Viewing 1 to 20 of 34 items
Tag Archives: Ankara

Sazak’ın Dikenleri

Geçen yaz Karaburun, Sazak köyünde yaptığım “Sazak’ın Dikenleri” isimli 14 saat süren performansımın aynı isimli 42 dakika süren belgeseli 21. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında düzenlenen “Video: Bellekmekan” başlıklı sergide ilk kez gösterildi. Sergi yoğun ilgi nedeniyle bir hafta uzatıldı ve geçtiğimiz pazar günü sona erdi. 7 Ağustos 2009 tarihinde yaptığım performansa, dostum, İsrail doğumlu  Full Article…

Comments Off

“BEDRİ BAYKAM’IN DÜNYASINDAN…” SERGİSİ SAİNTE PULCHERİE OKULUNDA

Sainte Pulchérie, “Festival de la francophonie” (Fransız Dili Festivali) kapsamındaki, etkinlikleri çerçevesinde, ünlü Bedri Baykam’ın işlerini sergiliyor. 163 yıllık köklü bir kurum olarak, okulda 2009’dan beri sergiler açan Sainte Pulchérie, bu şekilde kültürel etkinlikleriyle hem öğrencilerine, hem de İstanbullu sanatseverlere hizmet etmiş oluyor. Okul daha önce bünyesindeki etkinliklerde İdil Biret, Ayla Algan, Nedim Gürsel gibi  Full Article…

Comments Off

DUYURU

2. Söbütay Özer Resim Yarışması resim teslim tarihi: 23 ŞUBAT 2010 tarihine kadar uzatılmıştır.
Eser Toplama Merkezi :
Cer Atölyeleri Modern Sanat Müzesi (CER MODERN)
(CSO Arkası)/ Ankara

Comments Off

SERPİL ODABAŞI- KATİLİ MÜBAH SERGİSİ

“… anladım ki “azınlık” olan herkes, hayatın ve dünyanın neresinde olursa olsun, neresinde durursa dursun nihayetinde “azınlıktır” ve en küçük bir ayrıntıda sıradan bir kıvrımda veya alalade bir diyalogda bunu bir “yazgı” gibi taşımak zorunda oldugunu bazen yüreği sızlayarak bazen sarsılarak bazen de öleyazarak kavrar” (Baki Koşar “Kilidi Sırlı Anahtar”) SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği’nin bu yıl  Full Article…

Comments Off

Roeki Symons ‘no side effects’

ROEKI SYMONS ’no side effects’ 22 Ocak – 27 Şubat 2010 Hollandalı sanatçı Roeki Symons ‘no side effects’ başlıklı sergisiyle Pg Art Gallery’de izleyicilerle buluşuyor. Sanatçı, günlük hayatın karmaşasında gözden kaçan, ama aslında büyük bir sorunsalın ardına gizlenmiş küçük detayları kendine has anlatım diliyle sunuyor. Enstalasyon, fotoğraf, resim gibi farklı disiplinlerdeki anlatım biçimlerini işlerine dahil  Full Article…

Comments Off

Cevdet Erek, “Ankara Modern 1, Zigon Sehpa ve Ritim Takımı için Taslaklar”


Cevdet Erek, Masa’nın mevcut yapısından yola çıkarak ona eklemlenebilecek ve gerekirse başka sergi platformları olarak da kullanılabilecek bir dizi başka “Masa” lar üretmeye koyuluyor. Zigon fikri ayni zamanda Ankara yöresinin tipik dans ritmine uygulanıyor ve olası bir uygulamanın tüm taslakları yine Masa’nın kendisinde sergileniyor.

Cevdet Erek 1974′te İstanbul’da doğdu. MSÜ ve İTÜ’de mimarlık ve ses tasarımı eğitimi aldı. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Comments Off

Yeni Vatandaş’ Ankara’da

İnci Eviner, ‘Yeni Vatandaş’ sergisiyle Ankara Galeri Nev’e konuk oluyor. 31 Aralık’a dek devam edecek sergide Eviner’in “mürekkep resimleri”nin yanı sıra, sekiz eserden oluşan sınırlı baskı dizisi de izleyiciyle buluşacak. Yabancı bir ülkede sanatçı olma durumunu yaşadığını belirten Eviner, eserlerin, dışladıkları ve içine aldıklarıyla, çelişkilerin ve değişimlerin tam ortasında bir Avrupayı deneyimleme fırsatının sonucu olduğunu  Full Article…

Comments Off

art-in-berlin


Nicht einfach, die Welt in 90 Tagen zu retten, TANAS Berlin

(Einspieldatum: 18.12.2009)

TANAS Berlin

Der Weg zur Tate Modern ist steinig. Der schmale Pfad führt durch karge Gebirgslandschaften, fernab von jeglicher Zivilisation, zwischen Bauern, Bächen und Felsen.

Sener Özmen und Erkan Özgen, zwei türkische Gegenwartskünstler, wandern in ihrem Film „Road to Tate Modern“ (2003) als Don Quijote und Sancho Pansa mit Stock und Esel durch den „wilden Balkan“. Ihr Ziel: Das bekannteste Museum für Moderne Kunst Europas.
Nicht die Tate Modern, aber der Projektraum „Tanas Berlin“ stellt derzeit Werke zeitgenössischer türkischer Künstler aus und beweist mit der Ausstellung „Nicht einfach, die Welt in 90 Tagen zu retten“, dass die Türkei keineswegs als künstlerisches Hinterland gelten kann. Mit dieser Einschätzung sind die Ausstellungsmacher nicht allein. Auch in der Akademie der Künste und im Gropius-Bau scheint die türkische Kunstszene Einzug gefunden zu haben. Mit dem großangelegten Projekt „Istanbul Next Wave“ wird gleich in drei Ausstellungen Istanbul als neue Kunstmetropole gefeiert. René Block, der die Ausstellung für „Tanas“ kuratiert hat, versucht hingegen den Blick über die Grenzen der Metropole auszuweiten und junge, international noch unbekannte Kunstszenen aus Izmir, Ankara, Eskisehir und Diyarbakir mit einzubeziehen.
Die Türkei auf Tate-Modern-Kurs?

TANAS Berlin

Die Spannung zwischen Tradition und Moderne erscheint dabei in vielen der Fotografien und Videoarbeiten als das grundlegende Thema. „Free Kick“ (2005) von Cengiz Tekin zeigt einen Fußballer vor dem Freistoß. Vor ihm bilden kopftuchtragende Frauen, schnurrbärtige Männer und Kinder eine „Mauer“. Die Familie als Wächter von Tradition wird zur Einschränkung, zum Hindernis.
Auch der Film „Mirage“ (2009) von Halil Altindere spielt mit Brüchen und kontrastierenden Lebenswelten, wenn ein hagerer, einfach gekleideter Mann mit einem Bodybuilder konfrontiert wird. Oder wenn sechs betende und wild gestikulierende Bauern auf einer Traktorschaufel wie Kinder in einem Leiterwagen durch die Ackerlandschaft gekarrt werden. Die Gebete-murmelnden Köpfe wippen im Takt der Erschütterungen und wirken lächerlich altmodisch, während die Ausrichtung nach Mekka durch die Bewegung des Traktors ad absurdum geführt wird. Klischees von türkischer Tradition, Familie und Religion werden in diesen Arbeiten angekratzt. Es entsteht ein bröckelndes, zerrissenes Bild einer Türkei – kurz vor dem Freistoß.
Gelangweilt, fast mechanisch scheinen auch die uniformierten Männer in Servet Kocyigits Videoarbeit „shake it ´til it drops“ (2007) an eingefahrenen Traditionen festzuhalten. Zu orientalischer Musik schütteln sie mit lustlosen Mienen eine Bauchtänzerin hin und her – wobei der im Titel angekündigte „Fall“ ausbleibt.

Bodybuilder und Bauer, Fußballstar und Kopftuch – findet man die Realität der Türkei zwischen diesen Polen? Manche Bilder lassen die Gegensätzlichkeiten auf den ersten Blick plakativ erscheinen. Und dennoch, gerade das provokative Spiel mit den Klischees und deren Verwandlung in Karikaturen ist es, was diese Positionen so erfrischend macht: „Everything you heard about turkish men is true“, so bekennt Servet Kocyigits ironischer Schriftzug aus zusammengesetzten Garnrollen. „Everything you heard about turkish art is true“ – so könnte man den Satz umwandeln und gleichzeitig entlarven, dass wir kaum etwas über türkische Kunst wissen. Die Türkei als Hinterland der Gegenwartskunst, das den Weg zur Tate Modern mit Packeseln beschreitet, gibt es nicht. Und so führt uns die viel versprechende „Road to Tate Modern“ nicht nach London, sondern vielmehr direkt nach Diyarbakir.

Abbildung:
- Servet Kocyigit, Motherland, 2007
Courtesy: The artist, Copyright: Tanas Berlin
- Cengiz Tekin, Normalizasyon
C-Print auf Dibond, 150 x 200 cm
Courtesy: The artist, Copyright: Tanas Berlin

Künstlerliste:
Halil Altindere, Fikret Atay, Köken Ergun, Ali Kazma, Servet Kocyigit, Ahmet Ögüt, Erkan Özgen, Sener Özmen, Cengiz Tekin, Nasan Tur

Öffnungszeiten:
Di-Sa 11-18 Uhr

TANAS Berlin
Heidestraße 50
10557 Berlin

tanasberlin.de

Comments Off

Aslı Özok – Nuri Battal / Contemporary Istanbul’09 / 3 Aralık

Kültür uygarlıktır. Uygarlığın temeli de kültürdür. Bu döngünün varsıl katmanları uygarlık ve kültür kavramlarının çok derin anlamlarıyla örtüşür. Kültürün tanımları arasında zaman kavramına anlam yükleyen tek asal değer ise kültürel bellektir. Bir başka söyleyişle zaman akıp giden bir olgudur ve bu olgunun farklı coğrafyalarda farklı uygarlıkların varlığıyla anlam kazanır, bu anlam da kültürel mirasla kanıtlanır, [...]

Comments Off

2. SÖBÜTAY ÖZER RESİM YARIŞMASI

2. SÖBÜTAY ÖZER RESİM YARIŞMASI
Uzun yıllar Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapan, başarılı eğitimciliği ile pek çok öğrenci yetiştiren, aynı zamanda çağdaş resmimizin önemli isimlerinden olan Söbütay Özer ( 1949-2007) adına ÇAĞSAV (Çağdaş Sanatlar Vakfı) ve CER MODERN ( Cer [...]

Comments Off

Fotograflarla Turkiye






1953 Silifke doğumlu Ali Oz,  Nokta, Güneş, Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel, Tempo, NTV MAG ve Birgün’de çalıştı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon Bölümü mezunu olup halen serbest fotomuhabirlik yapmaktadır.

Gectigimiz eylul ayinda Karsi Sanat’ta sergisi olan Ali Oz, fotograflarinda toplumsal bellekte yer etmis olaylari bir belgesel niteliginde sunmus . Cektigi kareler Turkiye’nin son 25 yilinda gormeyi tercih etmedigimiz anlari adeta gozumuze sokar, hatirlatir. 12 Eylul askeri darbesi, 1Mayis gosterileri gibi mucadeleler ve bunlarin karsisindaki polis siddeti…

Yildirim Turker’in sergiyi ve sanatcinin fotograflarini anlattigi yazisini okuduktan sonra daha fazla bir sey soylemek gereksiz! Buyrun okuyun:

Ali Öz’ün her fotografı patlamalı bir duygu yaratır.

Uğultulu fotograflardır bunlar.

Hayatımızın kilit olmuş bir yerini Molotof kokteyli gibi önümüze fırlatır.

Fotograflarından biriyle karşılaştığımız an fiziksel bir değişim yaşamamız bundandır.

Dolaşımımız hızlanır.

Bir ünlem. Bir işaret. bir ipucu. Bir kanıt. Bir çığlık.

Her fotografının ardında görünmez bir ünlem işareti vardır.

Sesli fotograflardır bunlar.

Avaza bağırmayanı bile birilerine seslenir.

Ali Öz’ün fotografları, bütün kaslarıyla gerçek haber fotograflarıdır.

Altına ne yazsanız zayıf kalacağını bilirsiniz. Ancak bir fotograf okuması deneyebilirsiniz.

Her şey, o fotografta vardır.

Bir toplumsal olayı can alıcı ayrıntılarıyla birlikte okuyabilirsiniz onun gözünden.

Kalabalıktırlar bir de. Sesi sever ya, sesini başkalarının sesleriyle birleştirmişlerin yanı başındadır. Kalabalık gördü mü heyecanlanır.

Hızı artar. Kıldan ince kılıçtan keskince olur.  

Bir mitingin coşkusu başınızı döndürür. Oradaymış gibi karıncalanırsınız.

Ali Öz’ün kamerası taraflıdır. Tarafını da hiç gizlemez.

Hep görmek istemediklerimizin, unutmak istediklerimizin; görünmezlerin, işitilmezlerin yanından bakar. Şu dünyadan en çok yara almış biz’in kolunun altına gizlenir.

Onların maruz kaldığı dünya eziyetini gösterir

Kimileyin onu bir küfür gibi kurgulayıp yollar dünyanın merkezine.

Ertesi gün ‘büyük acıların küçük hisseli ortakları’ sabaha o küfürle başlar.

Bize kaçamayacağımız, çivi gibi belleğimize mıhlanacak bir an armağan eder.

Dolaysız olarak vicdanımıza görünür.

Onun fotografının sözü, örtmeye, saklamaya, çarpıtmaya çalışan her sözü yalancı kılar.

Hakikatin olabilecek en çıplak resmidir.

Hırçın, gerilimli, nefes nefese bir anın peşindedir.

Onun fotografını kuran gerilim, tarihin kamaşmasıdır.

Kanımca kendisi tarihçinin önde gidenidir.

Düştüğü kayıt, şişman yorumların yanından jilet gibi gelir geçer.

Tarihin o anının gerilimi, uzun bir çağ romanı gibi yakamıza yapışır.

Sanatçının hasıdır elbet.

Hakikatin kendi kurgusunu yansıtmak için sokaklara, meydanlara, hayatla dalaşanların bağrına yatar.

Kanımca kendisi bir çağdaş ozandır.

Karamsardır. Ama şakacıdır da. Mizaha göz kırpar.

Lafı asla dolandırmadan.

Lafın kendi şiirini hiç dondurmadan.

Her fotografının bir afişe, bir kitap kapağına yakışırlığı bundandır.

Güzelliğin ürperttiği adamlardan besbelli.

En acıtan resmin bile çerçevesi güzellikle çatılmış.

Gözlerini tanık olmaya vermiş. Görmeye, görmeye görmeye bakıyor.

Göstermek; en alt katını, en derinde saklısını göstermek için bakıyor.

Her fotografında müziğin yükseldiği anı yakalamış.

Anahtarın döndüğü, hayatın kendisinin bir metafora dönüştüğü, her şeyin ama her şeyin görünür ve anlaşılır olduğu o biricik anlar dizisi, fotografları.

Ali Öz, hayatımızı fotograflamaya devam ediyor!


Yıldırım Türker

Comments Off

cv

1994- graduated at the Mimar Sinan University of Fine Arts Painting -studio Özer Kabasexibitions2009 “Sulukule:Lieu vole ” Maison Folie Moulins Lille-France2009″haksiz tahrik,Unfair excitement” cura…

Comments Off

Quel Istanbul? L’ete Photographique de Lectoure 2009

Vidéos ou photos, parfois accompagnées de textes et d’objets, les œuvres de Deniz Gül traitent, souvent avec ironie, de la construction de l’identité en relation avec l’organisation de l’espace public, les rôles sociaux, les mythes et les…

Comments Off

Röportaj: Ramazan Bayrakoğlu//1 KM. Sergisi/01

Hakan Kırdar: Söyleşiye İstanbul, Dirimart’ta geçen haftalarda açılan kişisel sergin hakkında konuşarak başlayalım istiyorum. Sergi öncesinde, sergiyi kurgularken hedeflediğin amaçlara ulaştığını düşünüyor musun? Serginin “sesi” ve “tonu” istediğin gibi gerçekleşti mi?

Ramazan Bayrakoğlu: “1 km” başlıklı sergim benim ikinci kişisel sergim, ilk kişisel sergim Galeri Akdeniz’de (Ankara) gerçekleşmişti, fakat o sergi için herhangi bir yeni çalışma üretmeyip elimdeki mevcut resimleri kullanmıştım. Dirimart Galeri’deki bu sergi ise başlığı, teması ile tamamen planlıydı ve çalışmaların tamamı bu sergi için üretilmişti. Kısacası gerçek anlamda ilk kişisel sergi diyebilirim bu sergiye. Doğal olarak özel bir önem taşıması gereken bir sergi olmalı diye düşünüyor insan, fakat ne yazık ki bütün çabama rağmen bu öneme denk düşecek bir sonuç çıkmadı ortaya.

Bunun çeşitli nedenleri var, öncelikle kumaş resimlerin normal bir tuval resmine göre çok zaman alan ve yorucu ara işlemleri var, bu hem emek hem zaman anlamında beni kısıtlıyor. Tek bir resmin ortaya çıkması bile oldukça zor. Bu sergi için bir yıl önceden “Merkezsiz” başlıklı ve daha büyük resimlerden oluşan bir kurgu planlamıştım, fakat çalıştığım galerinin katıldığı sanat organizasyonlarında yer almak için kesintisiz olarak başka resimler üretmek zorunda kaldım ve doğal olarak sergi için inanılmaz az bir zamanım kaldı. “Merkezsiz” sergisinden doğal olarak feragat ederek paket projelerden birisi uygulamaya koydum. Sonunda görsel günlük olarak kaydettiğim görüntülerden ve üç asistan arkadaşın yardımıyla böyle bir sergi çıkardım ortaya. Serginin böyle sıkışmış olması bir problemdi elbette, fakat asıl rahatsız edici olan serginin garip bir şekilde ideolojisiz görünmesiydi. Başka bir açıdan söylersek istemediğim bir şekilde dekoratif görünmesiydi. Sergiyi kurguladıktan sonra galeri içinde şöyle dolaşıp bir baktığımda, resimlerin kesinlikle ticari amaçlı peyzaj resimleri olarak algılanacağını düşündüm. Bu benim için olabilcek en kötü senaryoydu. Malzemenin bu duruma yatkınlığına rağmen hiç hesaplamadığım bir şeydi bu. Kısacası serginin derdi tam çıkmadı ortaya. Gerçi sergi boyunca kimseden bir eleştiri almadım, fakat buna rağmen kendi sergimden ikna da olmadım.

Öte yandan görseli oluşturan malzeme sanatçı olarak benim her zaman derdim olmuştur. Bu nedenle kumaş malzemesini de bir dil problemi olarak kabul ettiğimi söyleyebilirim. Bu malzemenin hem algı hem sanatsal dil düzeyinde nasıl bir fark yarattığı, ve hangi içerikle nasıl örtüştürülmesi gerektiğini keşfetmek sanatçı olarak benim temel hedefim. “1 km” sergisinin en büyük kazancı da bu konuda kendimi sınama imkanı sunması oldu. İlk defa bu sergide kumaş resimlerini bir grup halinde görme şansım oldu. Bu sergi üstümü başımı düzeltmeden önce aynada kendimi ilk gördüğüm anki gibi bir görüntü sundu bana, bundan sonra bütün süreç deforme olmuş yerleri düzeltmekle geçecek.

Comments Off

Osman D. Bingöl “İsimsiz”


12, 06 – 30, 06 2009

Bingöl, Ankara’da gecekondulardan yüksek ve çok katlı apartmanlara dönüştürülen bir alanda yaptığı kazıdan çıkardıklarını Masa’da sergileyecek. Kazı yapmak eyleminin ilk elden barındırdığı güncel ve kavramsal bağıntılarının yanında sanatçı, eylemini mekan, arkeoloji, bilgi ve üretimi üzerinden anlamdırıyor.

Osman D. Bingöl çalışması hakkında şunları söylüyor;
“Kör, karanlık, “yaşayanlarınkinden” farklı bir kimya ile var olan ve hayat-dışı “seyyar olmayan bir kanal” olarak toprak, nesneleri rastgele bir arada tutuyor. 1981 yapımı “The Evil Dead” filminde şeytani varlıkları dirilten sihirli sözlerin okunduğu sahneye gönderme yapan buluntu ses ile toprak altındaki rastgele birarada bulunan nesneleri biraraya getirmeye çalıştım. Nesneleri kazıp çıkarma eylemi bana kalırsa “bilgi üretmek” ve ölüleri diriltmek arasındaki metaforik bağa işaret ediyor.”

Osman D. Bingöl, 1979 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde de yüksek lisan eğitimini tamamladı. Bingöl’ün çalışmaları Halil Altındere’nin küratörlüğünü yaptığı “Seni Öldüreceğim İçin Üzgünüm” (Proje 4L, İstanbul, 2003), “Free Kick” (9B Misafirperverlik Alanı, Antrepo, İstanbul, 2006), “EurHope 1153” (Villa Manin Art Center, Cordopio, İtalya, 2006) ve “Far from Home” (Slovenya, 2006) gibi sergilerde gösterildi. Seyhun Babaç ve Ahmet Öğüt ile birlikte 2002 yılında Ankara’da açılan “Ünlü Olma Sergisi”nin de düzenleyenler arasında da yer alan Osman D. Bingöl, Ankara’da yaşıyor ve çalışıyor.

Comments Off

Kayıp Gerçekliğin İzinde: NevNesil

Galeri Nev 25.yıl Sergisi
Kayıp Gerçekliğin İzinde: NevNesil
15 Mayıs 2009 Cuma – 30 Haziran 2009

Sanatçılar:
Barış Sarıbaş, Birtan Oran, Burcu Perçin, Ercan Akın, Ferhat Özgür, Hayal İncedoğan, Karolin Fişekçi, Lale Delibaş, Mehmet Ali Uysal, Murat Akagündüz, Mustafa Duymaz, Mustafa Karasu, Osman Kerkütlü, Şebnem Dönmez, Semra Karahan,Volkan Diyaroğlu

İlk sergisini 1984 yılı Mayıs ayında açan Galeri Nev, 2009 Mayıs’ında yirmi beşinci yılını kutluyor. Geçtiğimiz yıldönümlerinde galerinin ve temsil ettiği üç kuşağın tarihine ilişkin kapsamlı sergiler düzenleyen Nev, bu kez geçmişe değil geleceğe bakmayı seçiyor.

15 Mayıs akşamı Ankara Galeri Nev’de açılacak olan yirmi beşinci yıl sergisi, çoğunluğu galerinin kurulduğu 1980′li yılların başında doğan genç sanatçıların eserlerinden oluşuyor. NevNesil böylece yeni bir kuşağın keşfine çıkıyor.

“Kayıp Gerçekliğin İzinde” başlığının altında toplanan eserler aynı zamanda günümüz sanatına dair pek çok soru uyandırıyor. Gerçekliğin kaybedildiği bir zamanda sanatın gerçeklik arayışına işaret eyor.

Galeri Nev Ankara
Gezegen Sokak no.5 Gaziosmanpaşa 06700, Ankara
T (312) 437 93 90
pazar günleri hariç her gün 10.00 – 19.00 arası

Comments Off

9. ANKARA SANAT BULUŞMASI

06 Nisan 2009 Pazartesi akşamı Ankara’da 9.Ankara Sanat Buluşması ANKART-2009 Çankaya Belediye Başkanı Sayın Bülent Tanık tarafından açıldı.

Açılış öncesi kendi alanında Türkiye’nin en prestijli ödülü konumuna gelen ÇAĞSAV Onur Ödülleri bu sene;
ÇAĞSAV Onur Ödülü Heykelciği 2009 (Kişisel) Resim sanatının yaygınlaşması ve uygulamalarının zenginleştirilmesi yönündeki çabaları,
bir eğitmen olarak verdiği özverili [...]

Comments Off

9. ANKARA SANAT BULUŞMASI ANKART 2009

Başkent Ankara’nın plastik sanatlar alanında en kapsamlı etkinliği olan
Ankara Sanat Buluşması – ANKART’ın dokuzuncusu 06-12 NİSAN 2009 tarihlerinde Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecektir.

Comments Off