Viewing 1 to 13 of 13 items
Tag Archives: olan

PiST/// at The Armory Show Pier 94 / Booth 1511

4-7 Mart 2010 tarihleri arasinda New York’da gerceklesecek olan Armory Show’da yer alan non-profit mekanlardan biri olacak olan PiST/// Disiplinlerarasi Proje Alani, Pier 94 / 1511′de yer aliyor. PiST, Armory Show’da Vahap Avsar, Osman Bozkurt ve Didem Ozbek’in islerini sergileyecek. Vahap Avsar uzun zamandir sanat calismalarina ara vermis, Turk guncel sanatinin oncu isimlerinden biri. Son  Full Article…

Comments Off

Engin Güneysu, Fotoğraf Geçidi: İstanbul 2010, İstanbul

GÖRÜN // SERGİ // İSTANBUL // 1 yıl sürecek olan Fotoğraf Geçidi: İstanbul 2010 projesinin 7. sergisi Engin Güneysu’nun ‘Sokağın Dili: Bildiğin İstanbul’ adlı çalışması. // 6 Mart-2 Nisan 2010 // İstiklal Caddesi Mısır Apt. No : 311 (163) K.1 D.3 Beyoğlu, İstanbul // http://www.fotografgecidi.com/sergi_enginguneysu.html

Comments Off

Sonay Erenel Performance

1986 da Ali Porazoğlu ile Yeşil Kabereyi yapan Sonay Erenel 1987 ilk kasetini Fikret Kızılok, Erkan Oğur ve Bülent Ortaçgil’in katkılarıyla yayımladı.1987 ve 1990 yılları arasında aynı zaman da yakın arkadaşı olan Müfide İnselel ile Uludağ’da sahne aldı. 24 senedir sahnede olan Sonay Erenel 3 senedir birlikte olduğu ekibiyle akustik müzik yapıyor. Kendi tarzlarını belli  Full Article…

Comments Off

Çağdaş sanata cesur “Bir” katkı:

Tunca Sanat tüm sanatseverleri şehrin en otantik köşelerinden Dolapdere Antikacılar Çarşısı’ndaki      700 m2’lik 2 kattan oluşan geniş mekânında 40’a yakın sanatçının 60’ı aşkın eserinin yer alacağı        “Bir” sergisine davet ediyor.Tunca Sanat’ın yeni mekânındaki ilk sergisi “Bir”in açılışı 17 Aralık 2009 Perşembe günü gerçekleştirilecek. İstanbul alternatif bir sanat mekânına kavuşuyor! Açılışını, sanat alanındaki uzun süreli deneyimlerini  Full Article…

Comments Off

ORİJİNAL MESAJ SERGİSİ BEYOĞLU’NDA@BIRGUN

Şener Özmen ve Cengiz Tekin birlikte hazırladıkları Türkiye’deki ilk kapsamlı solo sergilerini gerçekleştiriyor.
Şener Özmen ve Cengiz Tekin’in 2006-2009 yılları arasında birlikte ürettikleri ve ilk kez Outlet//İhraç Fazlası Sanat’ta sergilenecek olan ‘Orijinal Mesaj’ serisi, günümüzün toplumsal-siyasal temelde ‘iz bırakan’ meselelerinin üzerine gidilerek oluşturuldu. Birbirine bağlı dört videodan oluşan bu seri, uzun zamandır süregelen Türkiye’deki politik sıkıntılara dair geniş bir perspektif sunarken, sanatçıya özgü bir inançsızlık ve angaje olmama halini de içermektedir. Otobiyografik olduğu kadar toplumsal olanı da kapsayan bu videolarda, ironik hatta çoğu zaman absürd olarak nitelendirilebilecek bazı durumların gündelik yaşamın bir parçası olduğu gösterildi. Bazı denemeler ve efektlerle geçmiş ve geleceğe göndermeleri olan video çalışmalar, ‘iyileşme dönemi’ yapıtları olarak da görülebilir. ‘Umut,’ ‘Manzara,’ ‘Bravo,’ ‘Bir gün bir T ve bir K’ isimli Orijnal Mesaj serisine ait video yapıtları, Outlet’in alt katında izleyiciyle buluşurken, Özmen ve Tekin’in yeni dönem fotoğraf işleri mekanın giriş katında sergilenecek. 1 Aralık’da açılacak olan sergi 9 Ocak’a kadar Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-18.30 saatleri arasında Outlet//İhraç Fazlası Sanat’ta görülebilir. Outlet//İhraç Fazlası Sanat Boğazkesen Cad. Kadirler Yokuşu no:69 Tophane’de

Comments Off

GDO lu urunlerin tamamen yasaklanmasini istiyoruz

Bu sabah kahvaltı için ekmek almaya gittim saat 7 civarında açık olan mahalle bakkalından bir adet çavdar ekmeği aldım, beyaz ekmeğe göre daha sağlıklı diyerekten. Ekmeği yemek mümkün olmadı. Tadı ekmek hariç herşeye benziyordu. Organik pazardan Bolunun meşhur patates ekmeğini yemeye alışmış olan bu bünye o çavdar ekmeğini yiyemedi. Eğer bir süre sadece organik ürünerle beslenirseniz bir süre

Comments Off

Ghada Amer




Nisantasi Dirimart’ ta 25 ekime kadar sergisi devam eden Misirli sanatci Ghada Amer, islerinde feminist bir tavir sergiliyor ve sanatin sadece erkeklerin ozerkliginde olan bir alan olmasi durumuna karsi cikiyor. Islerini, kadinlarin gunluk hayatta karsilastiklari bahcivanlik ve nakis gibi domestik pratikleri tualinde veya dis mekanlarda olusturdugu alanlarda kurgulayarak meydana getiriyor. Amer, islerinde elestirel bir bakis ortaya koysa da bu aktivitenin estetik yonunu hicbir zaman yok saymiyor cunku ona gore saf kritik olan bir sanat, propagandadan oteye gecmemektedir.

Comments Off

Yunanistan’da Başkaldıran İnteraktif Opera Sahnesi Sanatçılarının Bildirgesi

Aralık isyanı bütün önceki toplumsal mücadelelerden güç alırken, bizi inciten ve yaşamlarımızı esaret altına alan her şeye karşı genelleşmiş bir direnişin de zeminini döşedi. Gün be gün horlanmakta olan yaşam uğruna bir kavgayı körükledi. İsyanı kısa ömürlü bir havai fişek gösterisi sanan ve “hayat devam ediyor” deyiverip onu bir kenara atıp zayıflatanlara bir cevap olarak diyoruz ki, mücadele sürüyor, üstelik daha şimdiden hayatlarımızı yeni bir temel üzerine oturtmuş durumda. Hiçbir şey bitmedi; öfkemiz direniyor. Acımız yatışmadı; hâlâ buradayız. Sokaklarda, okullarda ve üniversitelerde, sendikalarda, kamu binalarında ve parklarda isyan. Sanatta da isyan.
Edilgin izleyiciler tarafından tüketilen bir seyirlik olan sanata karşı.
“Farklı” olanı dışlayan estetiğe karşı.
Kâr uğruna parkları ve halka açık alanları yok eden bir kültüre karşı.
Sesimizi bütün mücadele edenlerin sesleriyle birleştiriyoruz.
Konstantina Kunyeva ve isyan sırasında tutuklananlarla dayanışma içinde,
Mücadelemiz ve kendi kültürümüzle, devlet baskısına, toplumsal dışlanmaya ve medyanın yıldırma ve yanlış bilgilendirme çabalarına cevap veriyoruz.
Kaynağını “Sanat”tan alan bu girişimle, (herkesin yaşamının sanat olduğu düşüncesiyle) herkesin ve her birimizin yaşayış sanatını ortaya koyabilmesi ve kültürü ıslah etme tecrübesini yaşamak için gerekli ortamın bize geri verilmesini istiyoruz. Kimsenin ve hiçbir şeyin aracılık etmediği, açık ve herkesçe ulaşılabilir sanat istiyoruz.
Yunan Ulusal Operası’nı özgürleştiriyoruz, çünkü adı üzerinde o herkesin.
Her şeyi baştan alma ve sanatın rolünü yeniden keşfetme ihtiyacı hissediyoruz.
Özörgütlenme yöntemleriyle, kültürü kolektif yaratıcılık ürünü olarak gören herkese, hep birlikte özgür, yaratıcı eylemlerde bulunmayı teklif ediyoruz.
Bizden çalınan kültürü kurtarmak ve geri almak için.
HER AKŞAM SAAT 9′DA ÖZGÜRLEŞTİRİLMİŞ OPERANIN GENEL MECLİS TOPLANTILARI VAR.
SOKAKLAR SAHNEMİZ
İSYAN SANATIMIZ
Özgür Opera-törler

kaynak:http://www.iscimucadelesi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=519&Itemid=1

Comments Off

panoptikon

SUYA DÖNÜŞ/ PANOPTİKON / ADNAN YILDIZ emre´nin hünerine17 Temmuz’da Güney İtalyan şehirlerinde açılan ve Kasım’a kadar gezilebilecek Avrupa Bienali, Manifesta 7‘de gösterilen videolardan biri Türkiye’den, Emre Hün…

Comments Off

yer(siz)leşme

29 Şubat Cuma 2008 12:30
01 Mart Cumartesi 12:300

On Friday 29 February 2008 at 12:30
On Saturday 29 February 2008 at 12:30

İMÇ’nin mimarı Doğan Tekeli’nin ofisinde çalışan aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde İMÇ’ye de yer verdiği yüksek lisans tezini hazırlamakta olan mimar Sena Özeren 5533′de 29 Şubat Cuma ve 1 Mart Cumartesi günleri saat 12:30′da başlayacak olan iki günlük seminer düzenliyor. Herkese açık olan özellikle de İMÇ esnafının ilgisinin beklendiği bu seminerde, YER(SİZ)LEŞME teması altında İMÇ’nin 40 yılda gelmiş olduğu noktaya görsel ve sözel anlatımlarla yer verilecektir.

On Friday February 29 and Saturday March 1, Sena Özeren who in addition to working as an architect in İMÇ’s architect, Dogan Tekeli’s office, is also writing her master’s thesis on İMÇ for the Design and Art Faculty at Yildiz University, will conduct a workshop. In this workshop entitled “BECOMING PLACE (LESS)” that is open to İMÇ workers as well as the general public, she will present visual and verbal information about the architectural history of İMÇ and its situation after forty years.

Comments Off

Genişleyen Dar Alan

Küratör
Dilan Gümüş

Sanatçılar:
Ceren Aksungur, Hatıra Akyüz, Harun Antakyalı, Aylin Başaran, Sesil Beatris, Güneş Çınar, Tezcan Kıldıran, Tayyar Özkan, Said, Yaşam Şaşmazer, Ali Trak, Emre Zeytinoğlu

GENİŞLEYEN DAR ALAN

  Hayatta kalmak, mevcudiyetinin devamlılığını sağlamak; her canlının en temel içgüdüsüdür. Canlılardaki bu temel içgüdünün en sistemli uygulayıcısı olan insan, öncelikle kendisi dışındaki, türlerin alanını daraltıyor veya yok ediyor. Kendi soyut ve somut alanını haddinden fazla genişleten insan, toplam alanın sınırları belli ve sabit olduğundan toplum denen yapı içerisinde bu genişlemeyi diğer insanların soyut ve somut alanını daraltıyor olmasına borçludur. Bu, birbirleri ile ilişkili ve birbirlerine bağlı elemanlar kendi içlerinde yer değiştirseler dahi sabit olan gerçeklerden biridir. Daralan-daraltılan, daralmaya devam eden alanların toplamının oluşturduğu yapı, bütününde genişlese de zaten dar olan alanlar ya darlıklarını muhafaza etmeye devam ediyor ya da daha da daralıyor. Bu elemanların oluşturdukları yapının geldiği nokta ise, aldatıcı-yanıltıcı büyüklüğüne rağmen genişleyen bir dar alan oluşudur.

  Fiziki yaşam alanı olan dar bir oda ya da yatay olarak genişlemesinin yanında dikey olarak da genişleyen onlarca milyonluk devasa, dar şehirler, geniş ama adeta yığılmış bir biçimde ve yavaş ilerleyen araçlar ile dolup taşan otoyollar, uzaklıkları ortadan kaldıran kısıtlı bir gerçekliğe sahip ve etki alanı gitgide genişleyen yeni iletişim biçimleri, bedenin tüketen ve tüketilen bir nesne halini alması ve bireylerin kendi doğalarına uygun şekilde yaşamaları gereken arzu veya tutkuyu sunulmuş şablonların sınırları dahilinde yaşıyor olmaları, varoluş amacı insanı doğanın koşullarından korumak olan kıyafetlerin kimlik, statü ve erk göstergesi hatta tahakküm aracı halini alması soyut ve somut alanın daralışının geçit töreninde ön saflarda yer alan göstergeleridir.

  Fiziksel olarak tam görünen, parçalanmış yarım ruhlara sahip bireylerin durumunun forma bürünmüş parçalanmışlığını anıtlaştıran ve yağmur bırakmayan siyah bulutlar şeklinde sakinlerinin üzerine çöken kentteki yapıların duvarlarında beliren grafitti ve stensiller; simülatif hale gelmiş insan yaşantısının devamlılığının teminatı olarak görülen çocukların büyüyüp durumu algılamaları sonucu verdikleri cevaplardan bazıları olarak şahlanmaktalar.

  Mağaralarda barınıp avlanarak yaşamını sürdüren atalarımızdan bu yana biçim dışında değişmeyen anlayışımız çizgi roman karelerinde ayyuka çıkıyor .

  Kimlikleri önceden belirlenmiş, lolipop misali cafcaflı paketler ile sarmalanmış porno ikonları, durumlarına isyan edip tüketilmeyi reddediyorlar. Aşkın ve cinselliğin varoluşu ile başlayan bedenin tarihinin, mülkiyetin tarihi ile değiştirdiği biçim, utançsız cinselliğiyle ayakta duran, mekanı yine kendi yatağı olan fakat dingin bir bekleyiş yerine arsızca bir sertlik ile cinsel kimliklerini sunan tanrıça idolleri sırtlarını dönerek saklanmıyorlar, aksine meydan okuyorlar cinselliğimizin ve bedenlerimizin tarihine.

Savaşların, mermi izleri ile duvarlar üzerine düşülen tarihi, ortasında kalmış çaresiz kızın yüzünde de, aynı yıkıcılıkla kendini belgeliyor devam eden hayatın oynak melodileri eşliğinde.

  Büyüyüp olgunlaşacakları döneme dek, mevcut hayata adapte edilmeye hazırlanan, şartlandırılan, yönlendirilen çocukların karanlık dünyaları, ifadelerinde vücut buluyor.

  Statü, kimlik ve erk göstergesi halini almış olan kıyafetler birbirine karışarak, bugüne kadar verdikleri tüm ipuçlarını yerle bir ediyor.

  Başlangıçta hayatta kalabilmek için doğanın karşısına çıkardığı güçlüklere karşı vermek zorunda olduğu mücadelesinde, şehirler kurarak galip geldiğini düşünen insan, artık hem doğayı hem kendini korumak zorunda, kendi yarattığı bu yapay düşmanı ayakta tutan çarklardan.

  Büyük kent insanlarının isteyerek veya istemeyerek birbirlerine en çok yaklaştıkları, mevcut havayı en çok paylaştıkları alanlar, mobil sıkışmışlık tasarımları halini almış taşıtlar, bu komediye tanıklık ediyor.

  İnsanın, sürekli gözlem altında tutarak kuşatma çabasında ikinci, üçüncü, onuncu gözü kulağı olan kameralar-monitörler yarattıkları baskı ve sundukları kontrol imkanları ile insanlığın hizmetindeler.

  Modern hayatın, insanın soyut ve somut alanını parçalamasına karşın; asimetrik, kuşatan, daraltan, mekana uyum sağlamak yerine rahatsız eden, kısıtlayan konstrüktif yapı kendi karşı devamlılığını mekanın bütününü kuşatarak sürdürüyor.

  Darağacında, giyotinde veya elektrikli sandalyede yaşamı ile vedalaşan idam mahkumları kuşatılmışlıklarına cevaplarını ve son sözlerini denetiminin son anındaki bedenleri ile iletiyor…  

                                                                                                     

Erdinç Gümüş



Comments Off