
Sanatçı Claude Closky’nin “Yazı mı Tura mı” adlı sergisi 16 Ocak 2010 – 6 Mart 2010 tarihlerinde Akbank Sanat’ta sanatseverlere buluşacak. İmajların anlam ve anlamsızlığı üzerine düşündüren serginin küratörü Ali Akay. Ali Akay Claude Closky’nin Akbank Sanat’taki “Yazı mı Tura mı” adlı sergisinin öncelikle imajların anlam ve anlamsızlığ…
“RÜYA GİBİ… AMA SENİN DÜŞLEDİĞİN DEĞİL!”

Türkiye’nin Önde Gelen 11 Kadın Sanatçısı,Akbank ve DEİK/Türk –Amerikan İş Konseyi’nin Sponsorluğunda12 Şubat – 16 Mayıs Tarihlerinde National Museum of Women in the Arts’ta… Washington D.C’deki National Museum of Women in the Arts müzesi 12 Şubat – 16 Mayıs 2010 tarihlerinde Akbank ve DEİK/Türk –Amerikan İş Konseyi’ninsponsor olduğu “Rü…
Masallar Gerçek Olabilir, Sizin de Başınıza Gelebilir / Haluk Akakçe / Galerist (Tophane) / 26 Aralık -30 Ocak
Galerist, çalışmalarını New York’ta sürdüren sanatçı Haluk Akakçe’nin (d.1970, Ankara) İstanbul şehrinden topladığı mobil bilet bayileri ve bunların üzerine sıkıştırılmış milli piyango biletlerini kullanarak oluşturduğu ‘Masallar Gerçek Olabilir, Sizin de Başınıza Gelebilir.’ isimli enstelasyonu ile ‘Talih Kuşu’ başlıklı son resmini 26 Aralık – 30 Ocak tarihleri arasında Galerist / Tophane’de sergilemeye hazırlanıyor. Yarattığı kendine has Full Article…
Yeni Vatandaş’ Ankara’da
İnci Eviner, ‘Yeni Vatandaş’ sergisiyle Ankara Galeri Nev’e konuk oluyor. 31 Aralık’a dek devam edecek sergide Eviner’in “mürekkep resimleri”nin yanı sıra, sekiz eserden oluşan sınırlı baskı dizisi de izleyiciyle buluşacak. Yabancı bir ülkede sanatçı olma durumunu yaşadığını belirten Eviner, eserlerin, dışladıkları ve içine aldıklarıyla, çelişkilerin ve değişimlerin tam ortasında bir Avrupayı deneyimleme fırsatının sonucu olduğunu Full Article…
Kitschlesen Bas Yapitlara Ornek
Köle
20 Aralık, 2008 – 3 Ocak, 2009
Extramücadele’nin yeni kısa filmi “Köle” Hafriyat Karaköy’de!
20 Aralık Cumartesi günü, saat 22:00′de Dj Ken’in performansı ile başlayacak olan gösterim, 3 Ocak’a kadar izlenebilir.
Extramücadele’nin yeni kısa filmi “Köle” ilk kez 20 Aralık saat 22:00′de Hafriyat Karaköy’de gösterilecek. Yönetmeni Hakan Yonat olan filmin gösterileceği gece, DJ Ken’den bir de performans var. Sergideki film setinde çekilmiş fotoğraflar Serkan Tunç’a ait. Resim ve bazı objelerse Extramücadele’nin başka sanatçılarla ortak üretimi. Sergi için şu 3 kavram-sıfat söylenebilir: Politik, Pornografik, Poetik. Extramücadele bu 3 kavramın birleşiminde çıkan ucubeye kısaca Popopo diyor. “Popopo”, Extramücadele’nin yeni düşünme ve üretme alanı. İktidar, halk ve silahlı adamlar arasındaki alışverişi esas alan hikaye bir yumurtanın etrafında dönüyor. Bugünkü sistemin devamlılığını elbirliğiyle tesis eden iktidar, halk ve silahlı adamlar ne masumlar ne de suçlu. Duygu istismarı üzerine kurulu pornografi, poetik yani şairane bir biçimde politika üretiyor. Yarın, bugünü yaşayan hepimizin eseri.
KÖLE (4 dakikalık Kısa Film)
- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -
Bir Extramücadele Filmi / An Extrastruggle Film
- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -
Senaryo: Extramücadele
Yönetmen: Hakan Yonat
Müzik: Baba Zula
Prodüksiyon: Kala Film
- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -
Filmin şarkısının sözleri:
Köle efendisinden üstün değildir. / İnsan hep önüne bakar ve baktığı yere çok dikkatli bakarsa kendi kıçını görebilir. / Açken herkes yer önemli olan tokken yiyebilmek. / Ayaklar baş olacak.
- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -
Mesafe Yok
Hiroko Kawase’nin küratörlüğünü yaptığı sergide, Niche Gallery tarafından temsil edilen altı sanatçı yer alacak. Japon sanatçılar Tomiya Nishimura, Nobue Mimura, Shigeru Idei, Tomoro Kawai, Ulala Imai ile Bulgar sanatçı Svetozar Benchev, kendi kültürel öğelerini işlerinde kullanırken, aynı zamanda ulusal sınırları aşıp insanlığın ortak değerleri üzerinde yoğunlaşıyorlar. 
Şehirde Değişimi Tetiklemek Üzerine
Tom Angotti ile en son kitabı New York for Sale ile ilgili bir yazı yazmayı düşünürken tanıştım. Angotti’nin çalışmalarını New York çerçevesine oturtarak anlatmak ve anlatırken de anlamak istedim.
Nur Muskara
Bu sabah bloglara bakarken Nur Muskara’nin yeni ekledigi fotograflara bakiyordum. “…çevreyle eşzamanlı düşünmek gibi; en yüzeysel, popüler veya direkt(geçirgen) olanla ilgileniyorum.”diyor Nur Muskara.Cesitli cizimler de yapiyor ama fotograflarinda cok farkli bir goz surekli cevresini bize ziyadesiyle hisleriyle birlikte geri veriyor. Sanatci Izmir’de yasiyor ve calisiyor. Gundelik hayatinin
TophaneArtWalk@SABAH
Sanatın yeni adresi: Tophane
ECE KOÇAL
Yaklaşık bir yıldır pek çok sanat galerisi Tophane’nin yolunu tutmaya başladı. Birbirlerine yürüyüş mesafesinde olan bu galeriler, ‘Tophane art walk’ diye bir oluşum başlattı
Çok değil bundan birkaç yıl önce İstanbul’un bazı semtlerine adım atmaya bile korkanlar, şimdi buralarda bir ev veya işyeri sahibi olmak için birbirleriyle yarışıyor. Önce Cihangir, ardından Galata ve Asmalımescit, bu değişimden nasibini aldı. Şimdi sırada Tophane var gibi… Yaklaşık bir yıldır Tophane’nin arka sokaklarına akın eden sanat galerileri bunun göstergesi. Şimdilik bu semtte şık restoranlar veya barlar yok, ama gidişat bunu gösteriyor. Tophane’ye sanat galerilerinin gelmeye başlamasının en önemli sebebi, kuşkusuz İstanbul Modern’in ve Antrepo’nun buraya çok yakın olması. Ardından pek çok sergi için mekân işlevi gören Tütün Deposu’nun da hizmete girmesi buradaki hareketliliği artırdı. Bugünlerde Antrepo ve Tütün Deposu’nda bienalin bulunması da bölgeye ayrıca dikkat çekiyor.
SEMTİ KEŞFETME GİRİŞİMİ
Tüm bunlardan yola çıkarak Tophane’deki iki galerinin sahipleri (Outlet’ten Azra Tüzünoğlu ve Pi Artworks’tan Yeşim Turanlı) bu semti bilmeyenlere keşfettirmek için bir girişim başlattı: Tophane art walk. Burada birbirine yürüyüş mesafesinde pek çok galeri, müze ve sanat kurumu olduğuna dikkati çekmek istediler ve bu mekânları da bir haritada göstermeye karar verdiler. Üstüne üstlük buradaki altı sanat galerisini örgütleyerek bu sezon ilk sergilerini aynı tarihte açtılar. Yeşim Turanlı, Tophane’ye gelme hikâyelerini şöyle anlatıyor: “Pi Artworks, 1998′den beri Ortaköy’deydi. Eylül 2008′de, Tophane’de, biri Boğazkesen Caddesi’nin üzerinde, diğeri ara sokakta olmak üzere iki mekân açtık. Ortaköy, 2003′e kadar çok güzeldi. Ama sonra galeriye gelen izleyici sayısı düşmeye başladı. Günde neredeyde üç-beş kişi geliyordu artık. Ama burada günde 40′ın altına inmiyor. Son yıllarda İstanbul’a olan ilgi artmaya başladı; yabancılar geliyor, Galerist’in Mısır Apartmanı’na geçmesi ve İstanbul Modern’in açılmasıyla birlikte bu tarafa bir kayma oldu. Bienal mekânları zaten uzun zamandır buradaydı. Biz de buraya gelmeye karar verdik. Burası çok ham bir bölge; çöpler bir toplanıyor, bir toplanmıyor. İstiklal Caddesi’nin bu kadar yakınında ama İstiklal’den bu kadar kopuk ve gelişmemiş… İstiklal Caddesi’yle İstanbul Modern’i bağladığı için de çok aktif.” Azra Tüzünoğlu ise bu galeriyi açtıklarında Tophanelilerin ilk başta ne yaptıklarını anlamadıklarını anlatıyor: “Önce uzak durdular, sonra içeri girmeye başladılar. Önce çocuklar geldi; burada neler olduğunu çok merak ettiler. Bu civarda çok fazla okul var ve burada yaşayan çocuklar da hep sokakta. Önce çocukları kazandık, sonra onlar annelerini getirmeye başladılar. Baktılar ki biz zararsız insanlarız, bizi kabul ettiler. Şimdi bizi de bu mahallenin bir parçası olarak görüyorlar.” Bunlara paralel olarak Tophane de değişiyor tabii ki… Galericiler bile bir yılda kendi gözleriyle buna şahit olmuşlar: “Burada biblo toptancıları çoktu, yavaş yavaş gidiyorlar. Her kapanan mağazanın yerine daha temiz mekânlar açılıyor.” Bu arada pek çok bina restore ediliyor, hatta Tophane-i Amire’nin arkasında bir butik otel açılacağı söyleniyor. Kısa zaman içinde Orhan Pamuk Müzesi’nin de açılması buraya ayrı bir hareket getirecek kuşkusuz. Şimdiden özellikle yabancı sanatseverler galeri sahiplerine bu müzeyi soruyormuş.
YAYA TRAFİĞİ ÇOK FAZLA
Çukurcuma Caddesi’nde yer alan Hayaka Artı, aslında sanatçı Dilara Akay’ın atölyesi. Ama bir galeriyi andırıyor. Akay, “Burası ticari bir galeri değil, bir sanatçı platformu. Ben de içinde bir sanatçıyım. Bienalle eşzamanlı olarak veya diğer sanat yoğunluğu olan zamanlarda burayı galeriye çeviriyoruz,” diyor. Bir yıl önce bu mekânı açtığını söyleyen Akay, Tophane’nin önemini şöyle anlatıyor: “İstanbul Modern’in, Antrepo’nun, İstiklal Caddesi’ndeki galerilerin yoğunluğu, bu arayı da doldurmamıza sebep oldu. Çünkü burada çok yaya trafiği var. Galeriler açılıştan açılışa gezilir. Burası her gün geziliyor. Bu mahallenin çocuklarıyla çalışmalar yapıyoruz. Geçen yıl mayıs ayında 15 çocuğun katıldığı bir resim atölyesi yaptık. Bu yıl, haftada bir galeri ve müzeleri gezdirme projemiz var. Çocukların bizimle etkileşime geçmeleriyle birlikte gündelik kullandıkları lisan bile değişti. Öğretmenlerini görünce nasıl toparlanıyorlarsa, bizi görünce de aynı…”
DİNLENME MOLASI
Bu kadar serginin arasında insan biraz oturup dinlenmek istiyor tabii… Ama Tophane’de gezerken öyle şık restoranlar, kafeler bulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sahildeki nargilecilerde çay-kahve keyfi yapabilirsiniz. Biraz ileride yer alan kuru fasulyeci Fasuli, burada en lezzetli yemek yiyebileceğiniz mekân. Fasuli’de Doğu Karadeniz’e dair pek çok lezzet bulabilirsiniz. Boğazkesen Caddesi’ne girdiğinizde solunuzda bulunan Babeyn Cafe, terasıyla dinlenme molası vermek için hoş bir mekân. Karşısındaki tantunicide de hızlı bir yemek yiyebilirsiniz. Daha şık mekânlar arıyorsanız, önerimiz İstanbul Modern’in kafesi. Ayrıca Cihangir ve Galatasaray, baş dakikalık yürüyüş mesafesinde. Buralarda istediğiniz kadar mekân bulabilirsiniz.
Ciro Najle: Tektonik Makine
7 Mayıs, Perşembe, 17:30
İTÜ Mimarlık Fakültesi (Taşkışla) Salon 109
Garanti Galeri-Platform Garanti’nin ortaklaşa düzenlediği “Disiplinlerötesi” konferans dizisi Ciro Najle ile devam ediyor. İTÜ Mimarlık Fakültesi işbirliğiyle 7 Mayıs Perşembe günü saat 17:30′da gerçekleştirilecek konferansın başlığı Tektonik Makine. Najle konuşmasında tektonik makine kavramını bir mimari üretim modeli olarak tanıtacak ve kavramın nasıl işlediğini örneklerle tartışacak.
Ciro Najle Buenos Aires’teki mimarlık bürosu ve multidisipliner araştırma laboratuarı GDB’nin (General Design Bureau) yöneticisidir. Harvard Üniversitesi Tasarım Okulu’nda Tasarım Eleştirmeni ve Valparaiso’daki Federico Santa Maria Teknik Üniversitesi’nde konuk profesör olarak ders veriyor. Aralarında Architectural Association, Cornell Üniversitesi, Columbia Üniversitesi, Berlage Enstitüsü ve Buenos Aires Üniversitesi’nin de bulunduğu çeşitli mimarlık okullarında görev aldı. 2001′de Londra’da Yılın Genç Mimarı Ödülleri’nde ikincilik kazandı. Landscape Urbanism: A Manual for the Machinic Landscape (Peyzaj Şehirciliği: Makinesel Peyzaj için Kullanım Kılavuzu) adlı kitabın iki editöründen biri olan Ciro Najle şu anda Material Discipline adlı kitabı üzerinde çalışıyor.
Konferans İngilizce’dir, simultane çeviri vardır.
“İstanbul Next Wave” (Radikal Gazetesi)
DİLAY YALÇIN
BERLİN – Avrupa’da düzenlenen en büyük Türk sanatı sergisi ‘İstanbul Next Wave’, Berlin’de üç mekanda açılışını yaptı. Akademie der Künste’nin Tiergarten’daki binasında kurulan ‘Eleştirel Sanattan Kesitler’ sergisi Altan Gürman, Bedri Baykam, Halil Altındere, Şükran Moral, İrfan Önürmen ve Balkan Naci İslimyeli’nin kariyerlerinin başından beri yaptıkları eleştirel işlerden örneklere yer veriyor. Şükran Moral’ın ‘Çaresizler’ videosu, Bedri Baykam’ın ‘Demokrasinin Kutusu’, Altan Gürman’ın montaj ve kompozisyonları ile Balkan Naci İslimyeli’nin ‘Tuhaflıklar Ülkesi’ serisi sergilenen işler arasında yer alıyor.
12 Kasım’da açılan ‘İstanbul Next Wave’in en ilgi gören işlerinden biri de Tiergarten’daki sergi binasının önünde yer alıyor. Halil Altındere polislerle üçüncü çalışması olan ‘The Monument of Direct Democracy’ işi için bir Alman polis arabasını ters çevirmiş. Altındere’nin daha önce de İstanbul Bienali ve Open Source Amsterdam’a önerdiği fakat bürokrasi yüzünden kabul edilmediğini söylediği işi için Berlin eyaleti başbakanı Klaus Wowereit araya girmiş.
‘Kendi korkularınızla yüzleşin!’
Altındere basın toplantısı sırasında yurtdışında sergilerde yer almak için “Belli bir dil bekleniyor ve bu dil oryantalist bakış açısını gerektiriyor” dedi. Sanatçı burada sergilenen işi için “Bu işi iki düşünceyle yaptım. Hem bu beklentiler karşısında gardınızı almanız gerekiyor. Bir yandan da Batılılar’ı kendi korkularıyla yüzleştirmek gerekiyor” diye konuştu. Almanya’da sanat dünyasında şu sıralar en çok konuşulan sergilerden olan ‘İstanbul Next Wave’in ‘Eleştirel Sanattan Kesitler’ adlı bu ayağı, 17 Ocak’a kadar görülebilecek.
Kadınlardan, kadına dair
Beral Madra’nın küratörlüğünde hazırlanan ‘Ayaklarımın Altında Cenneti Değil, Dünyayı İstiyorum’ sergisi, Türkiye’nin 17 tanınmış kadın çağdaş sanatçıyı bir araya getiriyor: Yeşim Ağaoğlu, Gülçin Aksoy, Nancy Atakan, Atılkunst (Gülçin Aksoy, Yasemin Nur Toksoy, Gözde İlkin), Nazan Azeri, İpek Duben, Nezaket Ekici, Gül Ilgaz, Gözde İlkin, Cemile Kaptan, Şükran Moral, Neriman Polat, Necla Rüzgar, Gülay Semercioğlu, Nalan Yırtmaç. Serginin mekanı ise Berlin’in en merkezi yerlerinden Paris Meydanı’ndaki Akademie der Künste’nin sergi alanları.
Sergi salonunun girişinde Gül Ilgaz’ın ‘Mücadele (Athena) adlı fotoğraf çalışması karşılıyor izleyiciyi. Ilgaz’ın Athena tapınağındaki bir kabartmadan bir kadın fotoğrafı montajladığı çalışması, aynı zamanda ‘İstanbul Next Wave’ etkinliğinin genel afişinde ve katalog kapağında kullanılmış. Akademie der Künste’nin kafe bölümündeki duvarlarda ise Atılkunst sanatçı grubunun ‘Hatasız kunst olmaz’ gibi komik afişleri dikkat çekiyor. Almanya’da tanınan performans sanatçısı Nezaket Ekici ise iki yıl önce Ayasofya Müzesi’nde yapmak isteyip izin alamadığı, geçen nisan ayında Almanya’da bir müzede tavandan başaşağı sarkarak gerçekleştirdiği performansının videosuyla sergiye katılıyor. Aynı zamanda şair olan Yeşim Ağaoğlu’nun üzerinde şiirler yazılı buruşturulup atılmış kağıtlardan oluşan yerleştirmesi, Şükran Moral’ın ‘Galatasaray Hamamı’ videosu ile Gülçin Aksoy’un ‘Burma Bilezik’ yerleştirmesi sergide izleyicinin ilgisini çeken işlerden.
————————————————————————————–
15/11/2009 01:28
İstanbul ve Berlin belediyeleri arasındaki ‘kardeş şehir‘ ilişkilerinin 20. yılı vesilesiyle Berlin’de düzenlenen ve üç sergiyi kapsayan ‘İstanbul Next Wave’, şimdiye kadar şahit olduğumuz en manalı ‘kardeş şehir’ etkinliği. Sergiler vesilesiyle Türkiyeli sanatçılar Berlin’e çıkarma yaptı
ERKAN AKTUĞ
BERLİN – Hikayeden ‘kardeş şehir’ etkinlikleri çok görmüştük, demek ki manalısı da oluyormuş. İstanbul ve Berlin belediyeleri arasındaki ‘kardeş şehir’ ilişkilerinin 20. yılı vesilesiyle Berlin’de düzenlenen ve üç sergiyi kapsayan ‘İstanbul Next Wave’, şimdiye kadar şahit olduklarımızın en manalısı. Bu işe para koyan İstanbul ve Berlin belediyelerine, önayak olan kişi ve kurumlara şapka çıkartıyoruz buradan.
‘İstanbul Next Wave’, resmen Türkiye sanatının Berlin’deki gövde gösterisi. Zira hem sergiler iyi hem de sergilerin açıldıkları mekanlar Berlin’in tam kalbinde yer alıyor. Bugüne kadar Türkiye’yle ilgili yurtdışında açılan en büyük koleksiyon sergisi ‘İstanbul Modern-Berlin’e Berlin’in en havalı uluslararası sergi mekanı Martin Gropius-Bau ev sahipliği yapıyor. Türkiyeli kadın sanatçıların gövde gösterisi yaptığı Beral Madra küratörlüğündeki ‘Ayaklarımın Altında Cenneti Değil Dünyayı İstiyorum’ sergisinin açıldığı Akademie der Künste’nin (Sanat Akademisi) Pariser Platz’daki (Paris Meydanı) şahane binası, Berlin’in simgelerinden ünlü Brandenburg kapısının hemen dibinde konumlanan, özellikle gençlerin uğrak yeri capcanlı bir mekan. Politik işlerin yer aldığı ‘Eleştirel Sanattan Altı Kesit’ sergisi de Berlin’in bir başka simgesi ünlü Zafer Anıtı (Siegessaule) yakınındaki Akademie der Künste’nin sanat okulu Hanseatenweg’de açıldı.
Teklif onlardan
Berlin’in bu çapta bir Türkiye sanatı çıkarmasına kucak açmasındaki en önemli etken, teklifin Almanya’nın kültür-sanatına yön veren Akademie der Künste’den (Sanat Akademisi) gelmesi. 1783’te kurulan ve köklü bir geçmişe sahip Akademie der Künste’nin böyle bir kararı almasında ise kurumda yaşanan değişim etkili olmuş. 250 bini Berlin’de olmak üzere üç milyondan fazla Türkiye kökenlinin yaşadığı Almanya’daki Türkiye gerçeğini sonunda kabullenen kurum, oradaki Türklere ulaşmak için çeşitli faaliyetler yapmaya karar vermiş. ‘Açılım’ için de Berlin-İstanbul ‘kardeş şehir’ ilişkisinin 20. yılı hedef alınmış ve çalışmalar Almanya’da yaşayan Çetin Güzelhan koordinasyonunda iki yıl öncesinde başlatılmış. İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu’nun ‘açılım’ konusundaki yorumu şöyle: “Almanların karar alması zordur. Kararı alana kadar çok düşünürler. Ama karar alındıktan sonra gerisi kolaydır, en iyisini yapmak için çalışırlar. Bu kez, bizi merkeze aldılar.”
Üstelik sergilerin, dünyanın ilgisinin Berlin’de olduğu bir döneme denk getirilmesi de ayrıca önemli. Her üç sergi de Berlin’de yapılan MTV Avrupa Müzik Ödülleri töreni, U2’nun Berlin Duvarı’nda verdiği konser ve dünyadan 32 devlet başkanının katıldığı Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yılındaki görkemli kutlamaların hemen akabinde açıldı. Açılış vesilesiyle Türkiyeli sanatçılar Berlin’e çıkartma yaptı. Bedri Baykam’dan Balkan Naci İslimyeli’ye, Handan Börüteçene’den Halil Altındere’ye, Nazan Azeri’den Gül Ilgaz’a herkes Berlin’deydi.
Berlin, son yıllarda Avrupa’da sanatın yeni çekim merkezlerinden biri. Duvarın yıkılışının ardından eski görkemli binalar hızla yenilenirken bir yandan da yıldız mimarların elinden çıkma ‘havalı’ modern binalar yükseliyor. Şehirdeki şantiye hali, önceki yıllara göre azalsa da devam ediyor.
………
yer(siz)leşme
29 Şubat Cuma 2008 12:30
01 Mart Cumartesi 12:300
On Friday 29 February 2008 at 12:30
On Saturday 29 February 2008 at 12:30
İMÇ’nin mimarı Doğan Tekeli’nin ofisinde çalışan aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde İMÇ’ye de yer verdiği yüksek lisans tezini hazırlamakta olan mimar Sena Özeren 5533′de 29 Şubat Cuma ve 1 Mart Cumartesi günleri saat 12:30′da başlayacak olan iki günlük seminer düzenliyor. Herkese açık olan özellikle de İMÇ esnafının ilgisinin beklendiği bu seminerde, YER(SİZ)LEŞME teması altında İMÇ’nin 40 yılda gelmiş olduğu noktaya görsel ve sözel anlatımlarla yer verilecektir.
On Friday February 29 and Saturday March 1, Sena Özeren who in addition to working as an architect in İMÇ’s architect, Dogan Tekeli’s office, is also writing her master’s thesis on İMÇ for the Design and Art Faculty at Yildiz University, will conduct a workshop. In this workshop entitled “BECOMING PLACE (LESS)” that is open to İMÇ workers as well as the general public, she will present visual and verbal information about the architectural history of İMÇ and its situation after forty years.
Sergi
Sessizlikten uzaklaşma… Eric Satie’nin piyano için yazılmış “Vexations” adlı bestesinden esinli. İş, bestenin notalarıyla simultane gösterilen renkli ışıklı bir pano ile bahsedilen “sıkıntı” durumuna eşlik eden, kişisel hikayelere …















