ve buna karşılık gelen kimlik modellerinin üretilmesi için kullanılan mekanizmalar yapıbozuma uğratılıyor. Maja Radanović’in Bağlama’ sı bir topluluğun kültürel ve dini anlatısına, bu durumda kadınların başlarını örtüyle kapama alışkanlığına koşut olarak kişinin kimliğinin yerleşik davranış kalıplarının yinelenmesi ve içselleştirilmesi aracılığıyla nasıl yapılandırıldığı üzerine antropolojik görsel bir deneme sunuyor. Tam olarak aynı konu Ana Adamović’in Açıklama işinde de ele alınıyor. Başörtüsü altında yaşamanın özgün yaşam deneyimleri üzerine yapılmış bir söyleşinin ses kayıtlarının eşlik ettiği kadın portreleri dizisi, temelde batı medeniyetinin, başı örtülü dolaşan kadınların özgür olmadığı çıkarımında bulunan basmakalıp özgürlükçü evrensel yorumunu eleştiriyor. ŠKART grubunun Benim Aşçılarım işi, aile, sosyal ve siyasi önyargılar üzerine korkusuzca yorumda bulunan bir çalışma. Aleksandar Rafajlović’in oniki fotoğraftan oluşan Gökyüzü ve Yeryüzü işi ile Marko Crnobrnja’nın Eğitsel Heykel i, geleneksel resimler ve heykeller üzerine kafa yoruyor ve konuların sınırlarını genişletiyor. Kenti, bir kişinin kendi varoluşunun, içsel yansımasının dışsallaştırılma alanı olarak deneyimlemesi ve kamusal alanın çeşitli bölümleri ile özdeşleşme yoluyla varolan özel alan, Ivan Zupanc’ın İçeride isimli sürekli değişen yerleştirmesinin konusu ve yapısal unsuru. Zoran Naskovski’nin projesi Siyah, Kırmızı ve Beyaz; Afro-Amerikalılar, pamuk toplayıcılar ve mahkûmlar tarafından çalınmış özgün blues müziği kayıtlarından yola çıkıyor. Sanat dünyasının söylemsel ve kurumsal sınırları, temsil siyaseti, diğer bir deyişle bu sınırlar içindeki konum ve ilişkilerin yönetildiği, tanımlandığı ve doğallaştırıldığı güç mekanizmaları Raša Todosijević’in Edinburgh Bildirisi – Sanattan kim kar ediyor ve bundan gerçekten kim kazanıyor? ve Art Fun Club’ın Şimdi Sanat gibi yapıtlarının gerçekleştirilmesinde kullanılan “malzeme”yi imliyor.

4
Jul 09

The Columns Held Us Up

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi (İstanbul) ve Artists Space (New York) arasındaki bir işbirliğinden doğan “The Columns Held Us Up” isimli sergi ve etkinlikler serisi 8 Temmuz – 1 Ağustos arasında görülebilir.

30
Jun 09

Sütunlar Bize Güç Verdi

Artists Space, New York
8 Temmuz - 1 Ağustos, 2009

Hüseyin Bahri Alptekin
Can Altay - Jeremiah Day
Burt Barr
Daniel Bozhkov,
Celine Condorelli
Cevdet Erek
Corey McCorkle
Christodoulos Panayiotou
Wael Shawky

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ile New York’taki Artists Space’in işbirliğiyle düzenlenen, Vasıf Kortun ve November Paynter’in küratörlüğünü yaptığı bir dizi serbest proje ve sergiden oluşan Sütunlar Bize Güç Verdi, 8 Temmuz - 1 Ağustos tarihleri arasında New York’ta gerçekleştirilecek. Etkinlik, Platform’un daha önce birlikte çalıştığı uluslararası sanatçılar, İstanbul Misafirleri Programı katılımcıları ve New York’tan sanatçılarla hayata geçirilecek.

Proje ve sergiye; Hüseyin Bahri Alptekin, Can Altay, Burt Barr, Daniel Bozhkov, Celine Condorelli, Jeremiah Day, Cevdet Erek, Corey McCorkle, Christodoulos Panayiotou ve Wael Shawky katılacak. Ayrıca, Krist Gruijthuijsen’in küratörlüğünde, Ben Kinmont, Lisa Oppenheim, Adam Pendleton, Julika Rudelius, Alexandre Singh ve Jordan Wolfson ise davetli olarak yer alacak.

Sütunlar Bize Güç Verdi, ortaklıkların birbirini etkilediği ilişkilere bakarak, yapısal parametrelerin olmadığı bir durumda, kurumları canlı tutan düşünsel destek noktalarını değerlendiriyor. Platform, bu anlamda, 8 yıllık gelişimi boyunca kuruma destek olmuş sanatçıları değerlendiriyor. Sergideki kimi işler, Can Altay ve Jeremiah Day örneğinde olduğu gibi, yoğun ve çokkatmanlı bir İstanbul araştırmasının ürünü olarak ortaya çıkıyor. Daniel Bozhkov’un çeviri ve göç üzerine bir hikaye anlatmaya yoğunlaşan işinin odağında, sanatçının ailesinde duran, arka yüzeyinde Osmanlıca yazılı olan bir pırlanta bulunuyor. Celine Condorelli’nin çalışma odasında Aziz Jerome’u konu alan Rönesans resmi projede gerçek bir mekana dönüşüyor.

Sergideki diğer işler arasında Wael Shawky’nin “Telematch Suburb” ve Burt Barr’ın otoportre videoları yer alıyor. Corey McCorkle’un Florya’da gerçekleştirdiği “Hayvanat Bahçesi” fotoğrafları, Christodoulos Panayiotou’nun “Wonderland” adlı dia enstelasyonu ve Hüseyin Bahri Alptekin’in “Karakum” enstalasyonu da sergide yer alacak. Celine Condorelli’nin enstalasyonu bir yayın toplama noktası olarak, Platform’un, ilk kez 2006’da Frieze Art Fair’de gerçekleştirdiği projeyi yenileyecek. Cevdet Erek sergi boyunca mekanda çalışacak, davetliler (cordially uninvited) ile katılımcıların proje ve performansları, Platform’un geçmiş konuklarından Krist Gruijthuijsen’in küratörlüğünde, 14 - 18 Temmuz tarihleri arasında Soho’da gerçekleştirilecek. Serginin öteki düzenleyicileri ise Artists Space’de Meredith Johnson ve Amy Owen olacak.

“Sütunlar Bize Güç Verdi”, Amsterdam’daki The Dedalus Foundation, Mondriaan Foundation ve Moon and Stars tarafından destekleniyor.

Platform Garanti: 2007’in sonunda Garanti Galeri ile birlikte yapısal değişim, birleşme ve genişleme sürecine giren Platform Garanti, bu süreçte İstanbul’daki sergilerine ara vermişti. Platform, binadaki renovasyon çalışmaları sırasında “İstanbul Misafirleri Programı”, arşiv, kütüphane ve konferanslarını geçici mekanından yürütürken, aynı zamanda Westfälischer Kunstverein, Munster, Almanya; INSA Art Space, Seul, Kore; Maison Folie de Wazemmes, Lille, Fransa’da farklı sergiler gerçekleştirdi. Platform, Artists Space’de misafir program düzenleyicisi olarak, bu dönemi bir dizi etkinlikle geçiriyor.

New York’un ilk alternatif mekanlarından biri olan Artists Space, video, elektronik medya, peformans, mimari ve tasarım gibi alanlarda çalışan güncel sanatçıları desteklemek üzere 1972 yılında kuruldu. Artists Space’in var oluş nedeni, sanatta deneyimselliği ve güncel kültürde diyaloğu desteklemektir. Platform ve Artists Space’in kurumsal benzerlikleri arasında, yerel sanat ortamlarını değerlendirmek, misafir sanatçı programları ve tartışmalarına yer vermek bulunuyor.

26
Jun 09

İstanbul Misafirleri Programı Açık Atölye Günü

27 Haziran '09 / Cumartesi, 14:00-18:00

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi'nin 2003'den beri devam eden İstanbul Misafirleri Programı (İMP) kapsamında İstanbul’da bulunan sanatçılar atölyelerini ve üzerinde çalıştıkları projeleri ziyaretçilerle paylaşacaklar.

Katherine Hymers:
Platform Garanti 3. kat, Stüdyo no:5
14:00-14:15
Katherine Hymers'ın işlerindeki görüntü kullanımı sinemadaki anlatım alışkanlıklarına şiddetle direnmekte. Açık Atölye Günü'nde Hymers, üzerinde çalıştığı Untitled'ı (Abandon) sunacak. İki ekranlı video sanatçının İstanbul'da çektiği birbirinden bağımsız iki görüntüyü, ortak bir anlatının parçalarıymış gibi bir araya getiriyor. Hareket ya da hareketsizlik, zamanın akışında hissedilir bir gerilim yaratmak için kullanılıyor. İki imaj arasındaki çelişki sergilenirken, aynı zamanda izleyicilerin bu görüntüyü bir bütün içinde algılamaları yüreklendiriliyor.

Can Altay:
Platform Garanti 3. kat, Stüdyo no:4
14:20-14:35
Can Altay, kendisiyle aynı dönem içerisinde Platform'da bulunan Jeremiah Day ile geliştirdikleri ortak proje hakkında konuşacak. Popüler ama bir o kadar da riskli bir sokak yemeği olan midye dolma üzerinden İstanbul'un çeşitli dinamiklerine bir bakış niteliği taşıyan bu çalışmada, ikili, birbirinden bağımsız gözüken anlatı parçalarını biraraya getiriyor. İkili, "Boğaz'ın Böbrekleri" olarak da bilinen midyelerin içlerinden geçen suyu filtrelerken tuttukları kimyasal izlerin yanısıra daha soyut ve kentin sosyal, ekonomik ve siyasi coğrafyalarına dair izler de barındırdığı kanısında.

Frenchmottershead:
Platform Garanti 3. kat, Stüdyo no:3
14:40-14:55
Rebecca French ve Andrew Mottershead kimlik, sosyal gelenekler, günlük kamusal ve özel alan üzerine işler üretiyor. Şimdiye kadar Brezilya, Çin, İngiltere, Finlandiya, Romanya ve Slovenya'da gerçekleştirdikleri “SHOPS -DÜKKANLAR” projesini İstanbul'da sürdürmekteler. Farklı dükkan sahipleri ile görüşerek bu dükkanlar çevresinde örülen iletişim ağlarını, kültürü, günlük yaşam unsurlarını incedikleri fotoğraf projesi 2009 yılı sonunda bir sergi ve yayın olarak tamamlanacak.
http://shopsproject.blogspot.com

Stefanos Tsivopoulos:
Platform Garanti 4. kat, Stüdyo no:1&2
15:00-15:15
“Filmlerim, arşivlerin ve sinemanın, tarihi ve politik olayları araştırmak üzere kullanılması şeklinde tanımlanabilir. Yeni projem “As Others Continue to Fall” (Diğerleri Düşmeye Devam Ederken), miras kalan anıtların topluma yakınlığı sorusunu ortaya atıyor. Anıt (monument) kelimesi, latince 'monere' den geliyor, yani 'uyarmak', 'hatırlatmak' anlamını taşıyor. Bu durumda, etrafımızda gördüğümüz anıtlar bize tarihsel olayları hatırlatmak yerine politik gücün nasıl kötüye kullanabileceği konusunda bizi uyarmak üzere yapıldığında ne olur?”

Hans Rosenström:
Platform Garanti 4. kat, Stüdyo no:3
15:20-15:35
Hans Rosenström, Hasankeyf'te kamerayı Dicle nehrinin akışına bırakarak çektiği videosunu Açık Atölye'de sunuyor. Nehrin doğal akışı kamerayı Hasankeyf'in içinde taşırken görüntüler manzarayı tanımlıyor. Video, doğal ve kültürel oluşumların birbirinin içine geçtiği, uzun zamandır değişim içinde olan bir bölgeyi gösteriyor.

Asli Cavusoglu:
Platform Garanti 4. kat, Stüdyo no:4
15:40-15:55
Aslı Çavuşoğlu, Açık Atölye Günü'ne son işleri ile katılıyor. Dünyayı Nasıl Dolaştım? Sanatçının hazır seyahat turları görüntülerinden yararlanarak yeniden kurguladığı bir video. William Blake okudum, orjinali bir Karadeniz türküsü olan şarkının sözlerinin sanatçı tarafından yazılmış ve kaydı payvon müzisyenleri eşliğinde yapılmış hali. Dünya saati ve Hiçbirşey İstemeyen Adam ise el yapımı iki adet kitap.

Alina Viola Grumiller:
Platform Garanti 4. kat, Stüdyo no:5
16:00-16.15
Alina Viola Grumiller, Açık Atölye Günü'nde City Dialogues (Kent Dialogları) isimli işini gösterecek. Bu iş, sanatçının Viyana, New York ve İstanbul'da çeşitli kişilerle gerçekleştirdiği konuşmaların ses kayıtlarının metinlerinden oluşuyor. Platform'daki dönem içinde yazıya dökülen bu konuşmalar, bir video ya da kitap olarak tamamlanacak. Sanatçı ayrıca The Tree on the Hill ve The Serpentine Road isimli iki resmini de gösterecek.

Emre Hüner:
Platform Garanti 5. kat, Stüdyo no:3
16:20-16:35
“Şu anda özellikle soğuk savaş dönemi Amerikan ve Rus kültürü, edebiyatı ve sineması referanslı yeni işimin araştırma safhasındayım. Bu iş, propoganda filmleri, mimarisi ve bilimiyle ilişkili. Özellikle NASA uzay programları, Walt Disney animasyonları, dünya fuarları, 80'li yılların Hollywood kült bilim kurgu filmlerini inceliyorum. Araştırmam için, bazen işlerimin çıkış noktasını oluşturan internet üzerindeki görsel, kitap, dergi, koleksiyon malzemeleri sitelerini tarıyorum”.

Karolin Fişekçi:
Platform Garanti 5. kat, Stüdyo no:4
16:40-16:55
Sanatçı, Platform'daki çalışma dönemi sırasında yaptığı resimler üzerine bir sunum yapacak.

ha za vu zu:
Platform Garanti 4. kat, Stüdyo no:6
17:30
Sanatçı kollektifi ha za vu zu stüdyolarında bir performans gerçekleştirecekler.

Açık Atölye Günü'ne katılan sanatçılar Arts Council, İngiltere; EU Culture Fund, FONDS BKVB, Hollanda; FRAME, Finlandiya ve Platform Garanti tarafından destekleniyor.

21
Jun 09

Platform Garanti ve Can Xalant Misafir Sanatçı Programları Arasında Değişim Programı

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ile Barcelona merkezine 30 dakika uzaklıkta olan Mataro'daki Can Xalant Center for Contemporary Art arasında gerçekleştirilen misafir sanatçı programları sanatçı ya da küratör değişim projesi çerçevesinde, Sonbahar 2009 için dosya kabulü başlamıştır.

Özellikle video ve ses üretimiyle ilgilenen, yeni medyayla çalışan sanatçılar için hazırlanmış olan Can Xalant Programı için son dosya teslim tarihi 1 Temmuz Çarşamba 2009'dur.

Programın süresi 6 haftadır (Eylül - Ekim 2009). Seyahat, İspanya içi dolaşım, yaşam, konaklama ve kısmi üretim giderleri Platform ve Can Xalant tarafından karşılanmaktadır.

Can Xalant görsel sanatların ve güncel tartışmaların üretimi üzerine Mataro'da kurulmuş ilk merkezdir. Can Xalant'ın amacı görsel sanatların araştırılması ve üretimi sırasında gerekli olan programları sunmaktır. Merkez bu amacını, düzenlediği atöyle çalışmaları, sergiler, eğitim programları, misafir sanatçı programı, değişim programları ve yayınladığı basılı malzemeler ile sürdürmektedir.

Dosyalar, Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi'nden bir kişi ve 2 bağımsız seçiciden oluşan komite tarafından incelenecek ve aralarından Can Xalant'a toplam 5 dosya gönderilecektir. Nihai seçimi Can Xalant yapacaktır. Başvuracak olan sanatçı ve küratörlerden program süresince yapmayı düşündükleri proje ya da araştırma hakkında bir dosya sunmaları beklenmektedir.

Programa bir sanatçı seçilmesi durumunda Can Xalant'daki stüdyolardan, video/ses kaydı, post-prodüksiyon ekipmanlarından yararlanabileceği gibi ihtiyaç halinde merkez tarafından teknik ekip de sanatçıya sağlanacaktır.

Platform Garanti ve Can Xalant değişim programına birinci yılda Cevdet Erek, ikinci yılda ise Erkan Özgen katıldılar.

Başvuru detaylarını burada bulabilirsiniz.
Internet yoluyla başvuru ve URL kabul edilmemektedir. Başvuru dosyaları geri yollanmaz.

Başvuru Teslim Adresi:
Garanti Galeri - Platform Garanti
Istiklal Cad. No: 115A, Beyoglu, Istanbul, 34430, TR
T: 90 212 293 23 61
F: 90 212 293 83 27

Salı > Cumartesi
10:00 - 18:00

18
May 09

Haritada Boş Noktalar: Devletin Gizliliği ve Görünür Olanın Sınırları

Trevor Paglen
26 Haziran Cuma, 18.00

“Disiplinlerötesi” Konferans Dizisi – 12
Garanti Galeri–Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ve 11. Uluslararası İstanbul Bienali
Kırmızı İplik Konuşma ve Sohbetler Dizisi işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir.

Coğrafya uzmanı ve sanatçı Trevor Paglen bizleri devlet sırlarının, örtülü ödeneklerin, gizli askeri üslerin ve “kayıp edilmiş” insanların dünyasında, askeri oluşumların ve istihbarat kurumlarının içyüzünü bilen kişilerce “kara dünya” olarak adlandırılan bir alanda yolculuğa çıkarıyor. Paglen, Nevada çölünde “var olmayan” Hava Kuvvetleri ve CIA üslerinden, Afganistan’daki gizli hapishanelere ve yaşadığımız yere ürkütücü derecede yakın olan çok daha puslu “kara bölgelere” doğru katettiğimiz bu yolda, konuşmasıyla bize rehberlik ediyor. Çalışmaları boyunca ürettiği ve topladığı yüzlerce imgeyi kullanarak, “kara dünya”nın iç çelişkilerinin, güncel zamanlar hakkındaki düşüncelerimizin bağlamını oluşturan tuhaf görsel, estetik ve epistemolojik kuralları nasıl yarattığını gösteriyor.


Trevor Paglen Berkeley, California’da yaşayan bir sanatçı, yazar ve California Berkeley Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde çalışan bir deneysel coğrafya uzmanı. Paglen, dünyayı anlamak üzere alışılmadık, ancak üzerinde titizlikle çalışılmış yöntemler inşa etmek için toplumsal bilimler, güncel sanat ve daha karanlık disiplinler arasındaki sınırları kasten bulanıklaştırıyor.

Sanatçının işleri, Berlin’de Transmediale.08 Festivali’nde, Pittsburgh’da Andy Warhol Müzesi’nde (2007), Philadelphia’daki Güncel Sanat Enstitüsü’nde (2007) ve Kunstraum Munich’te (2006) sergilendi.

Paglen’in, A.C. Thompson ile birlikte yazdığı ve 2006 yılında Melville House tarafından yayımlanan ilk kitabı Torture Taxi: On the Trail of the CIA's Rendition Flights (İşkence Taksisi: CIA’in Hayalet Uçuşlarının İzinde), ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı’nın (CIA) “olağandışı teslimat” programı hakkında sistematik bir bilgi sunan ilk kitap oldu. Yine Melville House tarafından 2007 yılında yayımlanan ikinci kitabı I Could Tell You But Then You Would Have to be Destroyed by Me (Sana Anlatabilirdim Ama Sonra Seni Yok Etmem Gerekirdi) ise okurlarına “kara” askeri programların görsel kültürünü inceleyen bir çalışma sunuyor.

Mekân daha sonra açıklanacaktır