Posts Tagged: Amsterdam


14
Jan 10

Bıyık Kedide de Vardır” ile Canan Şenol 21 Ocak’ta x-ist’te

BIYIK KEDİDE DE VARDIR

Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, 21 Ocak – 13 Şubat 2010 tarihleri arasında x-ist’te sergilenecek “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan yapıtlarında, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kuruyor.
“Haberleri duyuranlar, eserleri nakledenler ve zamanın olaylarını anlatanlar bildirirler ki” diye başlarmış eski doğu masalları. Bundan dolayı eskiden, masal anlatanlara “râvi” denirmiş. Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kurduğu “Vakvak Ağacı”nda yine “ravi” olarak karşımıza çıkıyor. “Vakvak Ağacı”, sanatçının, 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nde sergilenen ilk video-masalı “İbretnuma” gibi yakın Türkiye tarihine ait görsellerden oluşan bir video-animasyon.
Sanatçı, “Masal denince, her ne kadar gerçek dışı bir dünya tanımı aklımıza gelse de, aslında bir çeşit bellek aktarımı ve sözlü tarihe işaret eder masallar bana göre. Ve her masalda bir gerçek payı mutlaka vardır.” diyor.
İslam Mitolojisi’ne göre cehennemde bulunan, meyveleri insan kafası olan efsanevi bir ağaçtan adını alan “Vakvak Ağacı” aynı zamanda tarihsel bir olaya ismini vermiş bulunmakta. 1656 yılında Sultanahmet’te bulunan çınar ağacına o kadar çok adam asılmış ki bu ağaca “şecerei vakvak”, insanların bu ağaca asılmasıyla oluşan olaya da “vaka-i vakvakiye” denmiş. Şenol, Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleşen yeniçeri isyanından yola çıkıp yakın Türkiye tarihindeki askeri darbeler ile bağlantı kurduğu videosunda, anlatım olarak dokümanter bir yaklaşımı da kullanıyor.
“Bıyık Kedide de Vardır” sergisinde yer alan yapıtlar, bir yanı ile geçmiş ve bugün arasında bağlantı kurarken bir diğer yanı ile ise geçmiş ve bugün arasında karşılaştırma yapmak üzere kurgulanmış. Bu yapıtlardan bir diğeri de sanatçının, Halife Sultan’ın şeyh olma hikayesinden esinlenerek gerçekleştirdiği “Hünsa”; diğer bir deyişle “taşaklı kadın”. Güçlü kadınların ancak erilleştirilerek bir yerlere gelebilmesine örnek bu hikaye aracılığıyla yapıt, “normalleştirilme, meşrulaştırma” süreçlerinin, iktidar alanları tarafından nasıl ele alındığını inceliyor.
Sergide ayrıca sanatçının, ScopeBasel 2009’da sergilenen “Kusursuz Güzellik” adlı 7 yapıttan oluşan serisi ve “İbretnuma” videosundan karelerin yer aldığı minyatür çalışmaları da görülebilecek.

CANAN ŞENOL, 1970
1998 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde eğitimini tamamlayan Şenol, çeşitli rezidans programlarına katıldı. “Hicap” (Performans, Platform Sanat Merkezi, İstanbul, 2007), “Bahname” (Masa Projesi, İstanbul, 2007), “Perde Arkası” (Festival De Rode, Amsterdam, 2006), “Nihayet İçimdesin” (İstanbul, 2000) gibi sergileriyle İstanbul, Almanya ve Hollanda’da oldukça ilgi gördü. Ayrıca Contemporary İstanbul 08, Contemporary İstanbul 09, IFCA 13th International Festival of Computer Arts (Maribor), 9. Uluslararası İstanbul Bienali Misafirperverlik Alanı, ScopeBasel ArtShow 2009 ve 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nde yapıtları sergilendi. Sotheby’s 2009, Türk Çağdaş Sanatı Müzayedesi’nde yer aldı.


8
Jan 10

Antoni Muntadas Konuşması / A Talk by Antoni Muntadas

Antoni Muntadas Konuşması

13.01.2010 Çarşamba 18.30

BAS
Nuri Ziya Sokak No 7 Beyoğlu İstanbul TR

info@b-a-s.info
www.b-a-s.info
http://basbent.blogspot.com/

BAS olarak, sanatçı kitapları ve basılı malzeme alanında, güncel ve lokal üretim, uluslararası dağıtım ve koleksiyon üzerine çalışıyoruz. Buna ek olarak 2010 – 2011 döneminde bir dizi konuşma ve sergi gerçekleştireceğiz. Bu seri ile pratiğinin bir parçası olarak basılı malzemeyi kullanmaya 70’li yıllarda başlamış, günümüze kadar sürdürmüş veya sürdürmekte olan sanatçılarla birlikte “sanatçı kitabı” meselesine tarihsel ve eleştirel olarak bakabilmeyi istiyoruz.

Dizinin ilk etkinliği 15 Aralık 2009 – 13 Ocak 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sol LeWitt’in Sanatçı Kitapları sergisi oldu. Bu bağlamda ilk konuşmacı Antoni Muntadas olacak.

Muntadas sansür, arşiv, kayıt, çeviri, aktarım, uyarlama konularına sosyal ve politik durumlar üzerinden bakan bir sanatçı. İşlerinde çoklu ortam teknolojilerinin yanısıra basılı malzemenin önemli bir yeri var.

1971 yılından beri New York’da yaşamakta olan Antoni Muntadas, Sol LeWitt ve aktivist, yazar, sanat eleştirmeni Lucy Lippard başta olmak üzere, bir grup sanatçı tarafından New York’da kurulan, basılı malzeme ve sanatçı kitapları üzerine çalışan Printed Matter’dan, sanatçı Ulises Carrion tarafından Amsterdam’da kurulan Other Books and So’dan ve 1974 yılında sanatçı grubu General Ideas tarafından Toronto’da kurulan Art Metropole’den bahsedecek. Ayrıca önemli bulduğu sanatçı kitaplarından bir seçki hazırlayacak.

Tüm bu üretimler üzerinden bir kamusal alan olarak basılı malzemeye; toplama, yayma, yayılma ve dahil olma sistemlerine bakmaya çalışacağız.

Konuşma Sol LeWitt sanatçı kitapları sergisinin son günü olan 13 Ocak 2010’da BAS’ın yeni mekanında gerçekleşecektir.

*Konuşma ingilizce, mekan küçük olacaktır. Kesin yer için: info@b-a-s.info

Antoni Muntadas 1942 yılında Barselona’da doğdu. Halen The Massachusetts Institute of Technology (MIT) Görsel Sanatlar Program’ında misafir profesör olarak görev yapmaktadır. Işleri Venedik Bienali, Documanta VI ve X, Sao Paulo, Lyon, Whitney ve Havana Bienalleri, New York Modern Sanatlar Müzesi, Kalifornia Berkeley Sanat Müzesi dahil olmak üzere birçok müze ve bienalde sergilendi. Guggenheim ve Rockefeller bursları yanısıra 1995 yılında ‘The File Room’ isimli işi ile Ars Electronica Onur Ödülü’nü aldı. Bu çalışma, 1994 yılında başlayan ve halen devam eden, sansür vakalarından oluşturulmuş bir veritanı projesidir. Antoni Muntadas, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ‘İstanbul’da Yaşıyor ve Çalışıyor’ projesinin de davetlisidir.

BAS, The Marmara Hotels and Residences, BEK, Ofset Yapımevi ve İstanbul Sanat Araştırmaları Derneği tarafından desteklenmektedir.


1
Jan 10

Ahmet Öğüt: Exploded City / MATRIX 231

Ahmet Öğüt: Exploded City / MATRIX 231
January 24, 2010 - April 11, 2010
Berkeley Art Museum and Pacific Film Archive BAM/PFA, California
With Exploded City, Ahmet Öğüt envisions an imaginary metropolis comprising buildings, monuments, and vehicles that have figured in acts of violence and terrorism over the past two decades. Structures from Turkey, Ireland, India, Yugoslavia, Great Britain, and the United States, among other countries, form a unified urban scale model, reconstructing these sites in the moments before they were destroyed. The installation, originally commissioned for the Turkish Pavilion at the 2009 Venice Biennale, is accompanied by a text situating the included locations within a Calvinoesque narrative that engages the poetics and politics of space, architecture, violence, and international relations. Paraphrasing Calvino’s Invisible Cities, Öğüt presents visible but “semi-anonymous” buildings, whose intact form may be forgotten while the aftermaths of their destruction are seared into the collective consciousness via the media and individual consciousnesses via personal experience. The collapsing of time and distance in this collection of models is echoed by the vehicles—also used in terrorism, but referencing as well Öğüt’s ongoing interest in distance, time, and speed, measures by which our relationship to reality is shaped and through which disparate lands are connected. From this central installation, the exhibition expands to other works. The film Things We Count pans slowly across the retired fighter planes at an airplane graveyard in Arizona’s Sonoran desert, as a voice counts them one by one in Kurdish, Turkish, and English. This counting, in the languages of faraway lands, connects the planes in their U.S. resting place to their actions in the larger world. Öğüt recently had solo exhibitions at Künstlerhaus Bremen; Centre d’Art Santa Mònica, Barcelona; and Kunsthalle Basel. His work was also recently included in group exhibitions at Museum of Modern Art, Warsaw; De Appel, Amsterdam; New Museum of Contemporary Art, New York; Malmö Konsthall, Sweden; Van Abbemuseum, Eindhoven, the Netherlands; and the Berlin Biennale. This is the artist’s first solo exhibition in the United States. Born in Turkey in 1981, Öğüt lives and works in Amsterdam. Elizabeth Thomas Phyllis Wattis MATRIX Curator The MATRIX Program at the UC Berkeley Art Museum is supported by a generous endowment gift from Phyllis C. Wattis; The Andy Warhol Foundation for the Visual Arts; and the continued support of the BAM/PFA Trustees. The presentation of Ahmet Öğüt: Exploded City / MATRIX 231 was made possible in part by the Mondriaan Foundation, Amsterdam.

23
Dec 09

Rijksakademie van Beeldende Kunsten Research Residency

call for entries
www.rijksakademie.nl/residency

The Rijksakademie serves as a laboratory for developing talent on an international level. It focuses on facilitating research and production for talented, emerging professional artists from all over the world. There are approximately fifty studios where resident artists work for a period of two years on research, experiment, projects and production. Large project spaces are available for try-outs, collaborations and presentations.

Residents get support at an artistic, technical and theoretical level. Artists, theoreticians and other advisors meet with residents in individual studio visits. The advisors come from different continents, cultures and generations, offering a diversity of views. This results in a dynamic abundance of links between art practice and society, reflecting the diversity of contemporary art practice.

In addition to artistic and theoretical advice, facilities include extensive technical workshops, a library, artists’ documentation and art collections (Expertise Center).

Resident artists pursue all major contemporary visual art disciplines: painting, drawing, photography, print-making, sculpture, video, film, sound and new media. Links with other disciplines such as architecture, music, dance, literature and cinematography are possible.

Each year, out of almost 2000 applicants, around twenty-five artists are invited for a residency period. Primary selection criteria are excellence and possibilities for further development. After finishing their art education, resident artists generally work for three to five years as professional artists. It is a proven fact that at this stage of an artist’s career a residency has the most impact.

The Rijksakademie has fifty-five studios. Annually, approximately half of these become available for new residents. In 2009, twenty-three artists were selected for a residency out of 1900 applications from all over the world. Resident artists have usually successfully completed their (art) studies and have already worked independently as artists for three to five years prior to their application. Experience shows that a residency at the Rijksakademie at this stage of their careers has the greatest impact.

One is initially admitted for a work period of one year (January to December). Whether a second year is considered worthwhile, is decided in mutual consultation.

The selection procedure consists of a number of rounds. Demonstrable artistic quality and development potential are the decisive factors here. Following the first selection rounds in April/May, a number of candidates are invited for an interview in May/June at the Rijksakademie in Amsterdam. The successful candidates are announced at the beginning of July.

Application instructions.

Rijksakademie van Beeldende Kunsten
Sarphatistraat 470
1018 GW  Amsterdam
The Netherlands
tel: +31-(0)20-5270300
fax: +31-(0)20-5270301
application@rijksakademie.nl
www.rijksakademie.nl


9
Oct 09

Jakup Ferri “Beş Bulut ve Bir Bardak Güneş” @ garajistanbul



06, 10 – 20, 10 2009

Jakup Ferri, bir süredir video işlerinin yanında desenler de üretiyor ve bunları “geleneksel” ve güncel yöntemler kullanarak sunmanın yollarını araştırıyor. Sanatçının kurduğu kompozisyonlarda yer alan insanların, hayvanların ve nesnelerin, gündelik görünümleri dışında, naif bir yaklaşımla ele alındığı ilk elden kolaylıkla söylenebilir. Ama bunlara bir bütün olarak baktığımızda ve karşımıza çıkan nesnelerin niteliği değiştiğinde işler için naif sözcüğü yetersiz kalıyor. Ferri’nin desenlerinde, kişisel deneyimini birleştirdiği savaşlar, büyük anlatılar, gelecek tasavvurları ve gündelik eylemler ürkütücü bir biçimde iç içe geçiyor.
Sanatçının işlerine http://jakupferri.blogspot.com/ adresinden ulaşılabilir.

Jakup Ferri 1981 yılında Prishtina, Kosova’da doğdu. Bugüne kadar katıldığı sergiler arasında 28. Grafik Bienali (Ljubljana, Slovenya) 9. İstanbul Bienali ve In den Schluchten des Balkan, Kunsthalle Fridericianum, Kassel (Germany) sayılabilir.

Jakup Ferri, Amsterdam’da yaşıyor ve çalışıyor.

22
Sep 09

Ahmet Öğüt “203 Mehmet YILDIZ” @ Pandora Kitabevi



22, 09 – 30, 09 2009

Öğüt, çalışmasını, Türkiye Futbol Federasyonu’nda 203 tane Mehmet Yıldız isimli futbolcunun kayıtlı olduğu bilgisine dayandırıyor. Sanatçı bu bilgiden yola çıkarak 203 tane Mehmet Yıldız’dan oluşan hayali bir takım kuruyor. Masa sergisinde Ögüt, bu takımın kadrosunun temsili bir çizimi ile “Yıldızlar Topluluğu” ve “Yıldızlar Karması” adını verdiği iki kurgusal takımın yaptıkları maçın ses kaydını sergileyecek.

Öğüt’ün bu çalışması, kültürel toplumsal kimliklerin dışında, başka türlü bir ilişki üzerinden, aynılık ve farklılık tartışmasına katılıyor. Farklı toplumlarda sıklıkla rastlanan isimler, soyisimler ve eğilimler ortak bir toplumsal tahayyülün göstergesi olabilir mi sorusu Öğüt’ün çalışmasını izlerken aklımızda dolaşıyor.

Ahmet Ögüt , 1981 yılında Diyarbakır’da doğdu. Bugüne kadar katıldığı sergiler arasında 53. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, The Generational / New Museum, 7. SITE Santa Fe Bienali, 5. Berlin Bienali, 9. İstanbul Bienali, Be[com]ing Dutch / Van Abbemuseum, Stalking with Stories/Apexart ve Centre d'Art Santa Mònica, Küntlerhaus Bremen ve Kunsthalle Basel’de gerçekleştirdiği kişisel sergiler sayılabilir.

Ahmet Ögüt, Amsterdam’da yaşıyor ve çalışıyor.

4
Sep 09

Pilvi Takala “Hakiki Pamuk Prenses” @ Antijen Tasarım



08, 09 – 18, 09 2009

MASA’nın Eylül ayında Pilvi Takala ile Antijen Tasarım dükkanında konumlanacak. Sanatçı, Disneyland Paris’de yaptığı eylemin video kayıtlarını Masa’da gösterecek.

Pilvi Takala, çalışmalarında sıklıkla yarı-kamusal olarak tanımlanabilecek mekanların genel geçer akışını sekteye uğratacak küçük eylemlerde bulunuyor. Bu eylemlerini çoğunlukla gizli kamera kullanarak kaydediyor ve kurgulayarak izleyicisi ile paylaşıyor.
Sanatçı, bu defa dünyada çapında bilinen, anlatılan, Grimm Kardeşler tarafından düzenlenen, Disney tarafından 1937 yılında filmi yapılan ve artık Disney’in önemli karakterlerinden biri haline gelen “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” masalının baş karekterini eylemi için araçsallaştırıyor. Takala, Avrupa’nın en önemli turistik merkezlerinden biri olan Disneyland Paris (Euro Disney)’in içerisinde yer alan ve giydiği kıyafetle karakteri temsil eden “Hakiki Pamuk Prenses” in birebir kopyası olan elbisesi ile mekana girmeye çalışıyor.

Pilvi Takala, 1981 yılında doğdu. Academy of Fine Arts, Helsinki (MFA)’den 2006 yılında mezun oldu. Çalışmaları daha önce Kiasma Museum of Contemporary Art, Helsinki; Galerija Miroslav Kraljevic, Zagreb; Ellen de Brujne Projects, Amsterdam; Galeria Noua, Bucharest gibi kurumlarda gerçekleşen solo sergiler de gösterildi. 9.İstanbul Bienali’nin de katılımcıları arasında yer alan sanatçı çalışmalarını Amsterdam’da Rijksakademie’de sürdürüyor.

30
Jun 09

Sütunlar Bize Güç Verdi

Artists Space, New York
8 Temmuz - 1 Ağustos, 2009

Hüseyin Bahri Alptekin
Can Altay - Jeremiah Day
Burt Barr
Daniel Bozhkov,
Celine Condorelli
Cevdet Erek
Corey McCorkle
Christodoulos Panayiotou
Wael Shawky

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ile New York’taki Artists Space’in işbirliğiyle düzenlenen, Vasıf Kortun ve November Paynter’in küratörlüğünü yaptığı bir dizi serbest proje ve sergiden oluşan Sütunlar Bize Güç Verdi, 8 Temmuz - 1 Ağustos tarihleri arasında New York’ta gerçekleştirilecek. Etkinlik, Platform’un daha önce birlikte çalıştığı uluslararası sanatçılar, İstanbul Misafirleri Programı katılımcıları ve New York’tan sanatçılarla hayata geçirilecek.

Proje ve sergiye; Hüseyin Bahri Alptekin, Can Altay, Burt Barr, Daniel Bozhkov, Celine Condorelli, Jeremiah Day, Cevdet Erek, Corey McCorkle, Christodoulos Panayiotou ve Wael Shawky katılacak. Ayrıca, Krist Gruijthuijsen’in küratörlüğünde, Ben Kinmont, Lisa Oppenheim, Adam Pendleton, Julika Rudelius, Alexandre Singh ve Jordan Wolfson ise davetli olarak yer alacak.

Sütunlar Bize Güç Verdi, ortaklıkların birbirini etkilediği ilişkilere bakarak, yapısal parametrelerin olmadığı bir durumda, kurumları canlı tutan düşünsel destek noktalarını değerlendiriyor. Platform, bu anlamda, 8 yıllık gelişimi boyunca kuruma destek olmuş sanatçıları değerlendiriyor. Sergideki kimi işler, Can Altay ve Jeremiah Day örneğinde olduğu gibi, yoğun ve çokkatmanlı bir İstanbul araştırmasının ürünü olarak ortaya çıkıyor. Daniel Bozhkov’un çeviri ve göç üzerine bir hikaye anlatmaya yoğunlaşan işinin odağında, sanatçının ailesinde duran, arka yüzeyinde Osmanlıca yazılı olan bir pırlanta bulunuyor. Celine Condorelli’nin çalışma odasında Aziz Jerome’u konu alan Rönesans resmi projede gerçek bir mekana dönüşüyor.

Sergideki diğer işler arasında Wael Shawky’nin “Telematch Suburb” ve Burt Barr’ın otoportre videoları yer alıyor. Corey McCorkle’un Florya’da gerçekleştirdiği “Hayvanat Bahçesi” fotoğrafları, Christodoulos Panayiotou’nun “Wonderland” adlı dia enstelasyonu ve Hüseyin Bahri Alptekin’in “Karakum” enstalasyonu da sergide yer alacak. Celine Condorelli’nin enstalasyonu bir yayın toplama noktası olarak, Platform’un, ilk kez 2006’da Frieze Art Fair’de gerçekleştirdiği projeyi yenileyecek. Cevdet Erek sergi boyunca mekanda çalışacak, davetliler (cordially uninvited) ile katılımcıların proje ve performansları, Platform’un geçmiş konuklarından Krist Gruijthuijsen’in küratörlüğünde, 14 - 18 Temmuz tarihleri arasında Soho’da gerçekleştirilecek. Serginin öteki düzenleyicileri ise Artists Space’de Meredith Johnson ve Amy Owen olacak.

“Sütunlar Bize Güç Verdi”, Amsterdam’daki The Dedalus Foundation, Mondriaan Foundation ve Moon and Stars tarafından destekleniyor.

Platform Garanti: 2007’in sonunda Garanti Galeri ile birlikte yapısal değişim, birleşme ve genişleme sürecine giren Platform Garanti, bu süreçte İstanbul’daki sergilerine ara vermişti. Platform, binadaki renovasyon çalışmaları sırasında “İstanbul Misafirleri Programı”, arşiv, kütüphane ve konferanslarını geçici mekanından yürütürken, aynı zamanda Westfälischer Kunstverein, Munster, Almanya; INSA Art Space, Seul, Kore; Maison Folie de Wazemmes, Lille, Fransa’da farklı sergiler gerçekleştirdi. Platform, Artists Space’de misafir program düzenleyicisi olarak, bu dönemi bir dizi etkinlikle geçiriyor.

New York’un ilk alternatif mekanlarından biri olan Artists Space, video, elektronik medya, peformans, mimari ve tasarım gibi alanlarda çalışan güncel sanatçıları desteklemek üzere 1972 yılında kuruldu. Artists Space’in var oluş nedeni, sanatta deneyimselliği ve güncel kültürde diyaloğu desteklemektir. Platform ve Artists Space’in kurumsal benzerlikleri arasında, yerel sanat ortamlarını değerlendirmek, misafir sanatçı programları ve tartışmalarına yer vermek bulunuyor.

7
May 09

Side by Side at 300m3 ART SPACE, Göteborg


Side by Side

‘Side by Side’

2009.05.08 – 2009.05.31

300m3, Göteborg, Sweden

Opening Friday May 8th, 18-22

Artist talk and performance 19:00

PRESS RELEASE:

As an artist, architect and musician, Cevdet Erek composes and (re)composes his works as ingredients of grand ideas which are materialized through continuous output processes of intermediary products, in forms of performance, moving image, sounds and installations. He proposes the essence of original site-specific situations and subjects, resulting in innately human reflections on time and space.

Erek’s work and performances have been included in group exhibitions at Istanbul Bienali, Stedelijk Museum CS, ZKM, Platform Garanti, V2_, Martin Gropius Bau, MOMAS, Art Museum of Estonia, Living art Museum Rejkavik and others. His first solo exhibition took place at Galerie Akinci in Amsterdam in 2008. Erek was on residency at the Rijksakademie in Amsterdam from 2005 – 2006 and his installation ‘Studio’ was awarded the Uriot Prize 2005. Besides personal work, he collaborates with architects, directors, choreographers and Istanbul’s avantgarde rock act Nekropsi.

SSS, Shore Scene Soundtrack (2006- )

SSS is about mimicking the sea, or imitating a very common piece of nature, by using 2 hands and a piece of carpet. Installation includes the video of a recording session of SSS, a carpet to be used for the performance and drawings which were done for artist’s book ‘SSS – Theme and Variations for Carpet’. In the video, the carpet from artist’s living room, placed on a Steinway Grand Concert piano, is being rubbed by a half naked man, with a series of massage-like hand movements. A translation of nature takes via a process of recording, interpreting and playing back, through the ‘technology’ of humanity which captures the essence of the movement and sound of the sea as it laps the shore. The dramatic image is irregularly interrupted by some short scenes e.g. zooming in to the hands or showing the sound engineers located behind the glass of the recording room. Drawings from the book function as notations or guides for both hands’ movements on the carpet.

SSS (Shore Scene Soundtrack) ‘Themes and Variations for Carpet’ (2007)

‘SSS can be seen as an attempt to share a discovery. It explains in detail to the reader how one can mimic the sea, how this can be done simply for oneself or formally as a performance. In each case the emphasis is on delighting in this experience. The required state of mind for making the imitation is treated with the same precision as technique and necessary equipment. Humorously but without irony, Erek constructs a subjective guide by passing from a contemplation on the imitation of nature, through a step-by-step manual to a form of sheet music.’*

*from press release of the artist book SSS, by BAS Istanbul

Avluda / In the courtyard (2002)

In 2002, Erek was asked to propose a piece for Istanbul Pedestrian Exhibitions I: Nisantasi – in the context of “Personal Geographies, Global Maps”. For the exhibition, Erek selected and processed an archive of video footage and sound recordings which he made in two unused courtyards of ITU Macka building, in where he spent days and nights working as a researcher and recording engineer of ITU MIAM – Center For Advanced Studies in Music. The 3 synchronized videos and 6 channel sound consist of 6 sequences and Erek, with the support from video editor M. Bilginer, adapted several visual and temporal collage techniques in order to realize a panoptic experience. The installation was realized in a former chemistry laboratory, which was locked and forgotten for more than 15 years. Standing as Erek’s first public viewed experiment for capturing and reformulating a particular space and situation, Avluda creates an intense experience – playing with continuity and pause in time and space.

IN THE COURTYARD

The Macka Arsenal, which was commissioned to the architect Sarkis Balyan in 1873 by the sultan Abdulaziz, is now located within the Istanbul Technical University Macka Campus and is used for educational purposes. The double courtyard was formed as a result of additional mid-20th Century constructions within the sizable building and possesses a completely different character than the exterior of the building (except the symmetric design of the facades). The courtyard possesses no other function than to provide air and light for the surrounding classrooms and hallways. The school’s residents, i.e. the students and employees, (strangers have no reason to enter this semi public area) simply look out at this courtyard although entry into it is not forbidden. One cannot see the street from the courtyard(s), and the surrounding walls filter out all outside noises except faint echoes of the call to prayer, powerful car horns and ship sirens, and the sound of football crowds at the Inonu and Ali Sami Yen stadiums. The courtyard stands silent and empty.’*

*Erek’s description of the building from the catalog Istanbul Pedestrian Exhibitions I: Nisantasi (2002)

Avluda 2 – Ceasless (2009)

After years, while working in a room with a view at one of the courtyards subjected in Avluda (2002), Erek hears some shouts, and sees a demonstration by a group of students, protesting the badly wounding of a student by a nationalist group of students. Students tour the corridors surrounding the courtyard while shouting the typical socialist slogan ’side by side, against fascism!’. Contrasting the heavy structure and a very inhabited building in Avluda (2002), the very simply edited Avluda 2 – Ceaseless becomes a typical representative of Erek’s never ending work idea.


11
Apr 09

DIS-EASE

DIS-EASE
6 APRIL TO 28 JUNE
Iziko South African National Gallery


Artists:
Ahmet Ögüt, Chiara Pirito, Cristina Lucas, Erik Olofsen, Fernando Sánchez Cástillo, Francessca Grilli, Im Go Eun, Greg Streak, Guido van der Werve, Jakup Ferri, Kuang Yu Tsui, Marco Pando, Marianne Flotron, Maze de Boer, Meiro Koizumi, Meiya Lin, Michael Blum, Mounira Al Solh, Nicoline van Harskamp, Owen Oppenheimer, Paulien Oltheten, Persijn Broersen / Margit Lukács, Sascha Pohle, Sefer Memisoglu, Siree van der Velde, Sookoon Ang, Zachary Formwalt

The Iziko South African National Gallery is proud to host DIS-EASE: a new generation of video art from the Rijksakademie archives. Taking place from 6 April until 28 June 2009, the video compilation screening reflects on the power of the medium, both in terms of content and articulation, as explored by some twenty-seven artists of seventeen different nationalities.

DIS-EASE was curated by Durban-based artist and curator, Greg Streak, while on a visit to Amsterdam in early 2008. Streak, representing the artist run initiative PULSE, partnered with the Rijksakademie and Bank Gallery, Durban, to produce the show.

http://www.iziko.org.za/sang/c_ex.html#dis-ease