Viewing 1 to 20 of 22 items
Archive | Hafriyat Karaköy RSS feed for this section

Sokak Sanatları

15 Haziran, 2007 – 15 Temmuz, 2007


Sokak Sanatları

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

SOKAK SANATLARI

Ülkemizin ayrıksı sanat topluluğu Hafriyat’ın Karaköy’de açtığı Çeşitli Sanatlar Alemi, sokak sanatçılarının “Müdahale” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Şehrin sokakları her geçen gün daha da çok sokak sanatı ile kaplanırken, Hafriyat Karaköy sokağı galeriye sokuyor.

Hafriyat ameleleri, şimdi de güncel sanat sahnesi ile sokağın özgür yaratıcıları arasında bir köprü inşa ediyor. Şablon, duvar resmi, grafiti, sticker, afiş ve fanzinler hak ettikleri şekilde birer sanat ürünü olarak sergileniyor.

Duvar İşçileri: 2/5 BZ, Ali Demirel, Ari Alpert, Atılkunst, Bonan, Bora Akıncıtürk, Caner Duyar, Cins, Cype, DasMetal, Deniz Örnek, Dilemma, Ekstramücadele, Esat Başak ve Tampon, Flypropaganda, Fransizka Schaum, Gökçe Sümerkan, İlhan Sayın, Kırdök, Kop-Art, Leo, Met, Murat Başol, Onur Uyar, Özgür Özersin, Pars, Rad, S.E.T. (Perşembe, Bob Actor a.k.a. ECA, OnstOn, Cem Kadir PULAN, Süleyman Zafer HANDAN, Hüseyin UĞUR, Ozitras, Fantom, Sesver, Narkız), Sedat Türkantoz, Solucan, Tab, Tetik, Turbo, Upsaki, Wyne…

 


Comments Off

Alternatif Seçim Afişleri

17 Temmuz, 2007 – 30 Temmuz, 2007


Alternatif Seçim Afişleri

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

ALTERNATİF SEÇİM AFİŞLERİ

Hafriyat Karaköy üçüncü sergisini Alternatif Seçim Afişlerine ayırıdı. Ressam, yazar, çizer ve tasarımcıların, Türkiye’nin ajandasındaki en önemli olayı, seçimleri, bugünü, geçmişi ve geleceğiyle ele aldıkları çalışmalarından oluşan sergi 17 Temmuz da açıldı..

Alternatif seçim afişleri, sokak sanatçıları ve grafiticilerin bir önceki sergi için Hafriyat Karaköy’ün duvarlarına yaptıkları müdahalelerin üzerine asıldı. Böylece tıpkı seçimler sırasında sokaklarda karşılaştığımız gibi alt alta, üst üste afişlerle ve bol imgeyle dolu bir sergi oldu.

Pek çok sanatçı, tasarımcı ve yazar serginin seçimlerle aynı zamanda olmasından kesinlikle faydalanarak politikada neyi sevip neyi sevmediklerini, bu hayattan neyi isteyip neyi istemediklerini, siyasetin nasıl olması ve nasıl olmaması gerektiğini alternatif seçim afişleriyle ifade ettiler. Sergi kapsamında afişleri görülebilindiği gibi, kurulan sandıkta istediğiniz / istemediğiniz adaylar için oy da kullanılabilindi.

 


Comments Off

Dünyayı Yesen Doymazsın

7 Eylül, 2007 – 7 Kasım, 2007


Dünyayı Yesen Doymazsın

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

10.Uluslararası İstanbul Bienali Özel Projesi

Hafriyat üyelerinin katılımıyla,üç katta,her katta ayrı bir konu,bu konular arasında bir ilişki üzerine kurulmuş bir sergi.Çeşitli malzemeler,çeşitli boyutlar,çeşitli sesler.

Katılanlar: Antonio Cosentino//Hakan Gürsoytrak//İrfan Önürmen//Tan Cemal Genç//Banu Birecikligil//Nalan Yırtmaç//Fulya Çetin//İnci Furni//Nerimen Polat//Extramücadele//Juan Botella Lucas//Atılkunst//Mustafa Pancar//Nazım Dikbaş


Comments Off

Allah Korkusu

10 Kasım, 2007 – 2 Aralık, 2007


Allah Korkusu

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

HAFRİYAT KARAKÖY’DE

ALLAH KORKUSU AFİŞLERİ SERGİSİ

Allah Korkusu Afiş Sergisi, 10 Kasım tarihinde Hafriyat Karaköy‘de açılıyor. Sergi, insanlık tarihi boyunca her türlü iktidar odağını, bu odakların çeşitli iletişim yöntemleriyle ürettiği, beslediği, itaatin en önemli araçlarından biri olarak hizaya girmemizi sağlayan korku duygusunu ele alan afişleri bir araya getiriyor.

 

Sergiye katılan çok sayıda grafiker, tasarımcı, ressam, çizer ve yazar Allah Korkusuna: Bireysel olarak vicdanın sesi, Kul’un yaradandan korkusu anlamında Allah korkusu, toplumsal olarak hızla muhafazakarlaşan ve daha milliyetçi bir köşeye sıkışan uluslarda Allah korkusu, küçülen dünya ve global ekonomi içinde Allah korkusu ve Allah korkusuna direnme mekanizmaları gibi farklı boyutlardan yaklaşıyor.

 

 

 

 

 

 

 


Comments Off

Tatlı İtaat

14 Aralık, 2007 – 10 Ocak, 2008


Tatlı İtaat

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

Biz karşılaşmalar, bulaşmalar düzenliyoruz. Çalışmalarımız düzenli ve sınırsız bir adlandırma, sıfatlama, çözümleme, karşılaştırma, sayma, değerlendirme çabasından temelleniyor ve « totoloji »ye varıyor.

 

Her türlü denetimden kaçan, yeni efsaneler, yeni ideolojiler yaratma olanakları sunan, yeni imgelem dünyaları fışkırtan bir mekân üzerine çalışıyoruz.

 

Geçmişin günümüzü aydınlatmadığı bir Geleceği yeniden yaratmayı olanaklı kılan bir mekân arıyoruz. « Gösteri toplumunun » bir biçimde sonunu imgelemeye çalışıyoruz.

 

Gerçeği yakalamanın yollarından birinin de onu kurgulamak oldugunu biliyoruz. Belirli bir durumun kurgu katsayısını yoğunlaştırıyoruz. Böylece oyunun kuralı, gerçeği görünür kılmak oluyor. Bütünüyle kurmaca/hayal ürünü bir yerdeyiz.

 

Günümüzde « hız » kavramı yeniden sorgulanmalıdır. Bu sergiyle, anlatı zaman ve mekanıyla ilgili geleneksel algımızı sarsan bir manzara yaratarak sorguluyoruz. Burada geniş spektrumlu, izleyicinin anlatı boyutunu özel bir çizgiyi izleyerek algıladığı bir sergi kurguladık.

 

Bu sergi, seyirci ile gördüğü şey arasında ilişkinin sorgulanması yoluyla izleyicilik halinin, her bir öğenin düşünsel sıçramalara yol açabileceği anlatımsal bir mekan ya da anlatımsal bir mimari kurgusu yoluyla ise çizgisel anlatının aşılması niyetidir.

 

Bu sergide çok sayıda zamansal ve mekansal değişken mevcuttur; amacımız duyusal, ritmik ve görsel düzeylerdeki farklı  zamanlamaların bir arada kurgulanmasıyla, yeni anlamların ve yeni kesişmelerin oluşumunu deneyimlemektir. Dilin ötesindeki, diyalog ya da kelimelerle desteklenmeye ihtiyaç duymayan yaratıların peşindeyiz (hiçbir zararı olmasa da, dil yaratının evrenselliğini ister istemez kısıtlar). Dilsel olmaktan çok görsel bir anlatıdan doğan, keşfedilecek bir alan açılır mı merakıyla.

 

 

 


Comments Off

Münferit

18 Ocak, 2008 – 9 Şubat, 2008


Münferit

None

None

None

None

None

Münferit Bir Etkinlik

İnsan unutkan ama aynı zamanda hatırlama yetisi olan bir varlık. Neyi unutup neyi anımsadığı onun içinde yaşadığı zaman ve bağlamla doğrudan alâkalı. Yani bir anlamıyla bellek tamamıyla ideolojik/siyasal bir yatırım alanı. Geçmişinizden bugüne neleri taşımak isteyeceğinize bağlı bir olgu. Bellek acı’nın belleğidir daima. Acı’nın kuyusudur. İnsan’ın unutamadığı şeyler, olaylar, acı eşiğine nelerin yer ettiğine bağlı. Başkasının acısına bakma ve ona ortak olma çabası ise günlük yaşamımızda vereceğimiz kararlar ve tercihlerle şekilleniyor. Neleri hafızamızda tutmamız gerektiği sorusuyla en acı biçimiyle Hrant Dink’in katledilmesinin ertesinde karşı karşıya kaldık. Yüz binleri ayağa kaldıran bu cinayet -belleğimizden deneyimle- münferit bir cinayet değildi. Onyıllarla ifade edilebilecek bir soykütüğe sahipti. Münferit nitelemesi üzerine şekillenen devasa bir tarih vardı ardımızda bıraktığımız.

 

Geçmiş ama hangi geçmiş? Bellek ama hangi bellek? Kolektif bellek, kolektifliği tarif etmekle meydana gelen bir şey. Her toplumsal grup veya sınıf kendini bir geçmişe ve kökene dayandırdığına göre her kesim kendi acı’sının saklı olduğu geçmişi akılda tutar ve sürekli güncelleştirir. Yani kolektif bellek dediğimiz şey kendinizi dahil ettiğiniz bağlama ilişkin bir şeydir; çarpıtılmaya müsait bir alana dönüştürülebilir. İktidara endeksli medyalar tarafından üretilen görsel-işitsel imgelem bombardımanı altında kolektif bellek askıya alınabilir ne de olsa. Dolayısıyla  yarına sorunsuzca uyanmak adına unutma’nın ustası ve de mahkumu olarak  günümüz insanı bellek konusunda sorunludur. Anımsar ama emin olamaz: veya öyle anımsamıştır.

 

Hrant’ı yitirdiğimiz tarihe atfen 19 Ocak Kolektifi adı altında şekillenen oluşum geçmişin, sesi kısılmış geçmişin, taleplerini kendi duyarlılığı içinde hissedip, günü karartan ve geleceği umutsuzlaştıran sıkıntı evrenine karşı karartılmış bir tarihin içinden sanatın, siyasal alan, bellek ve tarih ile kesişme olasılıklarını genişletip, oluşturulmuş yapay ayrımları da geçersizleştirme gayretiyle çalıştı aylar boyunca. Gruba dahil olan insanlar, sanatçılar, yazarlar ortak belleklerini sorgulanabilir, hesap sorulabilir bir sürece sokmaya karar verdiler. Çalışma aşağı yukarı 25-30 yıllık bir geçmiş üzerinde şekillendi. Ve acıların ortak kaynağı belliydi neredeyse. İnsanlar bu ülkenin dört bir yanında değişik kaynaklardan gelen ama aynı mantık üzerine şekillenen şiddetin hedefi olmaktalar.Ölümler, öldürmeler ya da kaybettirmeler zinciri “münferit” olaylar adı altında toplumu şiddet ile denetim altında tutmanın yolu olarak kullanılıyor. 19 Ocak olarak biriken enerji şimdi’nin, bugün’ün günün yeteri kadar karartıldığına (delil karartma gayretleri unutulmasın), sürekli münferit sıfatına havale edilen gerçekliğin tartışmaya açılması gerektiğine inanmakta.

 

Cinayet”ten yol alarak Türkiye’de son 27 yıllık geçmişinden yani 12 Eylül askeri darbesinden bu yana, devletin yetkili ağızlarının manipülasyon amaçlı olarak sıkça başvurdukları klişe bir ifade münferit. Tek tük rastlanan olay/durum gibi bir sözlük anlamına sahip olan sözcük yaşanan yaralıyıcı olayları bireysel sapkınlıklar şeklinde açıklar, siyasal cinayet tarihinin üzerini örter, tepkileri hafifletmeye çalışır ve yapısal açıklamaların kapısını kapatır. Münferit olarak paketlenen olayların soykütüğünü bütün saçaklarıyla ortaya çıkarmak elbette ciddiyet ve emek isteyen bir başka çalışmada ele alınabilir. Gerçekleştirdiğimiz alçakgönüllü ölçeğe sahip etkinliğin amacı ise katilleri halen aramızda yaşayan ve neredeyse tamamını fail-i meçhul olarak değerlendirebileceğimiz cinayetleri hatırda tutmak ve Hrant Dink’in yaşamını sonlandırmaya yönelik bu saldırının öncellerini bugüne taşımak, bu cinayetin hiç de tesadüfi veya münferit olmadığını bütün çıplaklığıyla ortaya koymak.. Katilleri bulunamayan bulunsa bile gerisindeki uzantılara ulaşılmayan ve hep meçhule terkedilen cinayetleri hazırlayan siyasal akıl ve korkuya dur diyebilmek. Bunları bugünden geriye doğru  kapkara bir bellek üzerine beyaz puntolarla aydınlatmak ve birbiriyle akraba konumdaki şiddet makinalarından çıkıp bir ağ oluşturduğunu gösterebilmek. Yayılarak büyüyen nefret söylemi ve linç kültürü, faşizan saldırıların meşrulaştırılmış dayanakları olarak gündelik hayatı işgal etmekte. ‘Doğal ve demokratik’ tepkiler olarak görülüp kimilerince takdir gören yapılaşma,  Hrant Dink ve sonrasında gerçekleşen  nefret cinayetleriyle sokak faşizminin de yolunu açıyor. Bu söylem bugünlerde sınır-ötelerine taşmakta ve savaş tamtamları hergün daha patırtılı biçimde etrafı kaplamakta. Öyleyse bu söylemin gelişmesi süreci zamanla çözülür deyip beklemek yerine, vicdan sahibi her kişinin üstlenebileceği bir sorumluluk olacağı düşüncesiyle bugün’e yönelmek gerekiyor ve bu şekilde akan zamanı durdurmak gerekiyor bir yerde. Çünkü yeterince nefret kin ve düşmanlık ortalığı sarmış bulunuyor.

 

İktidarın ana ve kutsal gövdesine giremeyen ve sürekli dışlaştırılan kesimler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, travestiler, geyler, lezbiyenler, işsizler, göçmenler, mülteciler, Afrikalılar veya herhangi sıradan bir insanın maruz kaldığı şiddet; aynı şekilde mikro iktidar mekanizmaları olarak değişik siyasal örgütlenmelerin şiddetine maruz kalıp meçhule bırakılan bütün cinayetler bu etkinlik çerçevesinde eşit bir mesafeyle ele alındı. Nereden gelirse gelsin sivil yaşama yöneltilmiş şiddete tepki göstermeyi önemli buluyoruz. Önemli olan bu nereden geldiği önemli olmayan şiddete her koşulda dur! diyebilmek ve tepki gösterebilmektir.

 

Bir yıldan bu yana düzenli olarak bir araya gelen 19 Ocak Kolektifi’ni oluşturan güncel sanatçılar ve yazarlar bu etkinlik ile geçmişte üzeri örtülen bu cinayetlere dair kayıtları titizlikle araştırarak kendi kişisel bellekleriyle yüzleştiler. Etkinliğin taşlaşmış bir anı sergisi olmasından kaçınıldı. Anma edimi bir tavır, bir eylem olarak tasavvur edildi. Bugün Türkiye’nin dışa dönük vitrinini süslemesi amacıyla ıslah edilmekte olan bir kültürel alan olarak güncel sanatın güncel olana, toplumsal olana radikal müdahalesinin mümkün olabileceğini bir kez daha dile getirmek istiyoruz.

19 Ocak Kolektifi

http://19ocakkolektifi.blogspot.com/


Comments Off

Noktaları Birleştir

16 Şubat, 2008 – 9 Mart, 2008


Noktaları Birleştir

None

None

None

None

None

16 sanatçının katılımıyla Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenlenen sergi, çizgiyi bağımsız görsel bir birim olarak anlama ve özgün bir ifade biçimi olarak kullanma fikrinden hareket eden işleri bir araya getiriyor. Bu işlerin üretimi ve sunuşunda da çeşitlilik ve rahatlık göze çarpıyor: Kumaş, kağıt, ekran, duvar ve duvar kağıdı kullanımından boya, mürekkep, piksel ve tükenmez kaleme.

Serginin kavramsal çerçevesi de aynı yaklaşımı devam ettiriyor: Ucu açık, tamamlanmışlık kaygısı gözetmeyen bu işler tek bir yere gitmiyor.

Sergi açılışında Nazım Dikbaş Ama Bu Bana Benzemiyor adlı bir performans gerçekleştirecek. Hevesli çizerler tarafından yapılan resimlerini görüp memnun kalmayan kişilerin telaffuz ettiği bu cümleyi başlık seçen Dikbaş, çizim eyleminin ve üretiminin farklı boyutlarına dikkat çekmeyi deneyecek.

 

Katılımcılar: Aksel Zeydan Göz, Alina Viola Grumiller, Bora Başkan, Burak Arıkan, Cem Dinlenmiş, Erlea Maneros, Ekin Saçlıoğlu, Erkin Gören, Erdem Ergaz, Gözen Atila, Güneş Terkol, İnci Furni, Klaustro, Koray Kantarcıoğlu, Mihda Koray, Nazım Dikbaş.


Comments Off

Show Your Hope

12 Mart, 2008 – 14 Mart, 2008


Show Your Hope

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

80 ülkeden 300 kadar profesyonel sanatçının çalışmalarından oluşan  Global Gezici Sergi “Umudunu Göster” 12-14 Mart tarihleri arasında Hafriyat Karaköy’ün misafiri oldu

Serginin adı: “Umudunu Göster” Global Gezici Sergi

Düzenleyen: 80Soru Vakfı, Hollanda

 

2003 yılından bu yana tırıyla dünyayı gezen 80Soru Vakfı’nın Global Gezici Sergisi “Umudunu Göster”, 10-15 mart tarihleri arasında İstanbul’daydı ve 12-14 Mart tarihlerinde Hafriyat Karaköy mekanında koleksiyonundan 80 eserlik bir seçkiyle İstanbullu sanatçılar ve sanatseverlerle buluştu. 80Soru Vakfı’nın Global Gezici Sergisi, uğradığı şehirlerdeki sanatçılarla iletişime geçip “umudunu göster”mek isteyen sanatçıların çalışmalarını sergi koleksiyonuna dahil ediyor. Sergiye her yıl 75 ila 100 yeni eser katılıyor.

 

Martin, 4 yıldır “Umudunu Göster” projesiyle yasadığı deneyimi, sergiye dahil olan çalışmaların özgün hikayelerini canlı performansla izleyicilerle paylaştı. 12 mart açılış gecesi 19.00′da, Martin performansını gerçekleştirdi ve sergi süresince hergün 17.00-19.00 saatleri arasında tekrarlandı.

 

İstanbullu Sanatçılara Açık Çağrı

Global Gezici Sergi “Umudunu Göster” Hafriyat Karaköy’de konakladığı tarihler arasında, İstanbullu sanatçılarla tanışmayı ve onları da bu global etkinliğe dahil etmeyi amaçladı. İlgilenen sanatçılar 12-14 mart tarihleri arasında Hafriyat Karaköy’e uğrayarak hem sergi koleksiyonunu gezdi, hem de Global Gezici Sergiye katıldı.

Gezici Glabol Sergi 2008 seyahati, Türkiye’nin bir ucundan diğerine, Gürcistan, Azerbaycan, İran ve Pakistan’dan Hindistan’a, dünyanın paylaştığı resim yapma geleneğini modern bir yolculuğa çıkardı.

 

 

 

 


Comments Off

Makul

4 Nisan, 2008 – 25 Nisan, 2008


Makul

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

Çıplak Ayak Performans

Çıplak Ayak Performans

“MAKUL”

4 -25 nisan

Hafriyat Karaköy, 1993 yılından beri faaliyet gösteren lezbiyen/gey/biseksüel/travesti/transseksüel dayanışma derneği Lambdaistanbul’un düzenleyicisi olduğu “Makul” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Resim, heykel, seramik, fotoğraf, video, performans, yerleştirme gibi farklı disiplinlerde çalışan 30 sanatçı/sanat kolektifinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan “Makul”, Lambdaistanbul’un ilk büyük ölçekli sergisi olma niteliğini taşıyor.

Sergi, toplumsal cinsiyet ve heteroseksizm kavramları çerçevesinde LGBTT bireylerin kimlik politikaları, yaşam deneyimleri ile maruz kaldıkları baskılar ve bu baskılar karşısında geliştirdikleri direniş pratiklerini sanat yapıtlarıyla sorunsallaştırmayı hedefliyor. Sanatçılar cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği üzerine üretilen algıları aile, militarizm, sansür, cinsiyetçilik, beden temsili gibi bağlamlarda tartışarak, bireyin toplum ve iktidar odakları tarafından nasıl sınıflandırıldığı, denetlendiği ve normalleştirildiğine dair ipuçları veriyor

Katılımcılar:

Murat Morova//Canan Şenol//Yeşim Ağaoğlu//ÇAğla Cömert//Şinasi Göktürkler//Gökçen Cabadan//Aykan Safoğlu//Boysan Yakar&Draguerilla//Serap Akçura//Burak Karacan//İlhan Sayın//Serpil Odabaşı//Sezer Arıcı//Gülkan//ErdemErgaz//Şafak Kemancı//Erinç Seymen//İç Mihrak//Güneş Bulut//Tuna Erdem//Aylin Kuryel//Helin Anahit//Ufuk Ahıska//Efekan Çelik//Emmett Ramstad//Evrensel Belgin//Güneş Bulut//Şafak Şule Kemancı//Çıplak Ayaklar

 

Açılış performansı: Çıplak Ayaklar Kumpanyası

www.lambdaistanbul.org


Comments Off

Egzersiz

1 Mayıs, 2008 – 25 Mayıs, 2008


Egzersiz

Lolipop

Bonus

Egzersiz

levis

3 Tırnak,3 Kaş,3 Kirpik,3 Saç

Sunshine

...larım

isimsiz

Vahit Tuna “Egzersiz” isimli kişisel sergisiyle 1 – 25 Mayıs 2008 tarihlerinde izleyicisiyle buluştu

Çalışmalarını grafik, fotoğraf, video gibi farklı malzemeler üzerinden gerçekleştiren sanatçı bunlara son dönemde ses düzenlemelerini de ekliyor. 2003 yılında Stuttgart şehrinde açtığı kişisel sergisinden bu yana Tuna ilk defa İstanbul’da bir kişisel sergiye hazırlanıyor. Hafriyat Karaköy’ün sergi mekânını bir bütün olarak kavrayan ve yeniden düzenleyen “Egzersiz” adlı proje farklı ölçek ve şekillerde yaşana gelen toplumsal deformasyonu, son dönemde iyice yükselen milliyetçiliğin etkisiyle yoğunluk kazanan paranoya ve şiddet nöbetlerini müstehzi bir bakışla ele alıyor. Kitlesel ölçekte yaşanan bellek yitimine karşı oyunsu niteliğe sahip hatırlama, direnme ve dönüştürme egzersizlerini harekete geçiriyor.

Masa Güncel Sanat Mekanı isimli proje de “Egzersiz” sergisini oluşturan ana unsurlardan biri olarak Hafriyat Karaköy’de yer alacak.

Sergi hakkında cıkan yazılar:

Erden Kosova        

http://egzersiz2008.blogspot.com/2008/12/erden-kosova.html

Kamil Şenol           

http://egzersiz2008.blogspot.com/2008/12/kamil-enol.html

Ayşegül Sönmez   

http://egzersiz2008.blogspot.com/2008/12/ayegl-snmez-sylei-giri-yazs.html

Esra Aliçavuşoğlu

http://egzersiz2008.blogspot.com/2008/12/esra-aliavuolu.html

Borga Kantürk         

http://egzersiz2008.blogspot.com/2008/12/borga-kantrk.html

 


Comments Off

Ara-Yüz Bodig '08

16 Eylül, 2008 – 25 Eylül, 2008


Ara-Yüz   Bodig '08

Juke Box

Juke Box

Juke Box

Juke Box

Juke Box

Juke Box

Box With Holes

Appearance/Disappearance

Arabesque

Juke Box

Hafriyat Karaköy, 16 – 25 Eylül 2008 tarihlerinde,   Ara-yüz(süz ) / Absent Interfaces Lab sergisine yer veriyor.  Video, performans ve interaktif yerleştirmelerin yer alacağı sergi 16 Eylül Salı 19.30′da Tara Pilbrow ve Yanael Plumet’in ” Jukebox” adlı performansı ile açılıyor.

“Beden ve teknolojiler” etrafında mekan, algı, kamusal alan ve sosyal davranış biçimleri üzerine odaklanan sergi katılımcıları : Tara Pilbrow, Yanael Plumet, SynthesizerS, Jonathan Winbo,Peter William Holden, Heine Rosdal Avdal, Deniz Gül, Ana Holman. boDig (Istanbul), cdu (Zagreb), l’animal a l’esquena (Girona-Celrà)  ortaklığı ile gerçekleşen projenin yan etkinliği olan sergi hakkında detaylı bilgi için

www.bodig.org


Comments Off

Zigzag

10 Ekim, 2008 – 31 Ekim, 2008


Zigzag

None

None

None

None

None

None

Alina Viola Grumille

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

Zig Zag
Zig Zag (Independent Drawing Gig 4, Istanbul)

“Zig Zag” Türkiye’den ve yurtdışından çizimle ilgili fikirleri ve örneklerini bir araya getiriyor. Sergide, Adriana Farmiga, Akiko Kotani, Alina Viola Grumiller, April Gertler, Bjorn Hegardt, Bora Başkan, Ceren Oykut, Cins, Erdem Ergaz, Gözde İlkin, Gözen Atila, Güçlü Öztekin, Güneş Terkol, İnci Furni, John Jurayj, Koray Kantarcıoğlu, Linas Jablonskis, Mehmet Uluşahin, Nazlı Eda Noyan, Necla Rüzgar, Rachel Bacon ve Tina Schneider’in çalışmalarından oluşuyor. Sergide, kara kalem, mürekkep, suluboya, lif, tebeşir ve bantın yanı sıra dijital çizgi ve fotoğraf gibi malzemeler kullanılarak üretilmiş işler yer alıyor. Çizimler kimi zaman hızlı bir skeç biçiminde, kimi zaman da titiz ve karışık süreçlerin sonucunda ortaya çıkıyor. Bazen sanat tarihinden örneklere göndermede bulunuyor. Bazıları rüya ve sanrıları yansıtıyor, bazıları ise düşünceleri besliyor: Görme, dokunma ve hareket
bütünleşiyor.

Serginin çerçevesi içinde gündelik hayat tasvirleri, fast-food kültürü üzerine ince kalem çizimleri, gündelik nesneleri kağıt üzerinde heykel gibi işleyen incelikli suluboyalar, bir imza, grafiti ya da tebeşirle yapılmış bir duvar resmi, çizim defterleri, mimari skeçler, çizgi romanlar, dokunma duyusunu, süsleme ve ışığı içine alan çalışmalar, kamusal ve özel alanı görünür kılan video-kolajlar, ses, dijital kompozisyonlar, fotokopi, pikseller yer alıyor.

Zig Zag’daki çalışmalarda usta el işçiliğinin yanında kimi çizimlerde asabi ve hızlı darbeler öne çıkıyor. El, riski göze alıyor, kavrayarak temas kuruyor, bedeni yaratan ve onunla ilişki kuran bir araç olarak, anıların izini bırakıyor.

Uygulama, içerik ya da araç ne olursa olsun çizim elimizi kavrar, değişik düşünce, görme ve temsil etme akışını birbirine bağlar, çizimin ne olduğunu ve ne olabileceğine dair bu bağlantı ve devamlılıkların izini sürer.

Sergi, İnci Furni, Alina Viola Grumiller ve Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenleniyor.
Zig Zag, Aynı zamanda müzik performansları ve çizimi aynı çatı altında bir araya getiren “Independent Drawing Gig 4″ etkinliğinin bir uzantısı ve uyarlaması.
“Independent Drawing Gig 4″, New York, San Francisco, Seul, Lahey, Maastricht, Üsküp ve Vilnius gibi kentlerde birbirinden bağımsız olarak düzenleniyor ve Ekim ayı boyunca çeşitli açılış etkinlikleri ile beraber gerçekleşiyor.

Zig Zag (Independent Drawing Gig 4, Istanbul)

 

Düzenleyenler/Organized by: Alina Viola Grumiller, İnci Furni, Koray Kantarcıoğlu
Açılış Performansları/Opening Performances:
Klaustro (www.myspace.com/klasor), Daire 2: General Gramofon (www.myspace.com/d2gg)
Web: idgnr4.blogspot.com

Sanatçılar/Artists

1. Adriana Farmiga www.adrianafarmiga.com
2. Akiko Kotani artin2000test.com/gallery_artists.htm
3. Alina Viola Grumiller www.qissah.com
4. April Gertler www.aprilgertler.com
5. Bjorn Hegardt /www.bjornhegardt.com
6. Bora Başkan www.antrepo.org/bora
7. Ceren Oykut cerenoykut.blogspot.com
8. Cins cciinnss.deviantart.com
9. Eda Noyan www.girlsawthesea.net
10. Erdem Ergaz
11. Gözde İlkin oythgezegeni.blogspot.com
12. Gözen Atila
13. Güçlü Öztekin
14. Güneş Terkol gunesterkol.blogspot.com
15. İnci Furni
16. John Jurayj
17. Koray Kantarcıoğlu www.koraykantarcioglu.com
18. Linas Jablonskis
19. Mehmet Uluşahin www.mehmetulusahin.com
20. Necla Rüzgar
21. Rachel Bacon
22. Tina Schneider


Comments Off

Sorma Neden

15 Kasım, 2008 – 15 Aralık, 2008


Sorma Neden

Video çekerken makarna yedim,müzik dinledim

isimsiz

None

Sıkıntı Odası

Sergi den Görüntü

Sergiden görüntü

Sergiden görüntü

SORMA NEDEN

Sevil Tunaboylu – Erkin Gören

Sanat eserleri de, tıpkı bazı cümleler gibi, söylemeye çalıştıkları şeyden çok daha fazlasını ifade edebilirler. Bir yapıta baktığımız an, kendimize yönelttiğimiz bir soruya dönüştüyse, cevabı muhakkak yine o an ile kurduğumuz bu ilişkide bulabiliriz.

 

Sorma Neden“,  sanatın ve diğer herhangi şeylerin hesapsızlığı üzerine yakıştırılmış bir sergi ismi. Anlamın genel geçer bir çıkarımdan ibaret olamayacağını bilerek, sizi de tekrar tekrar anlamanın tadına varmaya çağırıyoruz.

 

Kasım 2008


Comments Off

Köle

20 Aralık, 2008 – 3 Ocak, 2009


Köle

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

None

Extramücadele’nin yeni kısa filmi “Köle” Hafriyat Karaköy’de!

20 Aralık Cumartesi günü, saat 22:00′de Dj Ken’in performansı ile başlayacak olan gösterim, 3 Ocak’a kadar izlenebilir.

Extramücadele’nin yeni kısa filmi “Köle” ilk kez 20 Aralık saat 22:00′de Hafriyat Karaköy’de gösterilecek. Yönetmeni Hakan Yonat olan filmin gösterileceği gece, DJ Ken’den bir de performans var. Sergideki film setinde çekilmiş fotoğraflar Serkan Tunç’a ait. Resim ve bazı objelerse Extramücadele’nin başka sanatçılarla ortak üretimi. Sergi için şu 3 kavram-sıfat söylenebilir: Politik, Pornografik, Poetik. Extramücadele bu 3 kavramın birleşiminde çıkan ucubeye kısaca Popopo diyor. “Popopo”, Extramücadele’nin yeni düşünme ve üretme alanı. İktidar, halk ve silahlı adamlar arasındaki alışverişi esas alan hikaye bir yumurtanın etrafında dönüyor. Bugünkü sistemin devamlılığını elbirliğiyle tesis eden iktidar, halk ve silahlı adamlar ne masumlar ne de suçlu. Duygu istismarı üzerine kurulu pornografi, poetik yani şairane bir biçimde politika üretiyor. Yarın, bugünü yaşayan hepimizin eseri.

 

KÖLE (4 dakikalık Kısa Film)

- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -

Bir Extramücadele Filmi / An Extrastruggle Film

- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -

Senaryo: Extramücadele

Yönetmen: Hakan Yonat

Müzik: Baba Zula

Prodüksiyon: Kala Film

- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -

Filmin şarkısının sözleri:

Köle efendisinden üstün değildir. / İnsan hep önüne bakar ve baktığı yere çok dikkatli bakarsa kendi kıçını görebilir. / Açken herkes yer önemli olan tokken yiyebilmek. / Ayaklar baş olacak.

- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - -

 


Comments Off

Tatbikat

14 Ocak, 2009 – 29 Ocak, 2009


Tatbikat

isimsiz

None

None

None

None

None

None

None

None

None

Performans

None

None

TATBİKAT

Tatbikat, 15 gün boyunca kullandığı sergi mekanını bir deney alanı olarak konumlayarak, kendi-kendini üreten ve sunan bir sergileme yöntemi izlemiştir. Bu süreç içerisinde birlikte olmaya dair anlaşmış yedi katılımcının yaşantılardan ve anılarından yola çıkılarak yeniden canlandırmalar kaydedilmiş ve video olarak kurgulanmışlardır. Bu süreci bir yol olarak tanımlarsak katılımcıların paylaşım zemini oluşturmaya yetecek kadar ortak keşişme noktaları vardır. Katılımcıların bireysel deneyimleri ve biribirleriyle karşılıklı etkileşimle yarattıkları alan, gelip geçici de olsa, tüm katılımcılara ait bir mekandır. Süreç katılımcı sanatçılarının herbirine kendi hikayesini anlatma imkanını vererek başlamıştır. Tüm bu kişisel hikayelerin anımsandıkları şekilde tekrar canlandırılabilmeleri için mekan düzenlenmiştir. Zihinde yer etmiş bireysel olayların mekanları ve kişileri kurgulanmış ve canlandırılmıştır. Bu yeniden canlandırmalar sırasında katılımcı sanatçılar ötekinin anıları ve deneyimleri ile kendi geçmişlerini ve bakış açılarını bağlantılandırmışlardır. Böylece kişisel deneyimler karşılıklı kavrayışlarla birbirine bağlantılı deneyimlere dönüşmüşlerdir. Kaydedilen bu canlandırmaların videoları kurgulanmış çekim mekanının içinde ekranlarda tüm süreç boyunca gösterilmişlerdir. Tatbikat içine kapanan değil dışa açılan bir laboratuvar ortamı olarak kurgulanmıştır. Bu süreçte mekan izleyicilere ve gelecek eklenmelere açık tutulmuştur. Aynı zamanda geçmiş kişisel anılardan güncel anlara doğru hareketle yeni canlandırmalar ve kayıtları deney alanında devam etmiştir. Her çekimin videosu ekranlarla ve projeksiyon ile mekana eklemlenmiştir. 15 günün sonunda deney mekanına girişten itibaren oluşan tüm katmanlar bir arada mekan ve video düzenlemesi olarak sunulmuştur. Deneyimlerin birarada yeni bir deneyime dönüşmesi ve böylece zaman içinde katman katman mekanı yaratması, 15 gün için yaşayan kendine has ve tekrarlanamayan bir defaya mahsus bir deneydir. Hareket içinde olan bu deneysellik yedi kişinin bu süreçteki bireysel ve ortak enerjilerinin ve etkileşimlerinin toplamından oluşmuştur. Tatbikat başka bir mekan ve zamanda kendini tekrar oluşturacaktır.

 

 

 

 

 


Comments Off

Intimate Revolt

6 Şubat, 2009 – 28 Şubat, 2009


Intimate Revolt

Gülbin-Özdamar

Flat..dream sequence

Vilma Samulionyte

Dorothea Bylica

Portre

Sitara İbrahimova

Zuzana Podolska

Natasha Kosmerl

Natasha Kosmerl

Natasha Kosmerl

Dorothea Bylica

“10 kadın fotoğrafçıdan Sergi: İntimate Revolt”

*Spot: Prag’da başlayan sergi serüveni Türkiye’de devam ediyor. Amerikalı, Çek, Litvanyalı, Azerbeycanlı, Slovak, Polonyalı, Slovenyalı, Alman, İsveçli ve Türk 10 kadının “kimlik” sorgulamasından oluşan ve Slovenya’dan sonra ülkemize gelen sergi Hafriyat Karaköy’de sergilenicek.

Çek Cumhuriyeti’nin ve Avrupa’nın en güzel ve özel şehirlerinden biri olan Prag’da bir araya gelen 10 kadın fotoğrafçının hikayesi Türkiye’de. Küratörlüğünü Gülbin Özdamar Akarçay’ın yaptığı sergi, günümüz küreselleşen dünyasında, hem kadın hem de fotoğrafçı olarak objektiflerini kendilerine doğrultmaları esasına dayanıyor. Eğitim gördükleri FAMU’da aldıkları küratörlük dersinde Akarçay’ın sunduğu projenin beğenilmesi ve bu projeyi okulun maddi olarak desteklemesiyle girişilen bu süreç devam ediyor. Fotoğrafçılardan bazılarının ülkelerine dönmesi, bazılarının ise çalışmak için başka ülkelere gitmesi ile yüz yüze görüşmeleri azalsa da bütün iletişim, sanal ortamda gerçekleşiyor. Sergi ilk Prag’da açılıyor, orada büyük beğeni topluyor sonra Çek Hükümeti’nden destek ödülü alıyor. Bu ödül serginin farklı ülkelerde düzenlenmesine olanak sağlıyor. 10 Kadın fotoğrafçı, 10 değişik biçimde kendilerine objektiflerini tutarak hem kendi kültürlerini, hem kadın olmayı hem de yaşadıkları problemleri anlatmaya çalışıyorlar. Ve diyorlar ki:

“”Her birimiz farklı ülkelerden geliyoruz ve kendimizi fotoğrafla ifade ediyoruz. Fotoğraf ayrılmaz bir parçamız. Hep başkalarını, olayları, kavramları anlattık fotoğraflarımızda, şimdi ise kendimizi anlatıyoruz tüm samimiyetimizle… farklı kültürlerden geliyor olmamız bizi ne kadar farklılaştırıyor? Din, dil, irk, kültürel birikimlerimiz ne kadar önemli kendimizi tanımlamamızda? ya da küreselleşmeden sıklıkla bahsettiğimiz şu günlerde hepimiz birbirimize mi benziyoruz acaba?”

Fotografçılar:

  • Gulbin Özdamar (Türkiye)
  • Molly Radecki (USA)
  • Vilma Samulionyte (Litvanya)
  • Dorothea Bylica (Polanya)
  • Kristyna Muller (İsveç)
  • Sitara Ibrahimova (Azerbeycan)
  • Zuzana Podolska (Çek Cumhuriyeti)
  • Natasha Kosmerl (Slovenya)
  • Katarina Bricova (Slovakya)
  • Michaela Kfir (Almanya)

Comments Off

Haksız Tahrik

7 Mart, 2009 – 31 Mart, 2009


Haksız Tahrik

Vajina Kapısı

Erkeksen Atla

Mizojenik Şiddet Kiti

None

None

None

Bu sergi, feminizm konulu bir sanat tarihi sergisi değildir. Feminizm adına yapılan bir eylem aynı zamanda güncel sanat sergisidir.


KADIN PLATFORMLARI, ÖRGÜTLERİ, SANATÇILAR BİRLİKTE….

‘CİNSİYET BİR BELA DEĞİLDİR, TAHRİK NESNESİ HİÇ DEĞİLDİR’

 

“Haksız Tahrik”
7 Mart’ta Hafriyat Karaköy’de açılıyor…

Kuratörlüğünü Canan Şenol’un üstlendiği eylem-sergi, 8 Mart Kadınlar Günü’nde açılarak, güncel sanatın içinden ve dışından feminist aktivist ve teorisyenlerle, feminist söylemlerle iş üreten profesyonel sanatçıları bir araya getiriyor.

İktidarın elinden geldiğince tahakkümü altına almaya çalıştığı cinsiyet kavramını feminist bir bakış açısıyla irdeleyecek sergi katılımcıları, tiyatrodan standupa, resimden fotoğrafa, performanstan heykele farklı disiplinlerden gelen sanatçılardan oluşuyor.

7 Mart 2009′da Hafriyat Karaköy’de açılacak feminist sergi Haksız Tahrik ismini, Türk Ceza Kanunu’nun “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” başlığı altında düzenlenen 5237 sayılı “haksız tahrik indirimi” maddesinden alıyor. Bu madde, töre, namus, ırz cinayetlerini besleyen, kadına uygulanan şiddeti adeta imrendiren bir madde olarak varlığını uzun bir süredir devam ettiriyor.

Sergi, ismini, ceza kanunundaki bu maddeden almanın ötesinde, içeriğini pratik yaşamda kadının “tahrik” unsuru olarak ele alınmasına odaklanıyor ve izleyiciyi bir katılımcı gibi konumlandırarak, onu, kadınlara yapılan her türlü siyasi, kültürel ve toplumsal ayrımcılık üzerinde düşünmeye, bununla savaşmak için mücadele biçimleri üretmeye çağırıyor…

Editörlüğünü sanat eleştirmeni ve gazeteci Ayşegül Sönmez’in yaptığı serginin kitabı ise feminist sanat kuramlarından Türk edebiyatındaki kadın karakterlere, sergide yer almayan kadın sanatçıların işlerinden sözlerine, sergiden hem bağımsız hem de sergiyle birlikte hareket ederek düşünce üreten serginin bir diğer platformu olmayı hedefliyor…

Serginin katılımcıları: Atıl Kunst (grup), Aylin Kuryel, Cağla Cömert, Canan Şenol, Didem  Yazıcı,  Dilek Winchester, Evrim Kavcar, Filmmor (grup), Fulya Çetin, Gülçin Aksoy, Gülizar Önen, Güneş Terkol, Hale Tenger,İnci Furni, Nalan Yırtmaç,Neriman Polat, Nil Yalter,Nilbar Güreş,Oda Projesi (grup), Özlem Gök, Sezgi Abalı, Şükran Moral, Yasemin Özcan Kaya, Amargi sanat atölyesi (grup)

Etkinlikler

Esmeray standup gösterisi (14 Mart 2009 19:00)

Forum Tiyatrosu (28 mart 14:00) Hafriyat Karaköy…

Söyleşi (12 Mart 18:30) Suna İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi

Ayşegül Sönmez’in geçtiğimiz yıl düzenlediği Feminist Mi Ben Mi canlı röportaj serisinin ikincisi bu sergi kapsamında serginin katılımcılarıyla birlikte gerçekleşiyor…

 


Comments Off

Kar Maskesi

9 Nisan, 2009 – 25 Nisan, 2009


Kar Maskesi

Gerisi Teferruat Serisi

Gerisi Teferruat Serisi 2

Gerisi Teferruat Serisi 3

Linç

İş Kazası

Kayıp Annesi

Kutsal Atölye

Toplumsal Refleks

Toplumsal Refleks

Ergenlik Fotoğrafı

Vatandaş! Türkçe Konuş

İsimsiz

Ezberküs

Açılış

Açılış

Derin devlet bir aşk şiiri olsaydı kar maskesi onun başlığı olurdu.

Hayatımızın derinliklerinde saklanmış, o kadar derinde duran ki göremediğimiz, günlük yaşantımızın alışıldık faşizmi içinde eriyip giden, arada televizyonlarda kar maskeli “kahraman” amcalarla ve “kutsal” değerler uğruna verdikleri “kutsal” savaşlarla büyük şehir insanının hayatına teğet geçen, bu, sonunun nerede olduğu bilinmeyen bir derinlikten bahsediyoruz.

Günümüzde her ne kadar dünya çapında işler kötüye gitse de, açlık ve tedavi edilebilir hastalıklardan ölenler, savaşlar, kuraklık, çevre felaketleri almış başını yürümüş olsa da, toplumsal apati gereği artık sanatın en fazla ifade edebildiği şey post modern insanın iç sıkıntıları olabilmekte. Haliyle bu ülkenin bir yerlerinde mütematiyen kayıplara karışan insanlar ne haber bültenlerinin ne de ilgi alanlarının en küçücük yerlerini bile kaplamıyorlar.

Sözü olan sanata kapılarını her zaman açık tutan Hafriyat Karaköy ekibi bu sefer Serpil Odabaşı’nın resimlerini görmeye çağırıyor sizi. Yaşanılan şiddeti olanca sadeliğiyle anlatan çalışmalar, size “unutulmuş” bir dünyanın hüzünlü kapılarını açacak. İronik bir dil ile derdini söyleyecek. Sanatın tanıklığını yadsımamak için sizleri 9 Nisan akşamı saat 19.00da Hafriyat’a davet ediyoruz.

Serpil Odabaşı’nın İstanbuldaki ilk kişisel sergisi “Kar Maskesi”, 9 – 25 Nisan arasında Hafriyat’da görülebilir.


Comments Off

Sulukule'yi Aldılar Darbukamı Kırdılar

6 Mayıs, 2009 – 31 Mayıs, 2009


Sulukule'yi Aldılar Darbukamı Kırdılar

Süreç Duvarı

Belgesel Filmler

Süreç Duvarı

Süreç Duvarı

Yas Ağacı

Sulukule'den Kalanlar

Bahara İyi Dilekler Atölyesi

Sulukule'den Kareler

Gölgeler

Yas Ağacı ve Dokumalar

Süreç Dökümanlar

Sanatçılara Teşşekürler

SULUKULE SERGİSİ, HIDRELLEZ’DE AÇILIYOR.

İstanbul Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamına alınarak, 2005’den bu yana binlerce sakini yerinden edilen ve hızla yıkılan Sulukule’nin, yıkım ve mücadele sürecini anlatan bir sergi açılıyor. Fotoğraflar, videolar, objeler, ve yazılı belgelerden oluşan sergi, 6 Mayıs 2009’da, Hıdrellez kutlanırken, Hafriyat Karaköy’de başlıyor.

İstanbul’da kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde kaybedilen birçok mahalleden biri olan Sulukule, yaklaşık 1000 yıllık bir Roman yerleşimi. Mahalle, yerel kimliği ve mimari özellikleriyle, İstanbul için çok önemli bir kentsel mekan oluşturuyordu. İstanbul’da belediye ve TOKİ işbirliği ile gerçekleştirilen, onlarca mahallenin yerinden edilme sürecinde, sadece fiziksel çevreye zarar verilmiyor, aynı zamanda kültürel-sosyal yapı ve topluluk kimliği de yok ediliyor. Bu kritik süreçte, Sulukule’nin kurtarılması için mücadele veren Sulukule Platformu, konunun insani, kentsel ve hukuki boyutlarına dikkat çekmek üzere yoğun bir biçimde çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’den ve birçok ülkeden çeşitli akademisyenler, araştırmacılar, basın, yayın kuruluşları ve sanatçılar, Sulukule’deki mücadeleye destek vermeye devam ediyor. Bu sayede, artık mahallenin büyük bölümü yıkılmış olsa da, Sulukule önemli bir gündem maddesi haline geldi. Kentsel dönüşüm sürecinin ve TOKİ uygulamalarının bir kez daha sorgulanması için bir işaret fişeği oldu. Sergide, Belediye ile kurulmaya çalışılan iletişim çabalarını belgeleyen dökümanlar, STOP girişimi tarafından hazırlanan alternatif kentsel plan, bölgede yapılan araştırmalar, basın taramaları,videolar ve fotoğraflarla yaşanan bu zorlu süreci ayrıntılarıyla anlatmayı amaçlıyor. Sulukule Platformu tarafından düzenlenen sergi, herşeyden önce Sulukule ve dönüşüm mağduru onlarca mahalle için, hala yapılabilecek birçok şeyin olabileceğini gösteriyor.

Sulukule için, mahalleler için..hala başka bir çözüm mümkün.

SULUKULE’Yİ ALDILAR

DARBUKAMI KIRDILAR!

Yenileme, Yersizleştirme, Sulukule


Comments Off

Sakınımlı Birikinti

6 Haziran, 2009 – 14 Haziran, 2009


Sakınımlı Birikinti

Karanlık Oda

Arzu Dolusu

Hiper-Geçer

isimsiz

Durmadan Şarkı Söyleyen İnsan Kostümü

Sanırım İnanabilirim

isimsiz

isimsiz

İsimsiz, kağıt üzerine kalem

Kendine rağmen nasıl biriktiğini anlamamalıydı
Ne tür önlemler alındı?
Her zaman biraz daha zorluğa ihtiyaç var
Alışkanlıklar kadar
Ne kadar zaman için terk edebilirsin?
Yerini bir şeyle mi değiştirirsin?
Tavır ve strateji > karalı ve uyduruktu
Yapmamaya çalışmak başucunda beklemeli
Arkadan yaklaşır ve kendiyle flört eder
Akışkanlıklar kadar değerli
Aslında hazza elverişli.
Mesela kimyayı düşünelim
Sanki bizimmiş gibi
Yine de yatağa giderken, sabaha göre daha kısalmış
Ağzına kahve almış ama hiç yutmamış
Nasıl geciktireceğini de anlamamalıydı.
İhtiyatı elden bırakmadan yığın olmak mümkün olmalı


Comments Off