BIYIK KEDİDE DE VARDIR Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, 21 Ocak – 13 Şubat 2010 tarihleri arasında x-ist’te sergilenecek “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan yapıtlarında, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kuruyor. “Haberleri duyuranlar, eserleri nakledenler ve zamanın olaylarını anlatanlar bildirirler ki” diye başlarmış eski doğu masalları. Bundan dolayı eskiden, masal Full Article…
Antoni Muntadas Konuşması / A Talk by Antoni Muntadas
Antoni Muntadas Konuşması 13.01.2010 Çarşamba 18.30 BAS Nuri Ziya Sokak No 7 Beyoğlu İstanbul TR info@b-a-s.info www.b-a-s.info http://basbent.blogspot.com/ BAS olarak, sanatçı kitapları ve basılı malzeme alanında, güncel ve lokal üretim, uluslararası dağıtım ve koleksiyon üzerine çalışıyoruz. Buna ek olarak 2010 – 2011 döneminde bir dizi konuşma ve sergi gerçekleştireceğiz. Bu seri ile pratiğinin bir parçası Full Article…
Ahmet Öğüt: Exploded City / MATRIX 231
Berkeley Art Museum and Pacific Film Archive BAM/PFA, California
From this central installation, the exhibition expands to other works. The film
Things We Count pans slowly across the retired fighter planes at an airplane graveyard in Arizona’s Sonoran desert, as a voice counts them one by one in Kurdish, Turkish, and English. This counting, in the languages of faraway lands, connects the planes in their U.S. resting place to their actions in the larger world.Öğüt recently had solo exhibitions at Künstlerhaus Bremen; Centre d’Art Santa Mònica, Barcelona; and Kunsthalle Basel. His work was also recently included in group exhibitions at Museum of Modern Art, Warsaw; De Appel, Amsterdam; New Museum of Contemporary Art, New York; Malmö Konsthall, Sweden; Van Abbemuseum, Eindhoven, the Netherlands; and the Berlin Biennale. This is the artist’s first solo exhibition in the United States. Born in Turkey in 1981, Öğüt lives and works in Amsterdam.
Elizabeth Thomas
Phyllis Wattis MATRIX Curator
The MATRIX Program at the UC Berkeley Art Museum is supported by a generous endowment gift from Phyllis C. Wattis; The Andy Warhol Foundation for the Visual Arts; and the continued support of the BAM/PFA Trustees. The presentation of
Ahmet Öğüt: Exploded City / MATRIX 231 was made possible in part by the Mondriaan Foundation, Amsterdam.Rijksakademie van Beeldende Kunsten Research Residency
call for entries www.rijksakademie.nl/residency The Rijksakademie serves as a laboratory for developing talent on an international level. It focuses on facilitating research and production for talented, emerging professional artists from all over the world. There are approximately fifty studios where resident artists work for a period of two years on research, experiment, projects and production. Full Article…
Jakup Ferri “Beş Bulut ve Bir Bardak Güneş” @ garajistanbul
06, 10 – 20, 10 2009
Jakup Ferri, bir süredir video işlerinin yanında desenler de üretiyor ve bunları “geleneksel” ve güncel yöntemler kullanarak sunmanın yollarını araştırıyor. Sanatçının kurduğu kompozisyonlarda yer alan insanların, hayvanların ve nesnelerin, gündelik görünümleri dışında, naif bir yaklaşımla ele alındığı ilk elden kolaylıkla söylenebilir. Ama bunlara bir bütün olarak baktığımızda ve karşımıza çıkan nesnelerin niteliği değiştiğinde işler için naif sözcüğü yetersiz kalıyor. Ferri’nin desenlerinde, kişisel deneyimini birleştirdiği savaşlar, büyük anlatılar, gelecek tasavvurları ve gündelik eylemler ürkütücü bir biçimde iç içe geçiyor.
Sanatçının işlerine http://jakupferri.blogspot.com/ adresinden ulaşılabilir.
Jakup Ferri 1981 yılında Prishtina, Kosova’da doğdu. Bugüne kadar katıldığı sergiler arasında 28. Grafik Bienali (Ljubljana, Slovenya) 9. İstanbul Bienali ve In den Schluchten des Balkan, Kunsthalle Fridericianum, Kassel (Germany) sayılabilir.
Jakup Ferri, Amsterdam’da yaşıyor ve çalışıyor.
Ahmet Öğüt “203 Mehmet YILDIZ” @ Pandora Kitabevi
Öğüt, çalışmasını, Türkiye Futbol Federasyonu’nda 203 tane Mehmet Yıldız isimli futbolcunun kayıtlı olduğu bilgisine dayandırıyor. Sanatçı bu bilgiden yola çıkarak 203 tane Mehmet Yıldız’dan oluşan hayali bir takım kuruyor. Masa sergisinde Ögüt, bu takımın kadrosunun temsili bir çizimi ile “Yıldızlar Topluluğu” ve “Yıldızlar Karması” adını verdiği iki kurgusal takımın yaptıkları maçın ses kaydını sergileyecek.
Öğüt’ün bu çalışması, kültürel toplumsal kimliklerin dışında, başka türlü bir ilişki üzerinden, aynılık ve farklılık tartışmasına katılıyor. Farklı toplumlarda sıklıkla rastlanan isimler, soyisimler ve eğilimler ortak bir toplumsal tahayyülün göstergesi olabilir mi sorusu Öğüt’ün çalışmasını izlerken aklımızda dolaşıyor.
Ahmet Ögüt , 1981 yılında Diyarbakır’da doğdu. Bugüne kadar katıldığı sergiler arasında 53. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, The Generational / New Museum, 7. SITE Santa Fe Bienali, 5. Berlin Bienali, 9. İstanbul Bienali, Be[com]ing Dutch / Van Abbemuseum, Stalking with Stories/Apexart ve Centre d’Art Santa Mònica, Küntlerhaus Bremen ve Kunsthalle Basel’de gerçekleştirdiği kişisel sergiler sayılabilir.
Ahmet Ögüt, Amsterdam’da yaşıyor ve çalışıyor.
Sütunlar Bize Güç Verdi
Artists Space, New York
8 Temmuz – 1 Ağustos, 2009
Hüseyin Bahri Alptekin
Can Altay – Jeremiah Day
Burt Barr
Daniel Bozhkov,
Celine Condorelli
Cevdet Erek
Corey McCorkle
Christodoulos Panayiotou
Wael Shawky
Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ile New York’taki Artists Space’in işbirliğiyle düzenlenen, Vasıf Kortun ve November Paynter’in küratörlüğünü yaptığı bir dizi serbest proje ve sergiden oluşan Sütunlar Bize Güç Verdi, 8 Temmuz – 1 Ağustos tarihleri arasında New York’ta gerçekleştirilecek. Etkinlik, Platform’un daha önce birlikte çalıştığı uluslararası sanatçılar, İstanbul Misafirleri Programı katılımcıları ve New York’tan sanatçılarla hayata geçirilecek.
Proje ve sergiye; Hüseyin Bahri Alptekin, Can Altay, Burt Barr, Daniel Bozhkov, Celine Condorelli, Jeremiah Day, Cevdet Erek, Corey McCorkle, Christodoulos Panayiotou ve Wael Shawky katılacak. Ayrıca, Krist Gruijthuijsen’in küratörlüğünde, Ben Kinmont, Lisa Oppenheim, Adam Pendleton, Julika Rudelius, Alexandre Singh ve Jordan Wolfson ise davetli olarak yer alacak.
Sütunlar Bize Güç Verdi, ortaklıkların birbirini etkilediği ilişkilere bakarak, yapısal parametrelerin olmadığı bir durumda, kurumları canlı tutan düşünsel destek noktalarını değerlendiriyor. Platform, bu anlamda, 8 yıllık gelişimi boyunca kuruma destek olmuş sanatçıları değerlendiriyor. Sergideki kimi işler, Can Altay ve Jeremiah Day örneğinde olduğu gibi, yoğun ve çokkatmanlı bir İstanbul araştırmasının ürünü olarak ortaya çıkıyor. Daniel Bozhkov’un çeviri ve göç üzerine bir hikaye anlatmaya yoğunlaşan işinin odağında, sanatçının ailesinde duran, arka yüzeyinde Osmanlıca yazılı olan bir pırlanta bulunuyor. Celine Condorelli’nin çalışma odasında Aziz Jerome’u konu alan Rönesans resmi projede gerçek bir mekana dönüşüyor.
Sergideki diğer işler arasında Wael Shawky’nin “Telematch Suburb” ve Burt Barr’ın otoportre videoları yer alıyor. Corey McCorkle’un Florya’da gerçekleştirdiği “Hayvanat Bahçesi” fotoğrafları, Christodoulos Panayiotou’nun “Wonderland” adlı dia enstelasyonu ve Hüseyin Bahri Alptekin’in “Karakum” enstalasyonu da sergide yer alacak. Celine Condorelli’nin enstalasyonu bir yayın toplama noktası olarak, Platform’un, ilk kez 2006’da Frieze Art Fair’de gerçekleştirdiği projeyi yenileyecek. Cevdet Erek sergi boyunca mekanda çalışacak, davetliler (cordially uninvited) ile katılımcıların proje ve performansları, Platform’un geçmiş konuklarından Krist Gruijthuijsen’in küratörlüğünde, 14 – 18 Temmuz tarihleri arasında Soho’da gerçekleştirilecek. Serginin öteki düzenleyicileri ise Artists Space’de Meredith Johnson ve Amy Owen olacak.
“Sütunlar Bize Güç Verdi”, Amsterdam’daki The Dedalus Foundation, Mondriaan Foundation ve Moon and Stars tarafından destekleniyor.
Platform Garanti: 2007’in sonunda Garanti Galeri ile birlikte yapısal değişim, birleşme ve genişleme sürecine giren Platform Garanti, bu süreçte İstanbul’daki sergilerine ara vermişti. Platform, binadaki renovasyon çalışmaları sırasında “İstanbul Misafirleri Programı”, arşiv, kütüphane ve konferanslarını geçici mekanından yürütürken, aynı zamanda Westfälischer Kunstverein, Munster, Almanya; INSA Art Space, Seul, Kore; Maison Folie de Wazemmes, Lille, Fransa’da farklı sergiler gerçekleştirdi. Platform, Artists Space’de misafir program düzenleyicisi olarak, bu dönemi bir dizi etkinlikle geçiriyor.
New York’un ilk alternatif mekanlarından biri olan Artists Space, video, elektronik medya, peformans, mimari ve tasarım gibi alanlarda çalışan güncel sanatçıları desteklemek üzere 1972 yılında kuruldu. Artists Space’in var oluş nedeni, sanatta deneyimselliği ve güncel kültürde diyaloğu desteklemektir. Platform ve Artists Space’in kurumsal benzerlikleri arasında, yerel sanat ortamlarını değerlendirmek, misafir sanatçı programları ve tartışmalarına yer vermek bulunuyor.
Side by Side at 300m3 ART SPACE, Göteborg
‘Side by Side’
2009.05.08 – 2009.05.31
300m3, Göteborg, Sweden
Opening Friday May 8th, 18-22
Artist talk and performance 19:00
PRESS RELEASE:
As an artist, architect and musician, Cevdet Erek composes and (re)composes his works as ingredients of grand ideas which are materialized through continuous output processes of intermediary products, in forms of performance, moving image, sounds and installations. He proposes the [...]
DIS-EASE
DIS-EASE
6 APRIL TO 28 JUNE
Iziko South African National Gallery
Artists:
Ahmet Ögüt, Chiara Pirito, Cristina Lucas, Erik Olofsen, Fernando Sánchez Cástillo, Francessca Grilli, Im Go Eun, Greg Streak, Guido van der Werve, Jakup Ferri, Kuang Yu Tsui, Marco Pando, Marianne Flotron, Maze de Boer, Meiro Koizumi, Meiya Lin, Michael Blum, Mounira Al Solh, Nicoline van Harskamp, Owen Oppenheimer, Paulien Oltheten, Persijn Broersen / Margit Lukács, Sascha Pohle, Sefer Memisoglu, Siree van der Velde, Sookoon Ang, Zachary Formwalt
The Iziko South African National Gallery is proud to host DIS-EASE: a new generation of video art from the Rijksakademie archives. Taking place from 6 April until 28 June 2009, the video compilation screening reflects on the power of the medium, both in terms of content and articulation, as explored by some twenty-seven artists of seventeen different nationalities.
DIS-EASE was curated by Durban-based artist and curator, Greg Streak, while on a visit to Amsterdam in early 2008. Streak, representing the artist run initiative PULSE, partnered with the Rijksakademie and Bank Gallery, Durban, to produce the show.
Book Preview / Kitap Sunumu

Jeremiah Day / Simone Forti
28 Mart Cumartesi, 17:30
Garanti Galeri – Platform Garanti
Istiklal Cad. no:115A, Beyoglu/Ist., 5. Kat
Geçtiğimiz sene Project Arts Center’da (Dublin, İrlanda) düzenlenen bir grup sergisinden yola çıkarak oluşmaya başlayan bu kitap, farklı dönemlerden gelen ve farklı malzemeleri kullanan; fakat aynı konuyu ve duyarlılığı paylaşan iki sanatçının çalışmalarını belgeliyor. Simone Forti’nin gazetelerdeki günlük haberleri kullandığı doğaçlama performanslarına ve Jeremiah Day’in fotoğraf/alan araştırmalarına odaklanan kitap, hem bir katalog hem de bir sanatçı kitabı niteliğinde. Sanatçı Can Altay ile işbirliğiyle hazırlanan bu kitap, Day’in İstanbul’da üzerinde çalıştığı ana proje niteliğinde.
UCLA’dan (California, ABD) mezun olduktan ve hem sanatla ilgili hem de sanat dışında Los Angeles’da çalıştıktan sonra Day, 2003 yılında Rijksakademie van Beeldende Kunsten’e (Amsterdam, Hollanda) katılmak için Avrupa’ya taşındı. Day’in slide gösterileri, yayınları ve enstelasyonları; fotoğraf, performans ve araştırmanın bir araya getirilmesi ile oluşuyor. Jeremiah Day, işleri 1960′larda Judson Kilisesi’ndeki postmodern danstan, hareket halinde konuşan doğaçlamaların evrimine, ve yazarlığa kadar uzanan Simone Forti’den etkilenmiştir.
Jeremiah Day, Kasım 2008′den beri FONDS BKVB (Hollanda) desteğiyle İstanbul Misafirleri Programı kapsamında Platform Garanti’de misafir sanatçı olarak yer almaktadır.
****
Jeremiah Day
Jeremiah Day / Simone Forti
Saturday, March 28 at 5:30 p.m.
Garanti Galeri – Platform Garanti
Istiklal Str. no:115A, Beyoglu/Ist.; 5th Floor
Developed from last year’s collaborative exhibition at Project Arts Centre (Dublin, Ireland), this book documents the practice of two artists of different generations and mediums, but with shared subject matter and sensibility. Focussed on Simone Forti’s improvisational performances working with stories from the daily news, and Jeremiah Day’s photo/site investigations, the book is part catalogue, part artist’s book. In addition to working collaboratively with Can Altay, this book has been Day’s major project while here in Istanbul.
After graduating from UCLA and working in Los Angeles both in and out of the art context, in 2003 Jeremiah Day moved to Europe to attend Rijksakademie van Beeldende Kunsten. Day’s slide-shows, publications and installations combine photography, performance and research, and are critically informed by his experience working with an artist of an earlier generation, Simone Forti, whose practice has spanned from the origins of post-modern dance at Judson Church in the early 1960′s, to the evolution of her moving-speaking improvisations, and increasingly as a writer.
Jeremiah Day, current resident at Platform Garanti supported by FONDS BKVB (The Netherlands) since November 2008.
Gijs van Oenen: Mimarlık, Güvenlik ve İnterpasivite
“Disiplinlerötesi” Konferans Dizisi – 10:
2 Nisan, Peşembe, 17:30
İTÜ Mimarlık Fakültesi (Taşkışla-Taksim) Salon 109
Garanti Galeri-Platform Garanti’nin ortaklaşa düzenlediği “Disiplinlerötesi” konferans dizisi Gijs van Oenen ile devam ediyor. İTÜ Mimarlık Fakültesi işbirliğiyle 2 Nisan Perşembe günü saat 17:30’da gerçekleştirilecek konferansın başlığı Mimarlık, Güvenlik ve İnterpasivite.
Güvenlik, günümüz toplumlarının en önemli kaygılarından biri. Gijs van Oenen bizim için bu kaygının adeta bir takıntı haline nasıl ve neden geldiğini anlatıyor. 1980’lere kadar güvenlik görece daha az dert edilirdi. Ancak topluma yönelik dış tehditler, özellikle de nükleer santralların oluşturduğu tehlike, güvenlik konusunu gündeme taşıdı. 1980’lerin ortasında ise ‘risk toplumu’nun ortaya çıkışıyla güvenlik, hızla toplumsal ve politik bir anahtar kavrama dönüştü. Bu dönüşüm, suç korkusu ve özellikle ekonomik, toplumsal ve teknolojik ‘riskler’in farkındalığındaki artışa bağlıydı. Toplumun artık ‘kontrol’ edilmesi gerekiyordu. Ne var ki katı devlet kontrolü, özgürlükçü yurttaşlık, demokratik katılım ve interaktif politikalar gibi güncel kavramlarla pek de örtüşmüyor. Güvenliğin arttırılmasına yönelik arzunun tetiklediği savunmacı önlemler yeterli bir yurttaşlık yapısının zayıflığına işaret ediyor. Bu çelişki, yurttaşlık yapısı ve politikada interaktiviteden interpasiviteye olan geçişle açıklanabilir. Özgürlükçü yurttaşlık yapısının gerektirdiği sorumlulukların altında ezilen insanlar, bir kısım sorumluluklarını, dışarıdaki kurumların düzenleme ve tasarım hizmetlerinden yararlanarak karşılama eğilimindeler. Politik ve yasal müdahalelerin yanı sıra toplumsal normları aştığımız her an, fiziksel ya da elektronik olarak bizi yönlendiren veya kısıtlayan yeni tip çevresel tasarımlar aracılığıyla gözetim ve denetime maruz kalıyoruz. İşte bu, ‘kontrol toplumunun’ yeni biçimi olacak.
Gijs van Oenen Hollanda, Rotterdam Erasmus Üniversitesi, Felsefe Bölümü’nde pratik felsefe dersleri veriyor. Amsterdam Üniversitesi’nde siyasal bilgiler eğitimi ve 1994 yılında hukuk felsefesi doktorası aldı. Erasmus Üniversitesi’nin yanı sıra Amsterdam Üniversitesi, Leiden Webster Üniversitesi ve Rotterdam Mimarlık ve Kentsel Tasarım Akademisi’yle de çalışmalar yaptı. 1959 yılında doğumlu Oenen Hollanda Bilimsel Araştırma Örgütü (NWO) tarafından desteklenen Interpassive metal fatigue isimli araştırma programının yürütücüsüdür.
Konferans İngilizce’dir, simultane çeviri vardır.
Gijs van Oenen Konferansı Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu tarafından desteklenmektedir.
“İstanbul Next Wave” (Radikal Gazetesi)
DİLAY YALÇIN
BERLİN – Avrupa’da düzenlenen en büyük Türk sanatı sergisi ‘İstanbul Next Wave’, Berlin’de üç mekanda açılışını yaptı. Akademie der Künste’nin Tiergarten’daki binasında kurulan ‘Eleştirel Sanattan Kesitler’ sergisi Altan Gürman, Bedri Baykam, Halil Altındere, Şükran Moral, İrfan Önürmen ve Balkan Naci İslimyeli’nin kariyerlerinin başından beri yaptıkları eleştirel işlerden örneklere yer veriyor. Şükran Moral’ın ‘Çaresizler’ videosu, Bedri Baykam’ın ‘Demokrasinin Kutusu’, Altan Gürman’ın montaj ve kompozisyonları ile Balkan Naci İslimyeli’nin ‘Tuhaflıklar Ülkesi’ serisi sergilenen işler arasında yer alıyor.
12 Kasım’da açılan ‘İstanbul Next Wave’in en ilgi gören işlerinden biri de Tiergarten’daki sergi binasının önünde yer alıyor. Halil Altındere polislerle üçüncü çalışması olan ‘The Monument of Direct Democracy’ işi için bir Alman polis arabasını ters çevirmiş. Altındere’nin daha önce de İstanbul Bienali ve Open Source Amsterdam’a önerdiği fakat bürokrasi yüzünden kabul edilmediğini söylediği işi için Berlin eyaleti başbakanı Klaus Wowereit araya girmiş.
‘Kendi korkularınızla yüzleşin!’
Altındere basın toplantısı sırasında yurtdışında sergilerde yer almak için “Belli bir dil bekleniyor ve bu dil oryantalist bakış açısını gerektiriyor” dedi. Sanatçı burada sergilenen işi için “Bu işi iki düşünceyle yaptım. Hem bu beklentiler karşısında gardınızı almanız gerekiyor. Bir yandan da Batılılar’ı kendi korkularıyla yüzleştirmek gerekiyor” diye konuştu. Almanya’da sanat dünyasında şu sıralar en çok konuşulan sergilerden olan ‘İstanbul Next Wave’in ‘Eleştirel Sanattan Kesitler’ adlı bu ayağı, 17 Ocak’a kadar görülebilecek.
Kadınlardan, kadına dair
Beral Madra’nın küratörlüğünde hazırlanan ‘Ayaklarımın Altında Cenneti Değil, Dünyayı İstiyorum’ sergisi, Türkiye’nin 17 tanınmış kadın çağdaş sanatçıyı bir araya getiriyor: Yeşim Ağaoğlu, Gülçin Aksoy, Nancy Atakan, Atılkunst (Gülçin Aksoy, Yasemin Nur Toksoy, Gözde İlkin), Nazan Azeri, İpek Duben, Nezaket Ekici, Gül Ilgaz, Gözde İlkin, Cemile Kaptan, Şükran Moral, Neriman Polat, Necla Rüzgar, Gülay Semercioğlu, Nalan Yırtmaç. Serginin mekanı ise Berlin’in en merkezi yerlerinden Paris Meydanı’ndaki Akademie der Künste’nin sergi alanları.
Sergi salonunun girişinde Gül Ilgaz’ın ‘Mücadele (Athena) adlı fotoğraf çalışması karşılıyor izleyiciyi. Ilgaz’ın Athena tapınağındaki bir kabartmadan bir kadın fotoğrafı montajladığı çalışması, aynı zamanda ‘İstanbul Next Wave’ etkinliğinin genel afişinde ve katalog kapağında kullanılmış. Akademie der Künste’nin kafe bölümündeki duvarlarda ise Atılkunst sanatçı grubunun ‘Hatasız kunst olmaz’ gibi komik afişleri dikkat çekiyor. Almanya’da tanınan performans sanatçısı Nezaket Ekici ise iki yıl önce Ayasofya Müzesi’nde yapmak isteyip izin alamadığı, geçen nisan ayında Almanya’da bir müzede tavandan başaşağı sarkarak gerçekleştirdiği performansının videosuyla sergiye katılıyor. Aynı zamanda şair olan Yeşim Ağaoğlu’nun üzerinde şiirler yazılı buruşturulup atılmış kağıtlardan oluşan yerleştirmesi, Şükran Moral’ın ‘Galatasaray Hamamı’ videosu ile Gülçin Aksoy’un ‘Burma Bilezik’ yerleştirmesi sergide izleyicinin ilgisini çeken işlerden.
————————————————————————————–
15/11/2009 01:28
İstanbul ve Berlin belediyeleri arasındaki ‘kardeş şehir‘ ilişkilerinin 20. yılı vesilesiyle Berlin’de düzenlenen ve üç sergiyi kapsayan ‘İstanbul Next Wave’, şimdiye kadar şahit olduğumuz en manalı ‘kardeş şehir’ etkinliği. Sergiler vesilesiyle Türkiyeli sanatçılar Berlin’e çıkarma yaptı
ERKAN AKTUĞ
BERLİN – Hikayeden ‘kardeş şehir’ etkinlikleri çok görmüştük, demek ki manalısı da oluyormuş. İstanbul ve Berlin belediyeleri arasındaki ‘kardeş şehir’ ilişkilerinin 20. yılı vesilesiyle Berlin’de düzenlenen ve üç sergiyi kapsayan ‘İstanbul Next Wave’, şimdiye kadar şahit olduklarımızın en manalısı. Bu işe para koyan İstanbul ve Berlin belediyelerine, önayak olan kişi ve kurumlara şapka çıkartıyoruz buradan.
‘İstanbul Next Wave’, resmen Türkiye sanatının Berlin’deki gövde gösterisi. Zira hem sergiler iyi hem de sergilerin açıldıkları mekanlar Berlin’in tam kalbinde yer alıyor. Bugüne kadar Türkiye’yle ilgili yurtdışında açılan en büyük koleksiyon sergisi ‘İstanbul Modern-Berlin’e Berlin’in en havalı uluslararası sergi mekanı Martin Gropius-Bau ev sahipliği yapıyor. Türkiyeli kadın sanatçıların gövde gösterisi yaptığı Beral Madra küratörlüğündeki ‘Ayaklarımın Altında Cenneti Değil Dünyayı İstiyorum’ sergisinin açıldığı Akademie der Künste’nin (Sanat Akademisi) Pariser Platz’daki (Paris Meydanı) şahane binası, Berlin’in simgelerinden ünlü Brandenburg kapısının hemen dibinde konumlanan, özellikle gençlerin uğrak yeri capcanlı bir mekan. Politik işlerin yer aldığı ‘Eleştirel Sanattan Altı Kesit’ sergisi de Berlin’in bir başka simgesi ünlü Zafer Anıtı (Siegessaule) yakınındaki Akademie der Künste’nin sanat okulu Hanseatenweg’de açıldı.
Teklif onlardan
Berlin’in bu çapta bir Türkiye sanatı çıkarmasına kucak açmasındaki en önemli etken, teklifin Almanya’nın kültür-sanatına yön veren Akademie der Künste’den (Sanat Akademisi) gelmesi. 1783’te kurulan ve köklü bir geçmişe sahip Akademie der Künste’nin böyle bir kararı almasında ise kurumda yaşanan değişim etkili olmuş. 250 bini Berlin’de olmak üzere üç milyondan fazla Türkiye kökenlinin yaşadığı Almanya’daki Türkiye gerçeğini sonunda kabullenen kurum, oradaki Türklere ulaşmak için çeşitli faaliyetler yapmaya karar vermiş. ‘Açılım’ için de Berlin-İstanbul ‘kardeş şehir’ ilişkisinin 20. yılı hedef alınmış ve çalışmalar Almanya’da yaşayan Çetin Güzelhan koordinasyonunda iki yıl öncesinde başlatılmış. İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu’nun ‘açılım’ konusundaki yorumu şöyle: “Almanların karar alması zordur. Kararı alana kadar çok düşünürler. Ama karar alındıktan sonra gerisi kolaydır, en iyisini yapmak için çalışırlar. Bu kez, bizi merkeze aldılar.”
Üstelik sergilerin, dünyanın ilgisinin Berlin’de olduğu bir döneme denk getirilmesi de ayrıca önemli. Her üç sergi de Berlin’de yapılan MTV Avrupa Müzik Ödülleri töreni, U2’nun Berlin Duvarı’nda verdiği konser ve dünyadan 32 devlet başkanının katıldığı Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yılındaki görkemli kutlamaların hemen akabinde açıldı. Açılış vesilesiyle Türkiyeli sanatçılar Berlin’e çıkartma yaptı. Bedri Baykam’dan Balkan Naci İslimyeli’ye, Handan Börüteçene’den Halil Altındere’ye, Nazan Azeri’den Gül Ilgaz’a herkes Berlin’deydi.
Berlin, son yıllarda Avrupa’da sanatın yeni çekim merkezlerinden biri. Duvarın yıkılışının ardından eski görkemli binalar hızla yenilenirken bir yandan da yıldız mimarların elinden çıkma ‘havalı’ modern binalar yükseliyor. Şehirdeki şantiye hali, önceki yıllara göre azalsa da devam ediyor.
………
Kendiliginden; Milyonda bir – Uygar Ozel
images of works
1, untitled, colored photo, 2003, izmir
2-3, untitled, video-still, 2005, amsterdam the netherland
uygar ozel
yenisehirmektupculari
yenisehirmektupculari.blogspot.com

Torre Muntadas, El Prat de Llobregat, 2008
Collective Project with Aylin Kuryel and Bob Pannebakker
Towards the end of the Ottoman Empire a new genre of literature appeared: Şehir Mektupçuları, meaning people writing letters to -or about- the city, City Lettrists. This genre consisted of writings about the city, its habits and characteristics, everyday life in the streets and moralistic behavioural rules to follow. It emerged at the same time as the Europeanization started to be a significant concern in the society and the influence of European culture became a more active cultural dynamic. Şehir Mektupçuları have written about urban life and culture especially in Istanbul, mostly comparing it to their beloved European cities. The general climate of their writings was based on the idea that Istanbul is still in a slow development process whereas European cities have already moved along in the path of modernization. While everything was ordered in European cities, in Istanbul it was very likely that your eye will get hurt by the umbrella of an irresponsible person or your shoes will become muddy while walking on premodern roads at an ordinary rainy day. This genre disappeared in 70’s.

In this international art project, we are collecting signs of urban culture and existing codes in public space, by making thematic photo series of daily life details ranging from street art, wall writings, lost shoes, street poles, nationalist items and icons in public space, empty houses, stickers of bug extermination companies and so on. Next to this, we collect sound fragments from different districts, create alternative visual and auditory city maps, write provocative letters to authorities and make interactive street walks and performances.
The project consists of four different ways of manipulating and experimenting the cities: The first one includes thematic photographs of daily urban life details to create different portraits of the cities apart from the stereotypical, cliché and touristic ones. These details were exposed as thematic pairs of repetitive phenomena from both cities. Images are either communicating thematically or creating conflicts between them. The second part of the project is to capture the most typical sounds of the cities to create a video composed of still images. In the interactive part of the exhibition, the audience can send postcards designed by the group to the randomly selected citizens. And last, “Yenisehirmektupculari” does interventions placing the most conspicuous images from one city to another in order to achive the “Istanbulization” of “El Prat and El Pratization of Istanbul or Istanbulization of Amsterdam and Amsterdamization of Istanbul.


postcard example from el prat de llobregat

El Pratization of Istanbul

Istanbulization of El Prat
Collaborations 2008
Can Xalant Residency in Collaboration with Platform Garanti
September 7- October 12 2008
Erkan Ozgen was born in Derik, Mardin in 1971. He graduated from the University of Cukurova, Department of Painting. He lives and works in Diyarbakir.
Erkan Ozgen is interested in political and social issues. He believes that the language of art can play an active role in social processes. His works are influenced by his experience of living in the problematic city of Diyarbakir, in the south-west of Turkey, where the cultural relationship between the Turkish and Kurdish communities is intense. Erkan uses video and photography as a tool to show his resistance to constrictions and contradictions, as well as a strong sense of denial that form political and military power in contemporary Turkish society. He often confronts the problem of attempting to define an identity for those living in dislocated border towns, or for strangers who live in foreign countries, as we can see in his two last videos Robben and Origin, both shot in 2008. In order to understand the practice of Ozgen, it is important to mention his participation both as an artist and organiser in the workshop Here as the Centre of the World, between 2006 and 2007, in which six artists from six different cities (Beirut, Damascus, Diyarbakir, Enschede, Khartoum and Taipei) shared their reflections about the architecture, the social history, and the current issues pertaining to the cities that they came from.
In 2008 Erkan Ozgen participated in Can Xalant-Center for Creating and Contemporary Thought Residency Programme. His works were shown in Beyond Paradise, Stedelijk Museum Bureau, Amsterdam, 2008; The New York Arab and South Asian Film Festivals, New York, 2008; Article 23, Galerija Skuk, Ljubljana, 2008; Catching Breath, Kunsthalle Basel, 2008; Destroy Athens, 1st Athens Biennial, 2007; and No Future, Bloomberg Space, London, 2007.
Masa @ Kunstvlaai 7
Kunstvlaai, 1997 yılından itibaren Amsterdam’da, Sandberg Institute tarafından eski bir gaz fabrikası olan Westergasfabriek’de düzenlenen alternatif bir sanat fuarı. Ticari galeriler için düzenlenen KunstRai’ye alternatif olarak, sanat fuarlarında kendine yer bulamayan sanatçı inisiyatiflerinin, her yıl toplanıp sunumlarını ve deneyimlerini paylaştığı bir platform olayı hedefliyor. Hollanda merkezli bir oluşum olmasının yanında, her sene farklı ülkelerdeki alternatif oluşumları da sunum yapmaları için davet ediyorlar. Bu yıl konuklar Çin ve Türkiye’ydi. Kunstvlaai 7 ye İstanbul’dan diğer sanatçı inisiyatifleriyle birlikte MASA’da davet edildi ve bir sunum gerçekleştirdi.
pluversum 2006-12-24 23:00:00
AMSTERDAM 12-14 ARALIK Aralık’ta Amsterdam bir törenden ötekine koşuşturan Türkleri ağırladı.Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ve ona eşlik eden heyet, Dam meydanındaki Niewue kilisesinde düzenlenen İstanbul, Şehir ve Sultan …




