David Brooks, Greater New York. David Brooks, Greater New York sergisi için yağmur ormanını müzenin iç mekanına taşıdı. Bu küçük ormanı ‘korumak’ amacıyla üzerine çimento dökerek organik oluşumu kalıplaştıran, sabitleyen sanatçının çalışması, çevreyle ilgili tutumumuzu sert bir şekilde eleştiriyor. Çimentonun altında kalan bitkilerin yavaş yavaş ölecek olması, bu yerleştirmenin geçiciliğine dikkat çekiyor. Çimentoyla doğanın arasındaki ilişkiyle yüzleşmek [...]
Erdem Helvacıoğlu ile Türkiye’deki İlk Kalıcı Ses Enstalasyonu Üzerine
NOA’nın Galata’daki Ali Hoca Binası’nda yer alan enstalasyon bina girişine yerleştirilen bir laptop, kamera, ekran ve 6 hoparlörden oluşmakta.
erhan şermet, i̇şaretler
Fotoğrafçının İşaretler olarak tanımladığı serinin benim için neyi temsil ettiğini tanımlamakta zorlandım. Bu işaretler içleri boşaltılmış simgeler miydi yoksa fotoğrafçının da altını çizdiği gibi ‘bizden bağımsız’ izler miydi? Şermet’in işaretlerinde evrensel bir altmetinden çok kişisel bir ifade, dünyayla kurulan bir ilişki görüyorum. Şermet’in sokakta yürürken neler düşündüğünü, neden belli ‘işaret’lere yoğunlaştığını merak ediyorum. İnsanlar olmadan [...]
Fotoğraf(çılık) ve Eleştiri Üzerine
Bir senedir BoltArt.net’in fotoğraf projeleri üzerinde çalışıyorum. Yeni bir yayının genç bir editörü olarak, yaklaşık otuz beş fotoğraf projesi yayınladıktan ve birçok farklı fotoğrafçıyla muhattap olduktan sonra, fotoğrafla ve fotoğrafçılıkla ilgili eleştirel bir platform yaratıp yaratamadığımızdan hala emin değilim. Peki ben neden hala fotoğraf üzerine yazmaya devam ediyorum? Bu yazı aracılığı ile fotoğrafla eleştirinin arasındaki [...]
suna no onna (1964)
Kōbō Abe’nin 1962 tarihli kitabını sinemaya uyarlayan Hiroshi Teshigahara’nın Suna No Onna’sı, sürreallikle gerçeklik arasında gidip gelen bir film. Junpei Niki (Eiji Okada) adlı entomolojist kum tepelerinin olduğu bir bölgede bir böcek türünü bulmaya çalışmaktadır. Şehre dönen son otobüsü kaçırdığında, oradaki köylüler, geceyi köyde geçirmesini, ertesi sabah otobüse binebileceğini söylerler. Şaşkınlık içinde bu misafirperverliği kabul [...]
pike loop, storefront for art and architecture, nyc
1982 yılında kurulan Storefront for Art and Architecture, sanat, mimari ve tasarımı bir araya organik bir şekilde getiren projeleriyle New York’un hızla değişen kültürel çehresinde önemli bir yere sahip. Kar amacı gütmeyen bu organizasyonun mekanı SoHo’nun merkezinde yer alıyor. Mekan dışarıya açıldığından, bir cepheden çok sokakla iç mekanın arasındaki ayrımı kaldıran, dışarıdakileri içeriye davet eden, [...]
tayfun serttaş ile söyleşi: bir şamdan sayesinde tarih, şehir ve sanat üretimi üzerine
“Yer Kavgası”, Tayfun Serttaş’ın Galata’daki bir otoparka yerleştirdiği salon şamdanı bağlamında günümüz koşullarında sanat üretimi, kent ve mutenalaşma olgularını sorguluyor. Sanatçının kişisel deneyimlerinden damıtılmış özel bir alandan, kamusal alana yönelen proje, P1’in pilot bölge olarak konumlandığı yer olan Galata, daha genel anlamda ise kent ve sanat ilişkisine duyarlı herkese bir şeyler söylemeye odaklı.
devam
robert frank metropolitan’da
Robert Frank’in ‘The Americans’ projesi, 20. yüzyıl görsel hafızasını şekillendiren fotoğraflardan oluşuyor. İlk defa 1959′da yayımlanan ‘The Americans’ın 50. yıldönümünde Robert Frank’in bu unutulmaz kitabına dikkat çekmek için düzenlenen sergi, Washington’daki National Gallery of Art tarafından organize edildi. Metropolitan’ın üç galeride sergilediği ‘The Americans’ fotoğrafları, projeyi bir çerçeveye oturtmak için kullanılan belgeler ve duvar metinleriyle [...]
engin güneysu: varlıkla yokluk arasında
gallery
Engin Güneysu’nun fotoğraflarına ilk baktığımda hissettiğim derin bir üzüntüydü. İnsan fotoğraflarına bakıyordum ama bir şekilde o insanları görmüyordum, fotoğraflar portreden çok peyzaj resimleriydi sanki. Şehir, bireyleri bastırıyor, içine alıyordu, insan figürleri şehrin bir parçası haline geliyordu. Bu yüzden de bu fotoğrafları belli bir kategoriye koyamıyorum, sanki ortak noktaları konudan çok ifade ettikleri. Fotoğraflardaki insanlar da [...]
zsar chankian: gerçeküstü sıradan anlar
gallery
Sanatçının ‘Cebir’ olarak tanımladığı bu fotoğraf projesi, siyah-beyaz fotoğrafçılığın şekil, ışık ve kompozisyonu öne çıkarma özelliğini kullanarak gündelik hayattan detayları soyutlaştırıyor, yabancılaştırıyor.
levent kopuz: kusursuz hayranlık
gallery
Levent Kopuz’un BoltArt’la paylaştığı bu ikinci projenin arkasında iki çelişen güdü olduğunu düşünüyorum. Birincisi, fotoğraf karesini kontrol etme ve düzenleme isteği. Bu, çoğu fotoğrafçı için adeta içgüdüseldir, her an, her görüntü, kusursuz bir fotoğrafa dönüştürülebilecek potansiyel birer durumdur. İkinci güdü ise sonsuz bir merak, şaşkınlık, hayranlıktan kaynaklanıyor. Yukarı doğrultulmuş objektif, çocuklara özgü sınırsız gözlemciliğe işaret [...]
sina demiral: işte o kız
gallery
Sina Demiral’ın fotoğraflarının moda fotoğrafçılığıyla aynı görsel dili paylaştığı kuşku götürmez. Demiral’ın moda fotoğrafçılığını bir adım öteye götürüp süjeleriyle arasındaki mesafeyi yok ettiğini düşünüyorum. Fotoğrafçı, sanki bu kareleri ‘yakalamış’. Şehir hayatında her gün yaşadığımız, yabancıları izlerken duyulan hayranlık ya da bir anlığına kurulan kişisel bir bağı, bir bakışı, bu fotoğraflarda yakalamış Demiral. O ‘an’ları fotoğraflarla [...]
özgür çakır: şehirde bireysellik
gallery
Özgür Çakır’ın fotoğrafları, İstanbul’un sokaklarında yakalanmış ‘an’lar olarak okunabilir. İstanbul’un o hüzünlü haline işaret eden insanları fotoğraflayan sanatçı bir ‘belgesel fotoğrafçısı’ olarak görülebilir. Ben bu fotoğraflarda sanatçının kendisini görüyorum. Diğer bir deyişle, her kare sanki bir oto-portre. Bu portreler yakalanmamış, yaratılmış. Hepimizi sarmalayan şehir dünyasında bu portreleri yaratmak, sanki bu bireylerden çok sanatçının kendisi hakkında [...]
Sina Demiral: İşte O Kız
Sina Demiral’ın fotoğraflarının moda fotoğrafçılığıyla aynı görsel dili paylaştığı kuşku götürmez. Demiral’ın moda fotoğrafçılığını bir adım öteye götürüp süjeleriyle arasındaki mesafeyi yok ettiğini düşünüyorum.
Özgür Çakır: Şehirde Bireysellik
Ben bu fotoğraflarda sanatçının kendisini görüyorum. Diğer bir deyişle, her kare sanki bir oto-portre. Bu portreler yakalanmamış, yaratılmış.