Viewing 1 to 20 of 31 items
Tag Archives: Mart

‘’Istanbul-Pontivy, bir şehirde kesişen bakışlar ‘’- Fotoğraf Sergisi

Sergi açılışı 26 Mart 2010 Cuma, saat 18.30 Sainte Pulchérie Lisesi L2 sınıf öğrencileri ve Pontivy Jeanne d’Arc Lisesi’ndeki Fransız arkadaşları tarafından gerçekleştirilen sergi. Fotoğraf sanatçısı, yönetmen Timurtaş Onan’ın motive eden enerjisiyle öğrenciler, Fransa ve Türkiye’yi gezdiler, birbirleriyle tanıştılar, birbirlerinin yaşadıkları yerleri ve kültürlerini tanıdılar. Pontivy ve İstanbul sokaklarında fotoğraf çekimi yaparlarken, aynı zamanda kendi bakış açılarını  Full Article…

Comments Off

Işıltılı Şey, Turan Aksoy, Pi Artworks, İstanbul

GÖRÜN // SERGİ // İSTANBUL // Turan Aksoy ‘’ Işıltılı Şey ’’ isimli sergisiyle Pi Artworks Galeri 1 ve 2’de. Sergide, Turan Aksoy’un 2008-2009 yıllarındaki çalışmaları görülebilir. Büyük bir bölümü üç boyutlu işlerden oluşan sergide, özlem, şiddet, aldatma gibi konular hakkında konuşmalardan oluşan video çalışmaları da bulunuyor. // 23 Mart – 22 Nisan 2010 // Galeri [...]

Comments Off

Merge Layers, Çağla Cabaoğlu Art Gallery, İstanbul

GÖRÜN // SERGİ // İSTANBUL // Tasarımcı Timuçin Unan ilk sergisi “Merge Layers”ı 29 Mart 2010 tarihinde Çağla Cabaoğlu Art Gallery’de açıyor. Unan sergisinde, bir tasarımın ortaya çıkış anını, kendisini de işin içine katarak “çok katmanlı” bir seyir halinde izleyiciye sunuyor. Tasarımcının tasarım hallerini sıradışı bir şekilde izleyiciye sunduğu 16 çalışmadan oluşan sergi 29 Nisan [...]

Comments Off

PiST/// at The Armory Show Pier 94 / Booth 1511

4-7 Mart 2010 tarihleri arasinda New York’da gerceklesecek olan Armory Show’da yer alan non-profit mekanlardan biri olacak olan PiST/// Disiplinlerarasi Proje Alani, Pier 94 / 1511′de yer aliyor. PiST, Armory Show’da Vahap Avsar, Osman Bozkurt ve Didem Ozbek’in islerini sergileyecek. Vahap Avsar uzun zamandir sanat calismalarina ara vermis, Turk guncel sanatinin oncu isimlerinden biri. Son  Full Article…

Comments Off

TAKSİ ŞOFÖRÜ – TAXI DRIVER // ARDAN ÖZMENOĞLU

ARDAN ÖZMENOĞLU TAKSİ ŞOFÖRÜ // TAXI DRIVER ALANistanbul 4 Mart 2010 – 2 Nisan 2010 // 04 MARCH 2010 – 02 APRIL 2010 Şerif Gören’in 1976 yapımı “Taksi Şoförü” filmi güncel sanat tarafından yeniden yorumlanıyor ve Ardan Özmenoğlu’nun sanatsal uygulamalarına konu oluyor. Sergi 4 Mart – 2 Nisan 2010 tarihleri arasında ALANistanbul’da! Ardan Özmenoğlu yerel  Full Article…

Comments Off

GENCO GÜLAN – Dünyanın En Pahalı Resimleri

Genco Gülan, 4 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında “Dünyanın En Pahalı Resimleri” adlı kişisel sergisiyle büyük ustaların en fazla değer kazanan eserlerini yeni medya sanatının araçları ve sanatsal emeğiyle yeniden yorumluyor. Genco Gülan, sanatının “motto”suyla, zihnimizin işlem hızını arttırma isteğiyle öne çıkan aktivist bir sanatçı. Sanatının teknolojik ve eleştirel yönü, Gülan’ı “ilişkisel estetik”e yaklaştıran  Full Article…

Comments Off

Engin Güneysu, Fotoğraf Geçidi: İstanbul 2010, İstanbul

GÖRÜN // SERGİ // İSTANBUL // 1 yıl sürecek olan Fotoğraf Geçidi: İstanbul 2010 projesinin 7. sergisi Engin Güneysu’nun ‘Sokağın Dili: Bildiğin İstanbul’ adlı çalışması. // 6 Mart-2 Nisan 2010 // İstiklal Caddesi Mısır Apt. No : 311 (163) K.1 D.3 Beyoğlu, İstanbul // http://www.fotografgecidi.com/sergi_enginguneysu.html

Comments Off

”Tarihsel Belleğin Kimliği: Doğu Avrupa’dan Güncel Fotoğraf” sergisi İtalya’nın Modena kentinde açıldı

”Tarihsel Belleğin Kimliği: Doğu Avrupa’dan Güncel Fotoğraf” sergisi İtalya’nın Modena kentindeki Ex Ospedale Sant’Agostino Müzesi’nde 13 Aralık 2009 tarihinde açıldı. 14 Mart 2010 tarihine kadar açık olacak sergide Türk sanatçılar Banu Cennetoğlu ve Fikret Atay’ın aralarında bulunduğu 29 sanatçının eserleri sergilenecek. Küratörlüğünü Filippo Maggia’nın üstlendiği sergi, Fondazione Cassa di Risparimo di Modena‘nın koleksiyonunda yer alan  Full Article…

Comments Off

CLAUDE CLOSKY “YAZI MI TURA MI” ADLI SERGİSİ İLE AKBANK SANAT’TA!

CLAUDE CLOSKY “YAZI MI TURA MI” ADLI SERGİSİ İLE AKBANK SANAT’TA!
Sanatçı Claude Closky’nin  “Yazı mı Tura mı” adlı sergisi 16 Ocak 2010 – 6 Mart 2010 tarihlerinde Akbank Sanat’ta sanatseverlere buluşacak. İmajların anlam ve anlamsızlığı üzerine düşündüren serginin küratörü Ali Akay. Ali Akay Claude Closky’nin Akbank Sanat’taki  “Yazı mı Tura mı” adlı  sergisinin öncelikle imajların anlam ve anlamsızlığ…

Comments Off

Türk sanatı dünyaya açıldı

Plastik sanatlar alanında Türkiye 2009′u biraz tartışma, sayısız sergi ve çokça umut vaat eden gelişmelerle geçirdi. Ekonomik krizin etkileriyle yeni sanat piyasalarına yönelen ilgi Türkiye’de 2009′un başlarında Sotheby’s müzayede evinin ofis açmasına ve Londra’da Türk çağdaş sanatçılarının eserlerinden oluşan bir müzayedenin düzenlenmesine neden oldu. Bu gelişme Türkiye’de de etkilerini gösterdi. Sanat eserlerinin bir yatırım aracı  Full Article…

Comments Off

Noktaları Birleştir

16 Şubat, 2008 – 9 Mart, 2008


Noktaları Birleştir

None

None

None

None

None

16 sanatçının katılımıyla Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenlenen sergi, çizgiyi bağımsız görsel bir birim olarak anlama ve özgün bir ifade biçimi olarak kullanma fikrinden hareket eden işleri bir araya getiriyor. Bu işlerin üretimi ve sunuşunda da çeşitlilik ve rahatlık göze çarpıyor: Kumaş, kağıt, ekran, duvar ve duvar kağıdı kullanımından boya, mürekkep, piksel ve tükenmez kaleme.

Serginin kavramsal çerçevesi de aynı yaklaşımı devam ettiriyor: Ucu açık, tamamlanmışlık kaygısı gözetmeyen bu işler tek bir yere gitmiyor.

Sergi açılışında Nazım Dikbaş Ama Bu Bana Benzemiyor adlı bir performans gerçekleştirecek. Hevesli çizerler tarafından yapılan resimlerini görüp memnun kalmayan kişilerin telaffuz ettiği bu cümleyi başlık seçen Dikbaş, çizim eyleminin ve üretiminin farklı boyutlarına dikkat çekmeyi deneyecek.

 

Katılımcılar: Aksel Zeydan Göz, Alina Viola Grumiller, Bora Başkan, Burak Arıkan, Cem Dinlenmiş, Erlea Maneros, Ekin Saçlıoğlu, Erkin Gören, Erdem Ergaz, Gözen Atila, Güneş Terkol, İnci Furni, Klaustro, Koray Kantarcıoğlu, Mihda Koray, Nazım Dikbaş.


Comments Off

Show Your Hope

12 Mart, 2008 – 14 Mart, 2008


Show Your Hope

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

80 ülkeden 300 kadar profesyonel sanatçının çalışmalarından oluşan  Global Gezici Sergi “Umudunu Göster” 12-14 Mart tarihleri arasında Hafriyat Karaköy’ün misafiri oldu

Serginin adı: “Umudunu Göster” Global Gezici Sergi

Düzenleyen: 80Soru Vakfı, Hollanda

 

2003 yılından bu yana tırıyla dünyayı gezen 80Soru Vakfı’nın Global Gezici Sergisi “Umudunu Göster”, 10-15 mart tarihleri arasında İstanbul’daydı ve 12-14 Mart tarihlerinde Hafriyat Karaköy mekanında koleksiyonundan 80 eserlik bir seçkiyle İstanbullu sanatçılar ve sanatseverlerle buluştu. 80Soru Vakfı’nın Global Gezici Sergisi, uğradığı şehirlerdeki sanatçılarla iletişime geçip “umudunu göster”mek isteyen sanatçıların çalışmalarını sergi koleksiyonuna dahil ediyor. Sergiye her yıl 75 ila 100 yeni eser katılıyor.

 

Martin, 4 yıldır “Umudunu Göster” projesiyle yasadığı deneyimi, sergiye dahil olan çalışmaların özgün hikayelerini canlı performansla izleyicilerle paylaştı. 12 mart açılış gecesi 19.00′da, Martin performansını gerçekleştirdi ve sergi süresince hergün 17.00-19.00 saatleri arasında tekrarlandı.

 

İstanbullu Sanatçılara Açık Çağrı

Global Gezici Sergi “Umudunu Göster” Hafriyat Karaköy’de konakladığı tarihler arasında, İstanbullu sanatçılarla tanışmayı ve onları da bu global etkinliğe dahil etmeyi amaçladı. İlgilenen sanatçılar 12-14 mart tarihleri arasında Hafriyat Karaköy’e uğrayarak hem sergi koleksiyonunu gezdi, hem de Global Gezici Sergiye katıldı.

Gezici Glabol Sergi 2008 seyahati, Türkiye’nin bir ucundan diğerine, Gürcistan, Azerbaycan, İran ve Pakistan’dan Hindistan’a, dünyanın paylaştığı resim yapma geleneğini modern bir yolculuğa çıkardı.

 

 

 

 


Comments Off

Haksız Tahrik

7 Mart, 2009 – 31 Mart, 2009


Haksız Tahrik

Vajina Kapısı

Erkeksen Atla

Mizojenik Şiddet Kiti

None

None

None

Bu sergi, feminizm konulu bir sanat tarihi sergisi değildir. Feminizm adına yapılan bir eylem aynı zamanda güncel sanat sergisidir.


KADIN PLATFORMLARI, ÖRGÜTLERİ, SANATÇILAR BİRLİKTE….

‘CİNSİYET BİR BELA DEĞİLDİR, TAHRİK NESNESİ HİÇ DEĞİLDİR’

 

“Haksız Tahrik”
7 Mart’ta Hafriyat Karaköy’de açılıyor…

Kuratörlüğünü Canan Şenol’un üstlendiği eylem-sergi, 8 Mart Kadınlar Günü’nde açılarak, güncel sanatın içinden ve dışından feminist aktivist ve teorisyenlerle, feminist söylemlerle iş üreten profesyonel sanatçıları bir araya getiriyor.

İktidarın elinden geldiğince tahakkümü altına almaya çalıştığı cinsiyet kavramını feminist bir bakış açısıyla irdeleyecek sergi katılımcıları, tiyatrodan standupa, resimden fotoğrafa, performanstan heykele farklı disiplinlerden gelen sanatçılardan oluşuyor.

7 Mart 2009′da Hafriyat Karaköy’de açılacak feminist sergi Haksız Tahrik ismini, Türk Ceza Kanunu’nun “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” başlığı altında düzenlenen 5237 sayılı “haksız tahrik indirimi” maddesinden alıyor. Bu madde, töre, namus, ırz cinayetlerini besleyen, kadına uygulanan şiddeti adeta imrendiren bir madde olarak varlığını uzun bir süredir devam ettiriyor.

Sergi, ismini, ceza kanunundaki bu maddeden almanın ötesinde, içeriğini pratik yaşamda kadının “tahrik” unsuru olarak ele alınmasına odaklanıyor ve izleyiciyi bir katılımcı gibi konumlandırarak, onu, kadınlara yapılan her türlü siyasi, kültürel ve toplumsal ayrımcılık üzerinde düşünmeye, bununla savaşmak için mücadele biçimleri üretmeye çağırıyor…

Editörlüğünü sanat eleştirmeni ve gazeteci Ayşegül Sönmez’in yaptığı serginin kitabı ise feminist sanat kuramlarından Türk edebiyatındaki kadın karakterlere, sergide yer almayan kadın sanatçıların işlerinden sözlerine, sergiden hem bağımsız hem de sergiyle birlikte hareket ederek düşünce üreten serginin bir diğer platformu olmayı hedefliyor…

Serginin katılımcıları: Atıl Kunst (grup), Aylin Kuryel, Cağla Cömert, Canan Şenol, Didem  Yazıcı,  Dilek Winchester, Evrim Kavcar, Filmmor (grup), Fulya Çetin, Gülçin Aksoy, Gülizar Önen, Güneş Terkol, Hale Tenger,İnci Furni, Nalan Yırtmaç,Neriman Polat, Nil Yalter,Nilbar Güreş,Oda Projesi (grup), Özlem Gök, Sezgi Abalı, Şükran Moral, Yasemin Özcan Kaya, Amargi sanat atölyesi (grup)

Etkinlikler

Esmeray standup gösterisi (14 Mart 2009 19:00)

Forum Tiyatrosu (28 mart 14:00) Hafriyat Karaköy…

Söyleşi (12 Mart 18:30) Suna İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi

Ayşegül Sönmez’in geçtiğimiz yıl düzenlediği Feminist Mi Ben Mi canlı röportaj serisinin ikincisi bu sergi kapsamında serginin katılımcılarıyla birlikte gerçekleşiyor…

 


Comments Off

2. SÖBÜTAY ÖZER RESİM YARIŞMASI

2. SÖBÜTAY ÖZER RESİM YARIŞMASI
Uzun yıllar Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapan, başarılı eğitimciliği ile pek çok öğrenci yetiştiren, aynı zamanda çağdaş resmimizin önemli isimlerinden olan Söbütay Özer ( 1949-2007) adına ÇAĞSAV (Çağdaş Sanatlar Vakfı) ve CER MODERN ( Cer [...]

Comments Off

Hüseyin Bahri Alptekin: Global Mockery


Hüseyin Bahri Alptekin: Global Mockery
[Küresel Güldürü]
maison Folie de Wazemmes, Lille, Fransa
30 Nisan – 7 Temmuz, 2009

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi, Europe XXL Lille 3000 kapsamında, Hüseyin Bahri Alptekin’in vefatının ardından gerçekleşecek olan ilk kapsamlı sergiyi düzenledi.

Europe XXL Lille 3000 Lille Bienali: 20 yıl önce Berlin duvarının yıkılmasıyla yeniden tanımlanan Yeni Avrupa’yı bienal kapsamında keşfetmeye çalışıyor. “Europe XXL: East is the new West is the new East…” başlığı altında Berlin, Budapeşte, Varşova, Zagrep, Moskova gibi kentlerin yanında İstanbul da var. Bu çerçevede Platform Garanti, Hüseyin Alptekin; Garanti Galeri ise, “Mapping Istanbul” projesi ile bienalde yer almaktalar. Bienal 14 Mart – 12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşiyor.

maison Folie de Wazemmes’in iki katında gerçekleştirilen “Hüseyin Bahri Alptekin: Global Mockery sanatçının Heterotopya, Winter Depression, Karakum gibi enstelasyonları ve 2007 Venedik Bienali, Türkiye Pavyonu’nunda yer alan, fotografik sekansların ardarda getirilmesinden oluşan Incident-s gibi videoları izlenmekte.

Sergideki işler, Hüseyin Bahri Alptekin’in araştırmalarının ana kanallarına değinmekte. Örneğin, 1989 yılında Berlin Duvarı’nın çöküşü ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından tasarımcısı anonim, hiyerarşilere rağbet etmeyen, serbestçe dolaşan imge ve nesnelerin birbirlerine dokunmalarını, yan yana durmalarını, üst üste gelmelerini irdeleyen Heterotopya aynı zamanda sanat eserinin ontolojik bir nesne olduğunu göstermekte. Winter Depression enstelasyonu ise depresyonun bir zaman kipi olduğu kadar, mekanın ortasında duran divanla bir yer kipi de olabileceğini hatırlatıyor. Karakum enstelasyonu “değerli” olanla “kayda değer bulunmayan” kültürel imgeler arasındaki karşılıklı geçişlere işaret etmekte. Devasa bir ucuz plastik torba olan Karakum Camel sigarasının paketinin üzerindeki imgenin apartılıp yerelleştirilmesinden oluşmuş. Üzerinde “Disposed in Middle Asia” [Orta Asya'ya yayılmış] yazan torbanın geldiği “özgün” sigara paketi de egzotik ve klişe bir Orta Doğu imgesinden apartılmaktaydı. İmgenin göçebeliği, bunun gibi sıradan, “taklit” torbaların kullanıcılarının da yerlerinden edilmişler olduğunu hatırlatmakta.

Hüseyin Bahri Alptekin’in arşivi ve kütüphanesini bünyesinde barındıran Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi aynı zamanda sanatçının hayatı ve eserleri üzerine detaylı bir araştırma yürütmektedir.

Comments Off

Bilimsel “İş” Yönetimi.

Kamil Şenol

Santral İstanbul’da, 21 Mart–16 Ağustos 2009 tarihleri arasında, “Haritasız: Medya Sanatlarında Kullanıcı Çerçeveleri” sergisi yer alacak. Sergi tarihinin uzun bir zaman aralığına yayılması , sergi üzerinden bazı meseleleri tartışmak için bir fırsat yaratıyor.

ZKM işbirliği ile gerçekleştirilen serginin metinlerinden hareket edersek, “Haritasız” izleyicileri birer katılımcı ve yaratıcı olmaya davet ediyor. Eserlerin ön planda olan etkileşim nitelikleri sayesinde, izleyici ile sanat yapıtı arasındaki ilişkinin kökten değişimi hedefleniyor. Daha iddialı laflar ile izleyici “dokunabildiği”, “kullanabildiği’ işler sayesinde sanatçı olabilecek, en azından olabileceği fikrini tecrübe edecek. Teknolojiye dayalı bu tür etkileşimli(interaktif) işler ile hedeflenen, eser ile izleyici arasındaki hiyerarşinin ortadan kalkması, dolayısıyla daha “demokratik” bir ilişkinin hayata geçirilmesidir.

Yeni medya sanatlarının , yukarıda anılan işlevleri ne kadar yerine getireceği tartışmasına, sanata bir üretim meselesi olarak yaklaşıp, üretim sürecindeki bilginin ne kadar merkezileşmeden uzak ve demokratik olduğu sorusuna cevap aramak, olası farklı yaklaşımlardan biri olabilir…

Üretim sürecindeki bilginin niteliğine ilişkin her tespit, kapitalist üretim tarzındaki Taylorizm (ya da öteki adıyla “Bilimsel İş Yönetimi”) uygulamalarına değinmek zorundadır.Baştan şunu belirtmek gerekiyor, Taylorizm 20.yüzyılın başlangıcından bu güne kadar sermayenin emek üzerinde gerçek boyunduruğunu sağlamlaştırmasının en önemli payandası olmuştur. Bu uygulamaların sonuçları şöyle özetlenebilir: “Üretim bilgisinin işçiden alınması ve vasıfsızlaştırma. Taylorizm, bir üretim dalının bilgisine sahip olan zanaat işçisinin sonu olmuş, kapitalizm 20.yüzyıl boyunca işçileri adım adım vasıfsızlaştırmış, basit emeğin her üretim alanında emeğin temel biçimi haline gelmesi sağlanmıştır. Tasarım ve uygulamanın birbirinden ayrılması. Kapitalist emek süreci giderek artan bir kutuplaşmaya tabi hale gelmiş, planlamaya, hesaplamaya, kayıt tutmaya ilişkin bütün tasarım faaliyeti bir kutupta yoğunlaşırken, fabrika ve işyeri tabanındaki işçi giderek işin tasarım ve planlamasından bütünüyle koparak sadece başkalarınca planlanmış olan bir üretim sürecinin uygulayıcısı haline gelmiştir. İşçinin bilimden kopuşu. Üretim sürecinin bütünün bilgisini yitiren ve üretimdeki yeri en basit işlemleri biteviye tekrarlamak haline gelen işçi, üretimin geliştirilmesi bakımından her türlü kapasitesini yitirmiş, bilim dünyasından kopmuştur. Oysa Taylorizmin uygulanışına kadar yeni buluşların ve teknolojik gelişmelerin çoğu işçilerin ürünü olarak ortaya çıkmıştı.”[1]

20.yüzyılda kapitalizmin adım adım tüm alanlara sirayet etmesi, bir başka deyişle daha önce metalaştırılmamış alanlara olağanüstü yayılması ile, Taylorizmin ilkeleri ve yöntemleri sadece üretim alanında değil, tüm sektörlerde kullanılmıştır. Bugünün bürosunun, postanesinin, telefon şirketinin,bankasının,sigorta şirketinin,süpermarketinin bu yöntemleri uygulama bakımından birçok fabrikadan aşağı kalan yanı yoktur. Kültür endüstrisi de bu süreçten muaf değildir.

Sergiye dönersek, serginin oyun dürtüsünü harekete geçirip, izleyiciyi içine aldığı ve eğlendirdiği tartışma götürmez. İşler izleyicinin süreçlere katılımı ve müdahalesi sonucu gerçekleşmekte, ayrıca bu katılım süreçleri bir çok işte belgelenmekte. Ama izleyicinin işlerin teknolojik yapısının arkasındaki bilgi süreçlerine nüfuz etmesi söz konusu değil. Zaten böyle bir şey de hedeflenmiyor. “Katılım” fikri her ne kadar süreçlere “demokratik” bir özellik katıyor gibi görünse de, bu yüzeyde olduğu için, tam tersine Taylorist yöntem ve uygulamalardaki makinenin uzantısı işçi gibi burada işin uzantısı olan izleyiciden bahsedebiliriz ancak. Bu anlamıyla izleyici araçsallaşır.

Kapitalist işbölümünün dayattığı “meslek” seçme ve çalışma sürelerinin gereksiz uzunluğu[2]
nedeniyle, resim yapmanın ya da müzik besteleme veya icra etmenin kendisini tecrübe etmek yerine, dışarıdaki birinin “düzenleme” ve “tasarımı”nın dolayımdan geçmek ne kadar özgürleştirici ve demokratik olduğu soru işaretidir. Gijs van Oenen, bu durumu, “risk toplumu” bağlamında yaşamın tümüne yayarak şöyle ifade ediyor: “Özgürlükçü yurttaşlık yapısının gerektirdiği sorumlulukların altında ezilen insanlar, bir kısım sorumluluklarını, dışarıdaki kurumların düzenleme ve tasarım hizmetlerinden yararlanarak karşılama eğilimindeler. Politik ve yasal müdahalelerin yanı sıra toplumsal normları aştığımız her an, fiziksel ya da elektronik olarak bizi yönlendiren veya kısıtlayan yeni tip çevresel tasarımlar aracılığıyla gözetim ve denetime maruz kalıyoruz.” Teknoloji ağırlıklı tasarımlar ve uygulama düzenekleri başlangıçta etkileşimi (interaktivite) amaçlıyor gibi görünse de neticede ulaştığı nokta “interpasivite” oluyor.

Yazının başında belirttiğimiz gibi, serginin geniş bir zaman aralığına yayılması, tartışmak için epey bir zaman yaratıyor. Biz bu yazı da durumun sadece negatif yanlarını ele aldık.Tüm dünya tarihsel açıdan önemli bir aşamadan geçiyor. Yaşanan krizin, bir resesyon mu yoksa depresyon mu olduğu tespit edilmeye çalışılıyor.Belki bir sonraki yazıda ,dünya üzerindeki olası radikal değişimleri de gündemine alan, “yeni medya” sanatlarının, teknolojik altyapısı ve bilgi süreçlerinin de “kullanıcıya” açılmasının getirebileceği özgürleştirici ve demokratik potansiyellerinden bahsedebiliriz.

[1] Yalın üretim ve esneklik:Taylorizmin en yüksek aşaması.Sungur Savran, Devrimci Marksizm Dergisi ,sayı:3, 2007
[2] Günümüzde sekiz saat çalışma süresi üretim araçlarının gelmiş olduğu gelişkinlik düzeyi itibarıyla çok uzundur, o yüzden “sistem bir miktar işsizlik yaratmak zorunda” yalanına başvuruluyor. Türkiye’de işsizlik oranı %15,5(Ocak 2009, genç işsiz oranı %27,9) Amerika’da %7,6(Ocak 2009, genç işsiz oranı %20,8) , bir çok Avrupa ülkesinde de çift haneli sayılardır. Sırf işsizlik oranı üzerinden yapılacak basit bir hesaplama ile, fiili olarak çalışma süresinin radikal bir şekilde düşürülebileceği gösterilebilir.

Comments Off

01.04.09 Oreet Ashery

Please scroll down for the English text

Oreet Ashery
Sabetay Sevi ve Diğer Egolar /
Shabbtai Zvi and Other Alter Egos
Sanatçı Konuşması / Artist Talk
01.04.09 Çarşamba / Wednesday
18:30 / 6.30 pm

http://www.oreetashery.net/

PiST///
Dolapdere Caddesi
Pangaltı Dere Sokak
No 8 A/B/C
Pangaltı 34375
İstanbul TR

pist@pist.org.tr

Londra’da yaşayan sanatçı Oreet Ashery 1 Nisan 2009, Çarşamba günü saat 18:30’da PiST’te çalışmalarıyla ilgili bir konuşma gerçekleştirecek. 27 Mart-7 Nisan tarihleri arasında projeleriyle ilgili araştırma yapmak için İstanbul’da bulunacak ve PiST’in ilk misafir sanatçısı olacak.

Oreet Ashery, farklı medyumlar aracılığıyla interaktif ve performatif sanat etkinlikleri düzenleyen, video, 2 boyutlu isler ureten, obje, metin ve interneti kullanarak çalışan bir sanatçı. Ashery uzun zamandır Musevilik, ırk, cinsiyet ve Arap/Müslüman dünyası üzerine işler üretiyor. İşlerinde sıklıkla farklı karakterlere bürünüyor. Bunlardan bazıları tavşan, siyah adam, Norveçli postacı, şişman çiftçi ve Arap adam karakterleri.

Son olarak Ashery 17. yüzyılda yaşamış Sahte Mesih Sabetay Sevi’yi de performanslarında yeni bir karakter olarak kullanmaya başladı. Oreet Ashery‘nin Sabetay Sevi ve Diğer Egolar* başlıklı konuşması için 1 Nisan, Çarşamba günü saat 18:30’da hepinizi PiST’e bekliyoruz!

*Konuşma İngilizce olacaktır.

———————————

London based artist Oreet Ashery will give a talk* about her work at PiST on April 1st, 2009, Wednesday at 6.30 pm. Ashery is the first artist-in residence at PiST who will stay in Istanbul for her project research.

Ashery is a context- responsive visual artist working across mediums in interactive performance art events, video, 2-D image making, objects, text and the internet. Ashery’s practice looks at personal politics and its complex relationship to social and political realities, notions of identity and subjectivity, and at the nature of what an art practice might be.
Ashery has an ongoing interest in the intersections between Jewishness, race, gender and the Arab and Muslim world. The project Welcome Home that started in 2004 is an investigation into the Palestinian Right to Return and other projects within an anti-Occupation remit.
Frequently Ashery will produce work as a character. Her characters include a rabbit, a black man, a Norwegian postman, a fat farmer and an Arab man, among others. Marcus Fisher, an orthodox Jewish man is Ashery’s most consistent character. Recently Ashery developed a new character based on the controversial 17th century false messiah Shabbtai Zvi. Throughout his life Shabbtai conducted a series of ‘Strange Acts’ akin to much performance work, like walking with a fish dressed in baby clothes in a pram, he converted from Judaism to Islam later on in life.

Ashery’s work has been shown extensively in the UK and internationally in museums, galleries, cinemas, biennials, festivals and site-specific locations. Most recently at the: ZKM | Tate Modern, Akademie der Künste, Berlin, Brooklyn Museum, Pompidou Centre, Liverpool Biennial, EDS Gallery, Mexico City, Freud museum, OK Centre for Contemporary Art, Linz.

Ashery’s work has been published and discussed in numerous books, academic and art publications in many languages including: Bidoun, Frieze, Art Monthly, Art Forum, Contemporary, Time Out, the Village Voice, Circa, Flash Art, Dazed & Confused, Map, Heeb, Sleezenation among others. And in books including Art Tomorrow, Art in the Age of Terrorism, Blasphemy and Biographies and Space.

The book Dancing with Men, charting ten years of interactive performance work, published by the Live Art Development Agency and the collaborative graphic novel, the Novel of Nonel and Vovel with the artist Larissa Sansour, published by Charta, will be available in Spring 2009.

Ashery has been given public talks about her works at the ICA, Whitechapel, Gallery, Tate Modern, Royal Academy, Goldsmith College, Chelsea College, to mention a few.

Ashery has been engaged with educational work for years, including public art projects and community based projects, as well as teaching in academic contexts. Ashery currently holds a creative fellowship in Queen Mary University Drama department.

We look forward to seeing you at PiST on Oreet Ashery‘s talk about Shabbtai Zvi and Other Alter Egos. On April 1st, 2009, Wednesday at 6.30 pm.

*The talk will be in English.

Comments Off

2009 ‘ Jump if you are a real man ‘ Exhibition ‘Haksız Tahrik ’, ‘Unfair Provocation’,Hafriyat Karaköy, Istanbul

Bu sergi, feminizm konulu bir sanat tarihi sergisi değildir. Feminizm adına yapılan bir eylem aynı zamanda güncel sanat sergisidir.

KADIN PLATFORMLARI, ÖRGÜTLERİ, SANATÇILAR BİRLİKTE….

“CİNSİYET BİR BELA DEĞİLDİR, TAHRİK NESNESİ HİÇ DEĞİLDİR….”

Tarih: 08-31 Mart 2009

Açılış: 7 mart saat:18:00

Mekan: Hafriyat Karaköy

Adres: Necatibey Caddesi No:79, Karaköy

“Haksız Tahrik”
7 Mart’ta Hafriyat Karaköy’de açılıyor…

Kuratörlüğünü Canan Şenol’un üstlendiği eylem-sergi, 8 Mart Kadınlar Günü’nde açılarak, güncel sanatın içinden ve dışından feminist aktivist ve teorisyenlerle, feminist söylemlerle iş üreten profesyonel sanatçıları bir araya getiriyor.

İktidarın elinden geldiğince tahakkümü altına almaya çalıştığı cinsiyet kavramını feminist bir bakış açısıyla irdeleyecek sergi katılımcıları, tiyatrodan standupa, resimden fotoğrafa, performanstan heykele farklı disiplinlerden gelen sanatçılardan oluşuyor.

7 Mart 2009′da Hafriyat Karaköy’de açılacak feminist sergi Haksız Tahrik ismini, Türk Ceza Kanunu’nun “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” başlığı altında düzenlenen 5237 sayılı “haksız tahrik indirimi” maddesinden alıyor. Bu madde, töre, namus, ırz cinayetlerini besleyen, kadına uygulanan şiddeti adeta imrendiren bir madde olarak varlığını uzun bir süredir devam ettiriyor.

Sergi, ismini, ceza kanunundaki bu maddeden almanın ötesinde, içeriğini pratik yaşamda kadının “tahrik” unsuru olarak ele alınmasına odaklanıyor ve izleyiciyi bir katılımcı gibi konumlandırarak, onu, kadınlara yapılan her türlü siyasi, kültürel ve toplumsal ayrımcılık üzerinde düşünmeye, bununla savaşmak için mücadele biçimleri üretmeye çağırıyor…

Editörlüğünü sanat eleştirmeni ve gazeteci Ayşegül Sönmez’in yaptığı serginin kitabı ise feminist sanat kuramlarından Türk edebiyatındaki kadın karakterlere, sergide yer almayan kadın sanatçıların işlerinden sözlerine, sergiden hem bağımsız hem de sergiyle birlikte hareket ederek düşünce üreten serginin bir diğer platformu olmayı hedefliyor…

Serginin katılımcıları: Atıl Kunst (grup), Aylin Kuryel, Cağla Cömert, Canan Şenol, Didem Yazıcı, Dilek Winchester, Evrim Kavcar, Filmmor (grup), Fulya Çetin, Gülçin Aksoy, Gülizar Önen, Güneş Terkol, Hale Tenger,İnci Furni, Nalan Yırtmaç,Neriman Polat, Nil Yalter,Nilbar Güreş,Oda Projesi (grup), Özlem Gök, Sezgi Abalı, Şükran Moral, Yasemin Özcan Kaya, Amargi sanat atölyesi (grup)

Etkinlikler

Esmeray standup gösterisi (14 Mart 2009 19:00)

Forum Tiyatrosu (28 mart 14:00) Hafriyat Karaköy…

Söyleşi (12 Mart 18:30) Suna İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi

Ayşegül Sönmez’in geçtiğimiz yıl düzenlediği Feminist Mi Ben Mi canlı röportaj serisinin ikincisi bu sergi kapsamında serginin katılımcılarıyla birlikte gerçekleşiyor.
——————————————————————————
This exhibition is not an exhibition of art history on feminism. It is an act on behalf of feminism and also a contemporary art exhibition.

WOMEN PLATFORMS, ORGANIZATIONS, ARTISTS TOGETHER…
“GENDER IS NOT A PLAGUE, DEFINITELY NOT AN OBJECT OF PROVOCATION”
Date: March 08-31, 2009
Opening: March 7, 6:00 pm
Location: Hafriyat Karakoy
Adress: Necatibey Caddesi No:79, Karakoy

“Unfair Provacation”
exhibiton will begin at Hafriyat Karakoy, on March 7…

The act-exhibition curated by Canan Senol, will be opened on March 8th, Women’s Day, gathering together feminist activists and theorists within and outside of contemporary art and professional artists working with feminist expressions.
The concept of gender, which is attempted to be tyrannized over by the government, will be analyzed from a feminist perspective by the exhibition participants including artists from diverse diciplines such as theatre, stand-up, painting, photography, sculpture and many more.
The feminist exhibition, which will be opened on March 7, is titled after the Turkish punishment law stated under the number 5237 and the title “causes that remove or reduce the fine responsibilities” that defines “unfair provocation reduction”. This clause has existed and still exists as a clause that feeds the murders of morals, of honour, of chastity and that tempts people to use violance against women. Although the exhibition is titled after this clause that exists in the punishment law, its content is being focused on women in practical life who are taken up as an element of “provocation”. Also this exihibiton is positioning the viewers as participants and is evoking them to think about all the political, cultural and social discriminations against women and start producing methods for counteraction.
The catalogue of the exhibition, which is edited by the art critic and journalist Aysegul Sonmez, is aiming to be an alternative platform within and aside to the exihibiton which will include various aspects from feminist art theories to women characters in Turkish Literature, women artists outside the exihibition and their works and quotations.
The exhibition participants: Atil Kunst, Aylin Kuryel, Cagla Comert, Canan Senol, Dilek Winchester, Didem Yazici, Evrim Kavcar, Filmmor , Fulya Cetin, Gulcin Aksoy, Gulizar Onen, Gunes Terkol, Hale Tenger,Hatice Telci, Hilal Esmer, İnci Furni, Nalan Yırtmac, Neriman Polat, Nil Yalter, Nilbar Gures, Oda Project , Ozlem Gok, Sezgi Abalı, Sukran Moral, Yasemin Ozcan Kaya, Amargi art studio.
Activities:
Opening performance: 7:00 pm Hatice Telci
Esmeray stand-up show (March 14, 2009 7:00 pm)
Forum Theatre (March 28, 2:00 pm) Hafriyat Karakoy…
Talk (March 12, 6:30pm) Suna Inan Kirac Foundation Pera Museum
Aysegul Sonmez’s live interview series “The Feminist or Me?”, which took place last year, will be taking place as a second episode with the exhibition participants within the context of the exihibition.

Erkeksen Atla

Jump if you are a real man

We started to make this piece with a daring statement ‘Jump if you are a real Man’. This provocative outburst was taken from news announced in a tabloid. It was one page story about a woman who provokes her husband to jump from balcony. The tragicomic almost unreal story was enhanced with images of this couple; while the woman screaming and the man jumping from the balcony.

Our installation took place on display windows of the gallery. We put together identical round shaped transparent stickers made of the combination of one image from the story and her provocation. Those stickers are put side by side in order to make a pattern. From the street the display window looked as if it had a lace curtain. So it was very attractive for passerby people. But when they approach to see it was not welcoming and easy to deal with.

It had the same cold and straightforward stance as the woman who provokes her husband without slightest hesitation.

Comments Off

2009 ‘Belirli Günler ve Haftalar’, ‘Special Days and Weeks’,5533 IMÇ, Unkapanı, Istanbul

Geçtiğimiz yıl Şubat ayında İMÇ Çarşısı 5.Blok 5533 numaralı dükkanda faaliyetlerine başlayan 5533, kuruluşunun birinci yılında Belirli Günler ve Haftalar adı altında toplanan bir dizi projenin ilkini 14 Şubat Cumartesi günü başlatıyor.

İstanbul’un çeşitli semtlerinde bulunan bağımsız sanat mekanları, kolektifler, sanatçı insiyatiflerini ve oluşumlara açık çağrıda bulunarak hazırlanan bu proje Belirli Günler ve Haftalar başlıklı dizinin ilk ayağını oluşturuyor. İletişimin, paylaşımın ve pratiklerin geliştirilmesini amaçlayan bu proje aynı zamanda izleyiciye İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren bu oluşumları yakından tanıma fırsatı veriyor.
Mekan kurgusunu bir İstanbul panoraması şeklinde gerçekleştiren 5533, insiyatif ve bağımsız mekanlara ait dokümanlara da yer veriyor.
Bütün bu görsel sunum ve dokümanter çalışmalar ile birlikte sergi süresince diğer mekanların komşuları ile yapılmış söyleşinin video sunumu da 14 Şubat – 28 Mart 2009 tarihleri arasında izlenebilir.

Katılanlar;
ALTI AYLIK
APARTMAN PROJESİ
ARTIK
ATIL KUNST
BAS
CARAVANSARAI
DARALAN
HAFRİYAT
GALATAPERFORM
KOP-ART
MASA
NOMAD
PİST
ODA PROJESİ
VİDEOİST

BELİRLİ GÜNLER ve HAFTALAR No:1
14.02.2009 – 28.03.2009
Açılış: 14 Şubat Cumartesi 14:00
Adres: İMÇ Çarşısı 5.Blok no:5533 Unkapanı/İstanbul
www.imc5533.blogspot.com
imc5533@gmail.com
Proje Koordinasyon : Nancy Atakan & Volkan Aslan
Mekan Tasarımı ve Uygulama: Yusuf Algül&Volkan aslan
Video Proje: Hanife Ölmez&Nancy Atakan&Ayşegül Akyüz
Proje iletişim ve Arşiv: Hazal Rüzgar&Hanife Ölmez

In February of 2008, inside the store numbered 5533 at 5th Block of IMC in Unkapanı, Istanbul, 5533 opened its first project to the public. To commenorate the completion of this establishment’s fırst year, the first in a series of projects under the title of “Special Days and Weeks” begins on Saturday, February 14, 2009.

This first in a series of projects under the title of “Special Days and Weeks” was organized around an open invitation to independent art spaces, collectives, artist initiatives, and initiatives of all types located in various real and virtual neighborhoods of Istanbul. Aiming to create opportunities for communication, networking, sharing, and artistic practice, this event gives spectators a chance to become closely acquainted with the İstanbul initiatives. The exhibition in the space at 5533 was organized as an Istanbul panorama that also includes documentation of these initiatives and independent spaces.

Together with the visual presentation and documentation, during the exhibition from February 14 through March 28, 2009, a video film showing interviews with neighbors of 5533 and the other initiatives can be seen.

Participants:
ALTI AYLIK
APARTMENT PROJECT
ARTIK
ATIL KUNST
BAS
CARAVANSARAI
DARALAN
HAFRİYAT
GALATAPERFORM
KOP-ART
MASA
NOMAD
PİST
ODA PROJESİ
VİDEOİST

SPECIAL DAYS AND WEEKS No.1
14.02.2009 – 28.03.2009
Opening: Saturday February 14, 14:00
Address: İMÇ 5.Block no: 5533 Unkapanı/Istanbul
www.imc5533.blogspot.com
imc5533@gmail.com
Project Coordination: Nancy Atakan & Volkan Aslan
Design and Installation: Yusuf Algül&Volkan aslan
Video Project: Hanife Ölmez & Nancy Atakan & Ayşegül Akyüz
Project Archive and Communication: Hazal Rüzgar & Hanife Ölmez

Comments Off

13.03.09 Bettina Lockemann


Please scroll down for the English text

Bettina Lockemann
Ülkeleri Keşfetmek / Exploring Territories

Sanatçı Konuşması / Artist Talk
13.03.09 Cuma / Friday
18:30 / 6.30 pm

http://www.archivalien.de/

PiST///
Dolapdere Caddesi
Pangaltı Dere Sokak
No 8 A/B/C
Pangaltı 34375
İstanbul TR

pist@pist.org.tr

Kavramsal-belgesel fotoğraf işleri üreten Alman sanatçı Bettina Lockemann Kunststifung NRW (Northrine-Westphalia Sanat Vakfı) tarafindan desteklenen son projesini gerçekleştirmek için bugünlerde Türkiye’de çalışıyor. Bu çalışmasını İstanbul’un kentsel yapılanması, Avrupa ile Asya arasında konumlandığı coğrafi sınır ve Türkiye’nin geleceğini bir Avrupa ülkesi olarak şekillendiren Atatürk’un Ankara’yı başkent olarak seçmesi üzerine oluşturuyor. Lockemann Avrupa’nın yanı başında yer alan Türkiye’yi ne tam Avrupalı ne de tam zıttı olarak gören anlayışın bağlantı ve ayrılıklarını oluşturan bir söylemi bir araya toparlamayı amaçlıyor. Bunu gerçekleştirirken bireylerin Avrupalı kimliğine de sorular yöneltiyor.

Lockemann 13 Mart 2009 Cuma günü saat 18:30′da PiST’te hem Türkiye’de gerçekleştirmekte olduğu son projesi üzerine hem de 2006-2008 süresince Japonya’daki Avrupa etkisi ve Brüksel’deki Avrupa Parlementosu içerisinde gerçekleştirdiği iki yeni projesi üzerine de konuşacak. 13 Mart Cuma günü sizi de PiST’e bekliyoruz!

——————————————————————-

German artist Bettina Lockemann is working in the field of conceptual documentary photography. Currently she is working on a project in Turkey funded by the Kunststiftung NRW (Art Foundation Northrhine-Westphalia). Her work in Turkey is conceived in the urban settings of Istanbul, situated at the geographical border between Europe and Asia and Ankara, being the capital chosen by Atatürk who was working on Turkey’s future as a European country. Lockemann is searching for threads of connection and disjunction within the discourse of Turkey being situated at the European frontier neither being fully European nor the contrary Other, therefore also posing questions towards European identities themselves. In her latest works she is exploring cultural and institutional territories in search of Europe and its Other.

On March 13th, 2009 Lockemann will give an artist talk on not only about her recent project in Turkey but also about two other projects she has realized in 2006-2008 one about the European influences in Japan and the other on her approach to the interior of the European Parliament in Brussels. We look forward to see you at PiST on March 13th!

Comments Off