Madiha Aijaz, I Belong, I’ll Be Long, 2009. Aijaz’ın I Belong, I’ll Be Long‘undaki en ‘gerçekçi’ karakter, yukarıdaki karede görülen ‘at’tır. Üç atın çektiği iki tekerlekli at arabasının adeta bir hayalete benzemesi, izleyicinin at arabasından çok atları görmesine neden olur. Arka fona uyum sağlayan araba, varla yok arasındadır ama üç at da rengarenktir. İnsan yüzlerine [...]
Masallar Gerçek Olabilir, Sizin de Başınıza Gelebilir / Haluk Akakçe / Galerist (Tophane) / 26 Aralık -30 Ocak
Galerist, çalışmalarını New York’ta sürdüren sanatçı Haluk Akakçe’nin (d.1970, Ankara) İstanbul şehrinden topladığı mobil bilet bayileri ve bunların üzerine sıkıştırılmış milli piyango biletlerini kullanarak oluşturduğu ‘Masallar Gerçek Olabilir, Sizin de Başınıza Gelebilir.’ isimli enstelasyonu ile ‘Talih Kuşu’ başlıklı son resmini 26 Aralık – 30 Ocak tarihleri arasında Galerist / Tophane’de sergilemeye hazırlanıyor. Yarattığı kendine has Full Article…
Merve Ünsal: Mezarlık
Her uygarlık, bünyesinde ‘ters’ olarak tanımlanabilecek bölgeler bulundurur ki bu bölgeler, bütün gerçek mekanların aynı yerde temsil edilmesi ve aynı anda tersine çevrilmesidir.
ZÎNDANA AMEDÊ
………“Yaşadıklarımızın gerçekliğinden kuşkuya düşebiliyorduk tabii. Mesela Mehmet Salih Besen olayında gerçeklik duygumu ben tamamen yitirdim. 50 yaşlarındaydı. TKİ’de memurdu. Kendisini ve bizleri ölü zannediyordu. ‘Biz öl…
Horaley Sergisi
Horaley sanat yayını, 2007’den beri internet üzerinden yaptığı sergilemeleri sonunda gerçek bir sergiye dönüştürüyor!
Horaley Sergisi
www.horaley.com
12 Haziran – 12 Temmuz
Mtaär’ın düzenlediği sergi, İstanbul’un iki yakasında, üç ayrı mekanda, 39 genç sanatçının katılımıyla gerçekleşecek. Horaley sayılarından seçilmiş, resim, illüstrasyon, fotoğraf, kolaj gibi farklı görsel disiplinlerden toplam 70 eser Mtaär, G.A.F. ve Alan’da 12 Temmuz tarihine dek izlenebilir.
12 Haziran Cuma
19:00 Açılış : Mtaär
21:30 Horaley Partisi : Arkaoda
(DJ’ler : Gözen Atila / Doruk Yürdesin) ROCK’N [...]
BİR İLKBAHAR SABAHI DEVRİMLE UYANMAK, Radikal (08/05/2009)
Berlin’deki Tanas’ta açılan Aydan Murtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın sergisi ‘İşsiz işçiler-sana yeni bir iş buldum’ adını taşıyor. Alışveriş merkezlerine ve montaj hatlarına göndermeler içeren bir sergi bu document.write(); …
Bilimsel “İş” Yönetimi.
Santral İstanbul’da, 21 Mart–16 Ağustos 2009 tarihleri arasında, “Haritasız: Medya Sanatlarında Kullanıcı Çerçeveleri” sergisi yer alacak. Sergi tarihinin uzun bir zaman aralığına yayılması , sergi üzerinden bazı meseleleri tartışmak için bir fırsat yaratıyor.
ZKM işbirliği ile gerçekleştirilen serginin metinlerinden hareket edersek, “Haritasız” izleyicileri birer katılımcı ve yaratıcı olmaya davet ediyor. Eserlerin ön planda olan etkileşim nitelikleri sayesinde, izleyici ile sanat yapıtı arasındaki ilişkinin kökten değişimi hedefleniyor. Daha iddialı laflar ile izleyici “dokunabildiği”, “kullanabildiği’ işler sayesinde sanatçı olabilecek, en azından olabileceği fikrini tecrübe edecek. Teknolojiye dayalı bu tür etkileşimli(interaktif) işler ile hedeflenen, eser ile izleyici arasındaki hiyerarşinin ortadan kalkması, dolayısıyla daha “demokratik” bir ilişkinin hayata geçirilmesidir.
Yeni medya sanatlarının , yukarıda anılan işlevleri ne kadar yerine getireceği tartışmasına, sanata bir üretim meselesi olarak yaklaşıp, üretim sürecindeki bilginin ne kadar merkezileşmeden uzak ve demokratik olduğu sorusuna cevap aramak, olası farklı yaklaşımlardan biri olabilir…
Üretim sürecindeki bilginin niteliğine ilişkin her tespit, kapitalist üretim tarzındaki Taylorizm (ya da öteki adıyla “Bilimsel İş Yönetimi”) uygulamalarına değinmek zorundadır.Baştan şunu belirtmek gerekiyor, Taylorizm 20.yüzyılın başlangıcından bu güne kadar sermayenin emek üzerinde gerçek boyunduruğunu sağlamlaştırmasının en önemli payandası olmuştur. Bu uygulamaların sonuçları şöyle özetlenebilir: “Üretim bilgisinin işçiden alınması ve vasıfsızlaştırma. Taylorizm, bir üretim dalının bilgisine sahip olan zanaat işçisinin sonu olmuş, kapitalizm 20.yüzyıl boyunca işçileri adım adım vasıfsızlaştırmış, basit emeğin her üretim alanında emeğin temel biçimi haline gelmesi sağlanmıştır. Tasarım ve uygulamanın birbirinden ayrılması. Kapitalist emek süreci giderek artan bir kutuplaşmaya tabi hale gelmiş, planlamaya, hesaplamaya, kayıt tutmaya ilişkin bütün tasarım faaliyeti bir kutupta yoğunlaşırken, fabrika ve işyeri tabanındaki işçi giderek işin tasarım ve planlamasından bütünüyle koparak sadece başkalarınca planlanmış olan bir üretim sürecinin uygulayıcısı haline gelmiştir. İşçinin bilimden kopuşu. Üretim sürecinin bütünün bilgisini yitiren ve üretimdeki yeri en basit işlemleri biteviye tekrarlamak haline gelen işçi, üretimin geliştirilmesi bakımından her türlü kapasitesini yitirmiş, bilim dünyasından kopmuştur. Oysa Taylorizmin uygulanışına kadar yeni buluşların ve teknolojik gelişmelerin çoğu işçilerin ürünü olarak ortaya çıkmıştı.”[1]
20.yüzyılda kapitalizmin adım adım tüm alanlara sirayet etmesi, bir başka deyişle daha önce metalaştırılmamış alanlara olağanüstü yayılması ile, Taylorizmin ilkeleri ve yöntemleri sadece üretim alanında değil, tüm sektörlerde kullanılmıştır. Bugünün bürosunun, postanesinin, telefon şirketinin,bankasının,sigorta şirketinin,süpermarketinin bu yöntemleri uygulama bakımından birçok fabrikadan aşağı kalan yanı yoktur. Kültür endüstrisi de bu süreçten muaf değildir.
Sergiye dönersek, serginin oyun dürtüsünü harekete geçirip, izleyiciyi içine aldığı ve eğlendirdiği tartışma götürmez. İşler izleyicinin süreçlere katılımı ve müdahalesi sonucu gerçekleşmekte, ayrıca bu katılım süreçleri bir çok işte belgelenmekte. Ama izleyicinin işlerin teknolojik yapısının arkasındaki bilgi süreçlerine nüfuz etmesi söz konusu değil. Zaten böyle bir şey de hedeflenmiyor. “Katılım” fikri her ne kadar süreçlere “demokratik” bir özellik katıyor gibi görünse de, bu yüzeyde olduğu için, tam tersine Taylorist yöntem ve uygulamalardaki makinenin uzantısı işçi gibi burada işin uzantısı olan izleyiciden bahsedebiliriz ancak. Bu anlamıyla izleyici araçsallaşır.
Kapitalist işbölümünün dayattığı “meslek” seçme ve çalışma sürelerinin gereksiz uzunluğu[2]
nedeniyle, resim yapmanın ya da müzik besteleme veya icra etmenin kendisini tecrübe etmek yerine, dışarıdaki birinin “düzenleme” ve “tasarımı”nın dolayımdan geçmek ne kadar özgürleştirici ve demokratik olduğu soru işaretidir. Gijs van Oenen, bu durumu, “risk toplumu” bağlamında yaşamın tümüne yayarak şöyle ifade ediyor: “Özgürlükçü yurttaşlık yapısının gerektirdiği sorumlulukların altında ezilen insanlar, bir kısım sorumluluklarını, dışarıdaki kurumların düzenleme ve tasarım hizmetlerinden yararlanarak karşılama eğilimindeler. Politik ve yasal müdahalelerin yanı sıra toplumsal normları aştığımız her an, fiziksel ya da elektronik olarak bizi yönlendiren veya kısıtlayan yeni tip çevresel tasarımlar aracılığıyla gözetim ve denetime maruz kalıyoruz.” Teknoloji ağırlıklı tasarımlar ve uygulama düzenekleri başlangıçta etkileşimi (interaktivite) amaçlıyor gibi görünse de neticede ulaştığı nokta “interpasivite” oluyor.
Yazının başında belirttiğimiz gibi, serginin geniş bir zaman aralığına yayılması, tartışmak için epey bir zaman yaratıyor. Biz bu yazı da durumun sadece negatif yanlarını ele aldık.Tüm dünya tarihsel açıdan önemli bir aşamadan geçiyor. Yaşanan krizin, bir resesyon mu yoksa depresyon mu olduğu tespit edilmeye çalışılıyor.Belki bir sonraki yazıda ,dünya üzerindeki olası radikal değişimleri de gündemine alan, “yeni medya” sanatlarının, teknolojik altyapısı ve bilgi süreçlerinin de “kullanıcıya” açılmasının getirebileceği özgürleştirici ve demokratik potansiyellerinden bahsedebiliriz.
[1] Yalın üretim ve esneklik:Taylorizmin en yüksek aşaması.Sungur Savran, Devrimci Marksizm Dergisi ,sayı:3, 2007
[2] Günümüzde sekiz saat çalışma süresi üretim araçlarının gelmiş olduğu gelişkinlik düzeyi itibarıyla çok uzundur, o yüzden “sistem bir miktar işsizlik yaratmak zorunda” yalanına başvuruluyor. Türkiye’de işsizlik oranı %15,5(Ocak 2009, genç işsiz oranı %27,9) Amerika’da %7,6(Ocak 2009, genç işsiz oranı %20,8) , bir çok Avrupa ülkesinde de çift haneli sayılardır. Sırf işsizlik oranı üzerinden yapılacak basit bir hesaplama ile, fiili olarak çalışma süresinin radikal bir şekilde düşürülebileceği gösterilebilir.
Şikayet Etme: Yap!
GERÇEK SÖYLEYİCİSİ olarak SANATÇI:-AYARDoz.Birşeylerden elimizde olabilir ama onu olabilecek en iyi biçimde kullanamazsak. Elimizdeki de işe yaramayabilir. Teoriler, fikirler, düşünceler hatta davranışlar bile. Her tür bilgi ayarı kaçınca sakatlanır. Aşırılaşan düşünceler kullanılmaz hale gelebilirler veya yeterince radikalleşmeyenler de işe yaramayabilir. Yani şeylerin yapılışı ve
tu bi xer hati mina …
sabah sekizkırkdört’te yeni doğan çocuk yoğun bakım ünitesinin kapısı birden açılır ve koşarak bana doğru gelen bir kız çocuğu babaa,baabaaaa sana baba diyebilir miyim?gözlerim doldu ve aynaya baktım birden yaşlanmış ve saçlarım bembeyaz olmuştu.aniden bir şeylerin farkına vardım etrafımdaki aile büyüklerini ve yakın dostlarımı koruma içgüdüsü ile kadrajdan çıkın kadrajdan çıkkkınnnnn yoksa sizde yaşlanacaksınız diye bağırdım.bağırmam ile kendime gelmem bir oldu,bir bakmışım baba olmuşum herşey kötü bir halüsinasyonmuş,gerçek olan mina’nın gelişiymiş…hoş geldin.
baban…