Posts Tagged: Kat


30
Mar 10

2.SÖBÜTAY ÖZER ÖDÜLLÜ RESİM YARIŞMASI SONUÇLARI

kapak-en-son-9-web 2. Söbütay Özer Ödüllü Resim Yarışması sonuçlandı… ÇAĞSAV’ın CERMODERN’le birlikte düzenlediği yarışmanın sergisi 28 Nisan’da açılacak… ÇAĞSAV’ın 2008′de yitirdiğimiz resim eğitimcisi ve ressam Söbütay Özer anısına düzenlediği 2. Söbütay Özer Ödüllü Resim Yarışması sonuçlandı. 60 genç ressamın 87 tablo ile katıldığı yarışmada üç başarı ödülünü, Mustafa Elmas (Hacettepe-Gazi), Deniz Özsoydan (Hacettepe) ve Burak Erim Adnan Menderes) paylaştı. Sena Yıldırım (Gazi), Sami Gedik(Hacettepe) ve Fatih Sazak’ın (Hacettepe) tabloları da mansiyona değer görüldü. Yarışmaya en büyük ilgiyi, 21 katılımla Gazi Üniversitesi, 8 katılımla Hacettepe Üniversitesi ve 5 katılımla Selçuk Üniversitesi öğrencileri gösterdi. Yarışmaya Anadolu, Van Yüzüncü Yıl, Süleyman Demirel, Beykent, İnönü, Dumlupınar ve Erciyes Üniversitelerinin güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinden de katılım oldu. Katılımcıların toplam 45 tablosu sergilemeye değer görüldü. Katılımcıların 12’si yüksek lisans öğrencisi…Başarı ödülü alanlara ÇAĞSAV’ın para ödülünün yanısıra TURSAB tarafından biri Londra, diğeri Stockholm olmak üzere iki yurtdışı müze gezisi ve altı ay süreyle CERMODERN’de işlik tahsisi verilecek. Yarışmada sergilenmeye değer tablolar, 28 Nisan 2010da CERMODERN’de düzenlenecek ödül töreniyle birlikte sergilenmeye başlanacak. Sergi 25 Mayısa kadar gezilebilecek. Başarı ödülleri ve Mansiyonları soyadı alfabetik sıraya göre; persona-web1 bisikletler deniz-web4 Başarı Ödülleri; Mustafa Elmas, Burak Erim ve Deniz Özsoydan sami-gedik1 fatih-sazak1 sena4 Mansiyonlar ; Sami Gedik, Fatih Sazak ve Sena Yıldırım Jürinin oybirliğiyle yaptığı değerlendirme sonucu tabloları sergilenmeye değer görülen genç ressamlar da şöyle: Aşkın Adan, Berivan Adem, Kadir Akyol, Yiğit Can Alper, Duygu Arıkan, Pınar Arslan, Nihal Aslan, Hamide Başer, Berna Başyazıcıoğlu, Pınar Bora, Hilal Can, Yağmur Çelik, Zeynep Merve Çiçek, Şahin Demir, Mustafa Elmas, Burak Erim, Ali Hüdaverdi Evlice, Büşra Karaköse, Perihan Kazanç, Rahife Kemba, Şenay Koçak, Olcay Kuş, Ali E.Küpeli, Mahmut Özdemir, Nuray Özler, Derya Polat, Fatih Sazak, Filiz Top, Ümmühan Tunçtürk, Burcu Türkersoy, Yakup Türkoğlu, Tuğçe Türksoy, Melis Uğuz, Sena Yıldırım, Binnaz Yılmaz ve Uğur Yılmaz

11
Feb 10

Sanat kolektifi olmamayı seçmek: 16 Beaver

Katılımcı sanat pratiklerine dair yeni kategoriler üretmeye yeltendiğimiz bugünlerde, New York merkezli 16 Beaver grubu kolektif pratikleri yeniden tanımlıyor; iki sanatçı tarafından kurulmuş olsa da grup bir sanatçı kolektifi olarak tanımlanmayı reddediyor. http://www.boltart.net/sanat-kolektifi-olmamayi-secmek-16-beaver/

22
Jan 10

SERPİL ODABAŞI- KATİLİ MÜBAH SERGİSİ

“… anladım ki “azınlık” olan herkes, hayatın ve dünyanın neresinde olursa olsun, neresinde durursa dursun nihayetinde “azınlıktır” ve en küçük bir ayrıntıda sıradan bir kıvrımda veya alalade bir diyalogda bunu bir “yazgı” gibi taşımak zorunda oldugunu bazen yüreği sızlayarak bazen sarsılarak bazen de öleyazarak kavrar” (Baki Koşar “Kilidi Sırlı Anahtar”)

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği’nin bu yıl ikincisini düzenlediği “ Baki Koşar Nefret Suçlarıyla Mücadele Haftası” Etkinliklerinde, Ressam (Güncel Sanatçı) Serpil Odabaşı’nın “Kat(i)li Mübah” sergisi de yer alıyor. Goethe İnstitut – Alman Kültür Merkezi-deki sergi, “Transfobi, Homofobi, Nefret Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyetçilik” başlıklarında enstalasyon ve illüstratif işlerden oluşuyor.

Çalışmalarıyla günümüz aktivist sanatçıları arasında öne çıkan isimlerden biri olan Serpil Odabaşı, fırçasıyla bir kez daha sistemin kuşatması altındaki bireylere, sosyal yapıların kıskaca aldığı hayatlara değiyor. Sanatçı , güçlü ironik biçemiyle; “mutlu yuvalar”ın temellerinden, “kat(i)li mübah” sayılanların unutturulmak istenen suretlerine uzanan geniş bir yelpazede, günümüz Türkiye’sinin sosyal ilişkilerini eleştirel bir mercekten geçiriyor.

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği, Politik illüstratif anlatım işlerinden oluşan bu sergiye İzmir’de yaşayan herkesi davet ediyor.

Serpil Odabaşı Hakkında;
1975’te Diyarbakır’da doğan Serpil Odabaşı, Gazi Üniversitesi M.Eğitim Fakültesi Resim Bölümü çıkışlı. Üç yıl Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda çalışan Odabaşı, bu sürecin öncesi ve sonrasından beri hak ihlalleriyle ilgilenen biri. Savaş , otorite ve seksizm karşıtı, mizahla ilgili bir isim olan sanatçının ironik bakış açısı resimlerine de yansıyor. Resim öğretmenliği, karma-kişisel sergiler derken çeşitli organizasyon, kolektif, dergi ve fanzinlere özel çalışmalarda da destek sağlayan sanatçı Ankara’da, Atina’da, İstanbul Hafriyat’ta ve Diyarbakır Keçiburcu galeride kişisel sergiler açtı. Çeşitli karma sergilere katıldı. (Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesidir)
Tarih:06-20 SUBAT 2010
Adres:GOETHE INSTITUT IZMIR SERGI SALONU


15
Jan 10

Soğuk Element

Günümüz insanlığının, varolma nedenini borçlu olduğu sanayileşme süreci artık yerini “teknoloji ve enformasyon dönemi”ne, uzantısı olarak da “enformasyon toplumuna” devretmektedir. Sanayileşme sürecinde; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yaşanan değişim ve dönüşüm, olağanüstü bir ivedilik ile oldukça etkili bir biçimde enformasyon toplumunda yaşanmaktadır.

Sanayi sürecinin zayıflayan etkisi, vasıfsızlaşan makine, araç-gereç, yapı gibi enstrümanları birer işlevsiz kalıntıya dönüştürerek, atık sahaya terk edilmiş çöpe dönüştürmektedir. Yaşam alanlarında yer tutan ve üretimden tüketime her türden eylemlilikte dinamik bir katkı sunan küçük ya da orta ölçekli işletme, ofis, ajans gibi iş yerleri artık bulundukları mevkileri kaybederek “homeoffice”e, devasa kurulum alanları olan fabrikalar; alışveriş merkezi, kültür sanat yerleşkesi ya da atıl alanlara dönüşmekte. İçinde bulunduğumuz dönem, bu dönüşümün ve trajik terk edişlerin henüz başlangıç aşamasıdır.

Kaldı ki her şeyin hızla tüketildiğine dair gelişen cılız tanıklık, henüz ortak bir bilincin oluşumunu gerçekleştirecek düzeyde değildir. Bu süreç ilerledikçe aranacak olan atık saha bütün yaşam alanlarını kapsayacak denli bir tehdide dönüşecektir. Doğanın, kendi seleksiyonu sayesinde -ya da herhangi faktörel bir katkı ile- dönüşümle ilgili kendi zanaatini uygulayabilmesi bu büyük “soğuk element” yığını karşısında mümkün olmayacaktır.

Günümüz tanıklığında bu sorunsalın tartışılmadığı, irdelenmediği, çok yönlü bir incelemeyle ele alınmadığı bir zafiyet hakimken, öncelikli tema sanatta birer içerik olarak izleyiciye yansıtılmaktadır. “Sanatın ölüme karşı direnci”* aslında henüz oluşmamış bilincin gelişimini bekleme eylemidir. Bu direnç; bir sanat yapıtında işlenen gerçekliğin sanatsal yansımasının içeriği olarak da gösterilebilir. İçerik, kimi zaman naif bir iletimle gerçekliğin imgesel bir maddeye dönüşmesinden doğan bilinçli bir uygulama olarak kendiliğinden, kimi zamanda farkındalıksız bir biçimde içerikdışı güncel bir kaygıyla sanat eserine yansır. Haliyle içerik yaşamın yansıması olarak karşımıza çıkar.

Buradaki yansıma nesnel bir gerçeklikten değil, sanatçının kendisinin görmüş olduğu yaratıcı ve ideolojik düzlemde yeniden ele aldığı ve yorumladığı gerçekliktir. Bir sanat eserinin içeriği, özelde her sanatsal imgenin salt maddesi gibi nesnel bir öğeyi, yaşamı ve öznel bir yanı, sanatçının dünya görüşünü (vizyon) kapsar. Sonuç olarak karşımıza çıkan eser, gerçek yaşamın kimi yüzleri yanında, sanatçının iç dünyasını da nesnelleştirir. “Soğuk Element” başlığı altında bir araya gelmiş olan sanatçıların, bu sergide buluşan çalışmalarının içerik kaygıları da aynı eksendedir. Sanatçılar, kendi öznel aktarımları, yaratıcılık ve yorumları ile bu sancılı geçiş döneminden belleklerde kalacak olan ikonografik moda figürlerinin dolaştığı sistematik mekanları, soğuk hastane odalarını, savaş coğrafyaları ve enstrümanlarını, sanayi atığı yapı ve araçlarını ayrı düzlemlerde sanatsal birer imge olarak yansıtmaktalar.
* Gilles Deleuze
ERKAN DOĞANAY

Katılan Sanatçılar: Ercan Akın, İsmet Değirmenci, Ali Elmacı, Seçil Erel, Çınar Eslek, Burcu Perçin, Coşkun Sami, Şevket Sönmez, Serkan Yüksel, Semih Zeki

Küratör: Erkan Doğanay
Proje Asistanı: Hazal Gençay

Akademililer Sanat Merkezi
Balo Sokak No:37 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 212. 245 02 29 www.akademililer.com
beyogluakademililer@gmail.com


11
Jan 10

EPOS* “Açık ve Serbest Yaşam Alanları Ortaköy Toplantıları”

27-Ocak 2010
EPOS* “Açık ve Serbest Yaşam Alanları Ortaköy Toplantıları”
Yaratıcı Drama Atölye Çalışması

“Yaratıcı Dramadan Eposa” Yaşanmaya Değer Bir Atölye

Mete Akoğuz
Atölye Yürütücüsü
Güzel Sanatlar Eğitimi Uzmanı

Katılım
Maalesef ki bu güzel atölyeyi sadece 20 kişi ile sınırlandıracağız. Bu nedenle, etkinlik duvarına katılmak isteyenlerdeen, cep telefonları ile birlikte isimlerini yazanlara teyit için geri döneceğiz. Bu sayının 20 yi geçme durumunda bir sonraki gün de aynı atölye çalışması aynı yerde gerçekleşecektir.

Kolaylaştırıcı
Ekrem Pehlivan

Not:
1. Bu toplantılarda herkes kişisel hesabının yanında 10 tl de kumbaraya atacak. (müzik ve diğer giderler için.)
2. Toplantılarda fotoğraf, video vb kayıtlar alınabilecek, Facebook ve gruplarda yayınlanabilecektir.
3. Toplantılarda devamlılık, gelme ve gelmeme kişisel tercih olacağı için sorgulanmayacaktır.
4. Dileyen dilediği zaman gelip gelmemekte, istediği her an ayrılmakta veya katılmakta serbest olacaktır. (Atölye disiplinleri uygulamalarını bu kurala göre gerçekleştireceklerdir)

Adres:
Epope Cafe Restorant Degirmen Sk. No 5 Ortakoy istanbul.
Tel: 0212 258 89 37


6
Jan 10

Rijksakademie Artist Yerleştirme Programları : Son Başvuru 1 Şubat 2010

Kral III. William’ın 1870’de kurduğu Rijksakademie, uluslar arası duruş imajını sağlayan bir sanatçı sığınağıydı. Bugün ise Rijksakademie, yetenekli öğrencileri uluslar arası seviyede yetismelerini sağlayan bir laboratuvar niteliğindedir. Dünyanın bütün köşelerinden gelen, kabuklarından yeni dışarı çıkan profesyonel sanatçı adaylarına bir laboratuvar gibi hizmet etmeye odaklanmıştır. Sanatçıların gelerek, iki sene araştırma, üretim, proje deneyimleme gibi konularla ilgilendikleri ve bunları yaparken de kullanabilecekleri yaklaşık 50 adet stüdyonun da sahibi. Geniş proje alanları, grup şovlar yapacak olan artist gruplari ve ortaklaşa projeler için de kullanılabilmekte.

Programa katılan yerleşimciler, artistik, teknik ve teorik konularda desteklenmektedirler. Sanatçılar, teorisyenler ve diğer danışmanlar, program katılımcılarını kendi özel stüdyolarında ziyaret etmektedir. Danışmanlar, bir çok farklı kıta, kültür ve kuşaktan gelmekte ve farklı bakış açıları sunmaktalar.  Sanat ve topluluklar arasındaki bağlantılarla açığa çıkan bunca dinamik çeşitlilik, çağdaş sanat pratiklerinin farklılığı ve çeşitliliğini yansıtmaya yarıyor. Ayrıca artistik ve teorik tavsiyelerin yanında, programlar yoğun studyo ve atölye çalışma kurslarını, büyük bir kütüphaneyi , sanatçıların belgesel ve sanat koleksiyonunun bulunduğu farklı olanakları da sunmakta (Uzmanlık Merkezi).

Katılımcı sanatçılar, video, film, heykel, baskı, fotoğraf, çizim, resim, ses ve yeni medya sanatları gibi bir çok farklı disiplini ve bu farklı disiplinlerin mimari, müzik, dans, edebiyat ve sinematografi gibi başka dallarla olan bağlantılarını takip edebilmekte ve deneyimleyebiliyorlar.

Her sene, 2000’den fazla kişinin baş vurduğu programa, her dönem sadece 25 civari sanatçı kabul edilmekte. Artist seçimlerindeki öncelikli kriteryalar, mükemmellik ve gelecekteki gelişmelerin olasılıkları. Sanat eğitimlerini tamamladıktan sonra katılımcı sanatçılar, genellikle 3-5 yıl içinde profesyonel sanatçı olarak çalışmalarına devam ediyorlar. Bu eğitim programının sanatçının kariyerindeki güçlü etkisi, kanıtlanmış bir gerçektir.  Bir sonraki yıl için yapılacak başvurular, her sene Şubat ayına kadar tamamlanmak zorundadır.

2011 Yerleştirme Programı İçin Başvurular

1 Aralık 2009 ve 1 Şubat 2010 tarihleri arasındaki başvurular, 2011 yılı Ocak ayı için başlıyacak döneme aittir. Tamamlanmış başvurularınızın 1 Şubat’a kadar elimizde olması gerektiğini hatırlatır, tamamlanmaış ya da geç başvuruların geçerli olmayacağını bildiririz.

Daha fazla bilgi ve başvurular için lütfen siteyi ziyaret ediniz : http://www.rijksakademie.nl/residency/uk_rs_aanmelding.htm


25
Dec 09

Dünyayı Yesen Doymazsın

7 Eylül, 2007 - 7 Kasım, 2007

Dünyayı Yesen Doymazsın

None None None None None None None None None None None None None None None None None None None None None None None None

10.Uluslararası İstanbul Bienali Özel Projesi

Hafriyat üyelerinin katılımıyla,üç katta,her katta ayrı bir konu,bu konular arasında bir ilişki üzerine kurulmuş bir sergi.Çeşitli malzemeler,çeşitli boyutlar,çeşitli sesler.

Katılanlar: Antonio Cosentino//Hakan Gürsoytrak//İrfan Önürmen//Tan Cemal Genç//Banu Birecikligil//Nalan Yırtmaç//Fulya Çetin//İnci Furni//Nerimen Polat//Extramücadele//Juan Botella Lucas//Atılkunst//Mustafa Pancar//Nazım Dikbaş



22
Dec 09

Noktaları Birleştir

16 Şubat, 2008 - 9 Mart, 2008

Noktaları Birleştir

None None None None None

16 sanatçının katılımıyla Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenlenen sergi, çizgiyi bağımsız görsel bir birim olarak anlama ve özgün bir ifade biçimi olarak kullanma fikrinden hareket eden işleri bir araya getiriyor. Bu işlerin üretimi ve sunuşunda da çeşitlilik ve rahatlık göze çarpıyor: Kumaş, kağıt, ekran, duvar ve duvar kağıdı kullanımından boya, mürekkep, piksel ve tükenmez kaleme.

Serginin kavramsal çerçevesi de aynı yaklaşımı devam ettiriyor: Ucu açık, tamamlanmışlık kaygısı gözetmeyen bu işler tek bir yere gitmiyor.

Sergi açılışında Nazım Dikbaş Ama Bu Bana Benzemiyor adlı bir performans gerçekleştirecek. Hevesli çizerler tarafından yapılan resimlerini görüp memnun kalmayan kişilerin telaffuz ettiği bu cümleyi başlık seçen Dikbaş, çizim eyleminin ve üretiminin farklı boyutlarına dikkat çekmeyi deneyecek.

 

Katılımcılar: Aksel Zeydan Göz, Alina Viola Grumiller, Bora Başkan, Burak Arıkan, Cem Dinlenmiş, Erlea Maneros, Ekin Saçlıoğlu, Erkin Gören, Erdem Ergaz, Gözen Atila, Güneş Terkol, İnci Furni, Klaustro, Koray Kantarcıoğlu, Mihda Koray, Nazım Dikbaş.



16
Dec 09

Floransa’dan Türk ressama ödül

Türk ressam İsmail Acar çağdaş sanatta dünyanın önemli etkinliklerinden biri olan ve İtalya’nın Floransa şehrinde yapılan Floransa Uluslararası Çağdaş Sanatlar Bienali’nde birincilik ödülü ve altın maldalya kazandı.

Rusya‘nın başkenti Moskova’da açacağı yeni sergisinin hazırlık çalışmaları nedeniyle Floransa’daki ödül törenine katılamayan Acar’ın ödülünü kendisi adına proje asistanı Aslı Bıçakçı aldı. Ünlü sanatçı Acar, bu yıl 5 – 13 Aralık tarihleri arasında Floransa’nın en önemli mekanlarından biri olan Fortezza da Basso’da bu yıl 7′incisi gerçekleştirilen bienale, 2007 yılında ilk defa katılmış, alanında dünya birinciliği ödülüne layık görülmüştü. Ressam Acar, dünya genelinden 840 sanatçı arasından karışık tekniğin en iyisi olarak konusunda dünya birincisi seçildiğinde de, aynı anda Makedonya Ulusal Müzesi’ndeki sergisinin açılışı nedeniyle ödül törenine katılamamış, ödül kendisi adına Aslı Bıçakçı’ya  takdim edilmişti.

80 ülkenin temsil edildiği Floransa Uluslararası Çağdaş Sanatlar Bienali’nde, dünya genelinden 650 sanatçının eserleri sergilendi. Başkan Pasquale Celona ve Yönetim Kurulu Başkanı Piero Celona’nın gayretleriyle kurulan Bienal 2001 yılından beri Birleşmiş Milletler‘in, “Medeniyetler Arası Diyalog” programının resmi ortağı aynı zamanda.  Ünlü sanat tarihçisi Stefano Francolini’nin sanat yönetmenliğini yaptığı bienalde, resimden heykele ve dijital enstalasyona kadar değişik alanlarda 2 bin 500′den fazla eser sergilendi.

Bienale Christian Beck, İskoçya’nın yaşayan en etkili sanatçısı kabul edilen ve eserleri New York Metropolitan ve MOMA müzelerinde sergilenen John Bellany, 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunlarının resmi sanatçısı olan ve eserleri Vatikan, Birleşmiş Milletler ve Beyaz Saray koleksiyonlarında yer alan Charles Billich’in de bulunduğu çok sayıda ünlü sanatçı katıldı.

ACAR, ”DOĞU”YLA ”BATI”YI, ”GEÇMİŞ”LE ”GÜNÜMÜZ”Ü BİRLEŞTİRİYOR

Eserleriyle Doğu ile Batı’yı, çocukluğunun geçtiği Anadolu’nun on binlerce yıllık geçmişiyle günümüzü, çağdaş bir yorumla işleyip, birçok tenkiği ustaca bir arada kullanan Acar, 2005 yılındaki özel olarak davet edildiği Venedik’te aynı anda 23 farklı binada yaptığı Sultanlar Venedik’te adlı sergisiyle de, bienal süresince en fazla dikkat çeken sanat etkinliğini gerçekleştiren sanatçı olmuştu.

Bugüne kadar gerçekleştirdiği sergilerini, Kaftanlar, Üç İstanbul (Bizans, Osmanlı, Cumhuriyet), Ayasofya, Nar, Gül, Lale, Kaligrafi, Milli Mücadele Kadınları, Sultan Portreleri, Bizans, Anadolu’nun Tanrıları ve Kralları’, Poselen Krallıklar, Sultanlar Venedik’te, Doğu’nun İkonları başlıkları altında toplayan Acar, konuları, zaman, tarih ve coğrafya üçgeni içerisinde ele alıyor. ??Acar, Batı sanatından yola çıkmak yerine, kendi geleneğinden, coğrafyasından, tarihinden ve onbinlerce yıllık Anadolu kültüründen ve sanatlarından yola çıkarak kendi çağdaş yorum ve fikirlerini oluşturuyor.


11
Dec 09

Tatbikat

14 Ocak, 2009 - 29 Ocak, 2009

Tatbikat

isimsiz None None None None None None None None None Performans   None None

TATBİKAT

Tatbikat, 15 gün boyunca kullandığı sergi mekanını bir deney alanı olarak konumlayarak, kendi-kendini üreten ve sunan bir sergileme yöntemi izlemiştir. Bu süreç içerisinde birlikte olmaya dair anlaşmış yedi katılımcının yaşantılardan ve anılarından yola çıkılarak yeniden canlandırmalar kaydedilmiş ve video olarak kurgulanmışlardır. Bu süreci bir yol olarak tanımlarsak katılımcıların paylaşım zemini oluşturmaya yetecek kadar ortak keşişme noktaları vardır. Katılımcıların bireysel deneyimleri ve biribirleriyle karşılıklı etkileşimle yarattıkları alan, gelip geçici de olsa, tüm katılımcılara ait bir mekandır. Süreç katılımcı sanatçılarının herbirine kendi hikayesini anlatma imkanını vererek başlamıştır. Tüm bu kişisel hikayelerin anımsandıkları şekilde tekrar canlandırılabilmeleri için mekan düzenlenmiştir. Zihinde yer etmiş bireysel olayların mekanları ve kişileri kurgulanmış ve canlandırılmıştır. Bu yeniden canlandırmalar sırasında katılımcı sanatçılar ötekinin anıları ve deneyimleri ile kendi geçmişlerini ve bakış açılarını bağlantılandırmışlardır. Böylece kişisel deneyimler karşılıklı kavrayışlarla birbirine bağlantılı deneyimlere dönüşmüşlerdir. Kaydedilen bu canlandırmaların videoları kurgulanmış çekim mekanının içinde ekranlarda tüm süreç boyunca gösterilmişlerdir. Tatbikat içine kapanan değil dışa açılan bir laboratuvar ortamı olarak kurgulanmıştır. Bu süreçte mekan izleyicilere ve gelecek eklenmelere açık tutulmuştur. Aynı zamanda geçmiş kişisel anılardan güncel anlara doğru hareketle yeni canlandırmalar ve kayıtları deney alanında devam etmiştir. Her çekimin videosu ekranlarla ve projeksiyon ile mekana eklemlenmiştir. 15 günün sonunda deney mekanına girişten itibaren oluşan tüm katmanlar bir arada mekan ve video düzenlemesi olarak sunulmuştur. Deneyimlerin birarada yeni bir deneyime dönüşmesi ve böylece zaman içinde katman katman mekanı yaratması, 15 gün için yaşayan kendine has ve tekrarlanamayan bir defaya mahsus bir deneydir. Hareket içinde olan bu deneysellik yedi kişinin bu süreçteki bireysel ve ortak enerjilerinin ve etkileşimlerinin toplamından oluşmuştur. Tatbikat başka bir mekan ve zamanda kendini tekrar oluşturacaktır.