facebook


25
Feb 10

“BEDRİ BAYKAM’IN DÜNYASINDAN…” SERGİSİ SAİNTE PULCHERİE OKULUNDA

Sainte Pulchérie, “Festival de la francophonie” (Fransız Dili Festivali) kapsamındaki, etkinlikleri çerçevesinde, ünlü Bedri Baykam’ın işlerini sergiliyor.

163 yıllık köklü bir kurum olarak, okulda 2009’dan beri sergiler açan Sainte Pulchérie, bu şekilde kültürel etkinlikleriyle hem öğrencilerine, hem de İstanbullu sanatseverlere hizmet etmiş oluyor. Okul daha önce bünyesindeki etkinliklerde İdil Biret, Ayla Algan, Nedim Gürsel gibi sanatçı ve aydınları da konuk etti.

Türk Çağdaş Sanatının yıllardır yurtiçinde ve yurtdışında en çok tanınan isimlerinden olan Bedri Baykam, gerek sergileriyle, gerek sosyal duyarlılıklarıyla sürekli gündemde olan bir sanatçı. 1957 Ankara doğumlu sanatçı, 6 yaşından itibaren tüm dünyada açtığı sergilerle “Harika Çocuk” olarak tanındı. Daha sonra 12 yıl Paris ve California’da yaşayan sanatçı, halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Uluslararsı Plastik Sanatlar Derneği’nin Başkanı. 111 kişisel sergi açan Baykam’ın yayınlanmış 21 kitabı bulunuyor.

Sainte Pulchérie’deki sergisinde Baykam’ın değişik dönemlerinden tualler, kolajlar ve bazı desenlerin yanı sıra, sanatçının son iki yılda Monaco’dan Londra’ya, San Francisco’dan Berlin’e sergilendiği her ülkede büyük ses getiren lens tekniğiyle gerçekleştirdiği 4-D işlerinden örnekler yer alıyor.

Sainte Pulchérie, ”Od’A-Ouvroir d’Art” galerisinde
ziyaret saatleri : Pazartesi – Cumartesi
9.00 – 18.00 arası (Çarşamba günü hariç)

Küçükparmakkapı, Çukurluçeşme Sokak No 7 Beyoğlu Istanbul
www.sp.k12.tr


16
Feb 10

NEW YORK’TA ATÖLYE PROGRAMI BURSU İÇİN AÇIK ÇAĞRI

NEW YORK’TA ATÖLYE PROGRAMI BURSU İÇİN AÇIK ÇAĞRI

Moon and Stars Project tarafından altıncısı düzenlenecek olan
School of Visual Arts New York Yaz Atölye Programı’na başvurular kabul edilmektedir.

Program Sponsorları;

ats

sva


RESİM VE KARIŞIK MEDYA
1 Haziran – 2 Temmuz 2010

Programla ilgili ayrıntılı bilgi ve başvuru koşulları; için lütfen tıklayınız.


10
Feb 10

proje1likte- p1

istanbul’da kentse! dönüşümün sancılarını deneyimlemiş ya da deneyimlemekte olan, bu yüzden canı sıkılmış ve söyleyecekleri ya da gösterecekleri içinde kalmış kim varsa çağrımızın muhattabıdır.
her türlü kişisel arşivi, yani dokumanter niteliğindeki foto, video veya yazışmaların yanında, varsa bu konu üzerinden üretilmiş sanat işlerinizi bizimle paylaşmanızı ve arşivimizde yer almanızı umuyoruz.
bu arşivin galata’lı dostlarımız sayesinde halka açık hale getirileceği bir süreç öngörüyoruz.
elimizde ne olduğunu değerlendirmek ve süreci birlikte tasarlayabilmek için sizleri tütün deposu’nda gerçekleşecek toplantımıza çağırıyoruz.

hep beraber olabilmek dileğiyle.

www.projebirlikte.com

yer / place  :  tütün deposu, Lüleci Hendek Caddesi Koltukçular Çıkmazı No.1 Tophane

tarih / date :  25.02.2010

saat / time  : 18:30-20:30

iletişim / contact : projebirlikte@gmail.com


29
Jan 10

Çağdaş Türk resminin önde gelen ismi Ömer Uluç 79 yaşında hayata veda etti.

İki yıldır kanser tedavisi gören ünlü sanatçı geçtiğimiz yıl iki büyük sergi açmış, Yapı Kredi Sanat Galerisi’ndeki son sergisine kanserle mücadelesinde yaşadıklarından haraketle ‘Parçalanmanın Kimyası’ adını vermişti. Uluç’un cenazesi cumartesi günü Bebek Camii’nde öğlen kılınacak cenaze namazından sonra Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Son sergisi Parçalanmanın Kimyası’nda yer alan karakalem otoportresinin yanına Lucretius’un “Ölümün olduğu yerde ben yokum/Benim olduğum yerde ölüm yok” dizelerini yazmıştı Ömer Uluç. İki yıldır yakalandığı kanserle mücadelesini sadece hastane koridorlarında değil, atölyesinde yaptığı çalışmalarıyla da kıyasıya sürdürüyordu.

Sanat yaşamının en cesur denemelerini yaptığı, en üretken zamanıydı aslında son iki yılı. Beylerbeyi Sarayı’nda açtığı Beylerbeyi Cinleri ve Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde açtığı Parçalanmanın Kimyası ve Sağ El, Sol El Desenleri sergileriyle sevenlerini şaşırtmaya devam ediyordu.
Şaşırtmak, gidilmemiş yollara girmek onun sanat anlayışını özetliyordu aslında.

1931 yılında İstanbul’da doğan sanatçı 1953 yılında Robert Koleji bitirdikten sonra 1953-1957 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce mühendislik sonra resim eğitimi gördü.  İlk kişisel sergisini 1955 yılında Boston’da açan sanatçı,
1953 yılında Nuri İyem’in öncülüğünde kurulan “Tavanarası Ressamları” olarak adlandırılan grupta yer aldı, 1965’te bir yıl süreyle Londra ve Paris’te, 1972-1973’de ABD ve Meksika’da, 1973-1977 arası Nijerya’da bulundu.
1983’ten beri Paris’te yaşayan sanatçı yılın önemli bir bölümünü İstanbul’da geçiriyordu.
Başta Paris, Berlin ve İstanbul olmak üzere çok sayıda yurtdışı ve yurtiçinde sergi açtı.
Tablonun dışına çıktı

Yapıtlarında anlamlı bir resim yaratmak değil, doğrudan çizgi ve renk ile dışsallaşan bir anlatıma ulaşmayı amaçladığını dile getiren Uluç, 1960’ların sonunda başladığı yoğun çizimlerinde temel olarak resimlerindeki imgeleri oluşturan fırça vuruşlarını geliştirdi.  1969 Sao Paulo, 1987 ve 1989 Uluslararası İstanbul bienallerine katılan Uluç, 1970’te TRT Resim Yarışması Birincilik Ödülü’nü almıştı.
Uluç’un yapıtları Paris’teki Kültür Bakanlığı Müzeleri, Berlin’deki Canlı Müze ve İstanbul’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yer alıyor.
Uluç’un 2005 yılında Baki’den alıntı ile “Heves Kuşu Durmaz Döner” adını verdiği ve kendi konuşma kayıtlarından seçtiği “Fragmanlar”la başlayan ve sayfalarını bir sergi mekanı olarak düşünerek tasarladığı kitabı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmıştı.
Yazar Sevim Burak’la evliliğinden Elfe adında bir kızı bulunan Ömer Uluç, 1988 yılından beri de yazar Vivet Kanetti ile evliydi.


22
Jan 10

SERPİL ODABAŞI- KATİLİ MÜBAH SERGİSİ

“… anladım ki “azınlık” olan herkes, hayatın ve dünyanın neresinde olursa olsun, neresinde durursa dursun nihayetinde “azınlıktır” ve en küçük bir ayrıntıda sıradan bir kıvrımda veya alalade bir diyalogda bunu bir “yazgı” gibi taşımak zorunda oldugunu bazen yüreği sızlayarak bazen sarsılarak bazen de öleyazarak kavrar” (Baki Koşar “Kilidi Sırlı Anahtar”)

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği’nin bu yıl ikincisini düzenlediği “ Baki Koşar Nefret Suçlarıyla Mücadele Haftası” Etkinliklerinde, Ressam (Güncel Sanatçı) Serpil Odabaşı’nın “Kat(i)li Mübah” sergisi de yer alıyor. Goethe İnstitut – Alman Kültür Merkezi-deki sergi, “Transfobi, Homofobi, Nefret Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyetçilik” başlıklarında enstalasyon ve illüstratif işlerden oluşuyor.

Çalışmalarıyla günümüz aktivist sanatçıları arasında öne çıkan isimlerden biri olan Serpil Odabaşı, fırçasıyla bir kez daha sistemin kuşatması altındaki bireylere, sosyal yapıların kıskaca aldığı hayatlara değiyor. Sanatçı , güçlü ironik biçemiyle; “mutlu yuvalar”ın temellerinden, “kat(i)li mübah” sayılanların unutturulmak istenen suretlerine uzanan geniş bir yelpazede, günümüz Türkiye’sinin sosyal ilişkilerini eleştirel bir mercekten geçiriyor.

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği, Politik illüstratif anlatım işlerinden oluşan bu sergiye İzmir’de yaşayan herkesi davet ediyor.

Serpil Odabaşı Hakkında;
1975’te Diyarbakır’da doğan Serpil Odabaşı, Gazi Üniversitesi M.Eğitim Fakültesi Resim Bölümü çıkışlı. Üç yıl Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda çalışan Odabaşı, bu sürecin öncesi ve sonrasından beri hak ihlalleriyle ilgilenen biri. Savaş , otorite ve seksizm karşıtı, mizahla ilgili bir isim olan sanatçının ironik bakış açısı resimlerine de yansıyor. Resim öğretmenliği, karma-kişisel sergiler derken çeşitli organizasyon, kolektif, dergi ve fanzinlere özel çalışmalarda da destek sağlayan sanatçı Ankara’da, Atina’da, İstanbul Hafriyat’ta ve Diyarbakır Keçiburcu galeride kişisel sergiler açtı. Çeşitli karma sergilere katıldı. (Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesidir)
Tarih:06-20 SUBAT 2010
Adres:GOETHE INSTITUT IZMIR SERGI SALONU


19
Jan 10

KIRILIM / REFRACTION Irmak Canevi

Irmak Canevi
KIRILIM

Acilis: 22 Ocak 2010, Cuma / 18.00-21.00

Ziyaret gun ve saatleri: 22 Ocak – 7 Subat Cars., Pers., Cu., Cmts /
15.00-19.00

Apartman Projesi / Seh bender sok. No:4/1 Tunel-Istanbul
www.apartmentproject.com

KIRILIM

Disarıya ait tanidik imge ve detaylarin proje mekaninin camlarindan sizarken kirildigi ve ic mekanda yeniden kurgulandigi bu enstalasyonda Irmak Canevi, Apartman Projesi’nin hemen otesinde var olan dis dunyayi soyutlastiriyor.

Cevreye ‘yakindan’ bir goz atan sanatci, ayristirip kaydettigi bir seri detayi oyunbaz bir denklem uzerinden bir araya getirerek renkli bir dunya yaratiyor. Canevi, bu yansimanin disarinin iceriye ‘karismasi’nin ve cevrenin onlenemeyen mudahalesinin bir metaforu olarak da algilanmasini amacliyor.
www.irmakcan.wordpress.com


15
Jan 10

Soğuk Element

Günümüz insanlığının, varolma nedenini borçlu olduğu sanayileşme süreci artık yerini “teknoloji ve enformasyon dönemi”ne, uzantısı olarak da “enformasyon toplumuna” devretmektedir. Sanayileşme sürecinde; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yaşanan değişim ve dönüşüm, olağanüstü bir ivedilik ile oldukça etkili bir biçimde enformasyon toplumunda yaşanmaktadır.

Sanayi sürecinin zayıflayan etkisi, vasıfsızlaşan makine, araç-gereç, yapı gibi enstrümanları birer işlevsiz kalıntıya dönüştürerek, atık sahaya terk edilmiş çöpe dönüştürmektedir. Yaşam alanlarında yer tutan ve üretimden tüketime her türden eylemlilikte dinamik bir katkı sunan küçük ya da orta ölçekli işletme, ofis, ajans gibi iş yerleri artık bulundukları mevkileri kaybederek “homeoffice”e, devasa kurulum alanları olan fabrikalar; alışveriş merkezi, kültür sanat yerleşkesi ya da atıl alanlara dönüşmekte. İçinde bulunduğumuz dönem, bu dönüşümün ve trajik terk edişlerin henüz başlangıç aşamasıdır.

Kaldı ki her şeyin hızla tüketildiğine dair gelişen cılız tanıklık, henüz ortak bir bilincin oluşumunu gerçekleştirecek düzeyde değildir. Bu süreç ilerledikçe aranacak olan atık saha bütün yaşam alanlarını kapsayacak denli bir tehdide dönüşecektir. Doğanın, kendi seleksiyonu sayesinde -ya da herhangi faktörel bir katkı ile- dönüşümle ilgili kendi zanaatini uygulayabilmesi bu büyük “soğuk element” yığını karşısında mümkün olmayacaktır.

Günümüz tanıklığında bu sorunsalın tartışılmadığı, irdelenmediği, çok yönlü bir incelemeyle ele alınmadığı bir zafiyet hakimken, öncelikli tema sanatta birer içerik olarak izleyiciye yansıtılmaktadır. “Sanatın ölüme karşı direnci”* aslında henüz oluşmamış bilincin gelişimini bekleme eylemidir. Bu direnç; bir sanat yapıtında işlenen gerçekliğin sanatsal yansımasının içeriği olarak da gösterilebilir. İçerik, kimi zaman naif bir iletimle gerçekliğin imgesel bir maddeye dönüşmesinden doğan bilinçli bir uygulama olarak kendiliğinden, kimi zamanda farkındalıksız bir biçimde içerikdışı güncel bir kaygıyla sanat eserine yansır. Haliyle içerik yaşamın yansıması olarak karşımıza çıkar.

Buradaki yansıma nesnel bir gerçeklikten değil, sanatçının kendisinin görmüş olduğu yaratıcı ve ideolojik düzlemde yeniden ele aldığı ve yorumladığı gerçekliktir. Bir sanat eserinin içeriği, özelde her sanatsal imgenin salt maddesi gibi nesnel bir öğeyi, yaşamı ve öznel bir yanı, sanatçının dünya görüşünü (vizyon) kapsar. Sonuç olarak karşımıza çıkan eser, gerçek yaşamın kimi yüzleri yanında, sanatçının iç dünyasını da nesnelleştirir. “Soğuk Element” başlığı altında bir araya gelmiş olan sanatçıların, bu sergide buluşan çalışmalarının içerik kaygıları da aynı eksendedir. Sanatçılar, kendi öznel aktarımları, yaratıcılık ve yorumları ile bu sancılı geçiş döneminden belleklerde kalacak olan ikonografik moda figürlerinin dolaştığı sistematik mekanları, soğuk hastane odalarını, savaş coğrafyaları ve enstrümanlarını, sanayi atığı yapı ve araçlarını ayrı düzlemlerde sanatsal birer imge olarak yansıtmaktalar.
* Gilles Deleuze
ERKAN DOĞANAY

Katılan Sanatçılar: Ercan Akın, İsmet Değirmenci, Ali Elmacı, Seçil Erel, Çınar Eslek, Burcu Perçin, Coşkun Sami, Şevket Sönmez, Serkan Yüksel, Semih Zeki

Küratör: Erkan Doğanay
Proje Asistanı: Hazal Gençay

Akademililer Sanat Merkezi
Balo Sokak No:37 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 212. 245 02 29 www.akademililer.com
beyogluakademililer@gmail.com


14
Jan 10

Bıyık Kedide de Vardır” ile Canan Şenol 21 Ocak’ta x-ist’te

BIYIK KEDİDE DE VARDIR

Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, 21 Ocak – 13 Şubat 2010 tarihleri arasında x-ist’te sergilenecek “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan yapıtlarında, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kuruyor.
“Haberleri duyuranlar, eserleri nakledenler ve zamanın olaylarını anlatanlar bildirirler ki” diye başlarmış eski doğu masalları. Bundan dolayı eskiden, masal anlatanlara “râvi” denirmiş. Biopolitik kavramlar üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Canan Şenol, “Bıyık Kedide de Vardır” başlıklı sergisinde yer alan, geçmiş ile bugün arasında bağlantı kurduğu “Vakvak Ağacı”nda yine “ravi” olarak karşımıza çıkıyor. “Vakvak Ağacı”, sanatçının, 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nde sergilenen ilk video-masalı “İbretnuma” gibi yakın Türkiye tarihine ait görsellerden oluşan bir video-animasyon.
Sanatçı, “Masal denince, her ne kadar gerçek dışı bir dünya tanımı aklımıza gelse de, aslında bir çeşit bellek aktarımı ve sözlü tarihe işaret eder masallar bana göre. Ve her masalda bir gerçek payı mutlaka vardır.” diyor.
İslam Mitolojisi’ne göre cehennemde bulunan, meyveleri insan kafası olan efsanevi bir ağaçtan adını alan “Vakvak Ağacı” aynı zamanda tarihsel bir olaya ismini vermiş bulunmakta. 1656 yılında Sultanahmet’te bulunan çınar ağacına o kadar çok adam asılmış ki bu ağaca “şecerei vakvak”, insanların bu ağaca asılmasıyla oluşan olaya da “vaka-i vakvakiye” denmiş. Şenol, Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleşen yeniçeri isyanından yola çıkıp yakın Türkiye tarihindeki askeri darbeler ile bağlantı kurduğu videosunda, anlatım olarak dokümanter bir yaklaşımı da kullanıyor.
“Bıyık Kedide de Vardır” sergisinde yer alan yapıtlar, bir yanı ile geçmiş ve bugün arasında bağlantı kurarken bir diğer yanı ile ise geçmiş ve bugün arasında karşılaştırma yapmak üzere kurgulanmış. Bu yapıtlardan bir diğeri de sanatçının, Halife Sultan’ın şeyh olma hikayesinden esinlenerek gerçekleştirdiği “Hünsa”; diğer bir deyişle “taşaklı kadın”. Güçlü kadınların ancak erilleştirilerek bir yerlere gelebilmesine örnek bu hikaye aracılığıyla yapıt, “normalleştirilme, meşrulaştırma” süreçlerinin, iktidar alanları tarafından nasıl ele alındığını inceliyor.
Sergide ayrıca sanatçının, ScopeBasel 2009’da sergilenen “Kusursuz Güzellik” adlı 7 yapıttan oluşan serisi ve “İbretnuma” videosundan karelerin yer aldığı minyatür çalışmaları da görülebilecek.

CANAN ŞENOL, 1970
1998 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde eğitimini tamamlayan Şenol, çeşitli rezidans programlarına katıldı. “Hicap” (Performans, Platform Sanat Merkezi, İstanbul, 2007), “Bahname” (Masa Projesi, İstanbul, 2007), “Perde Arkası” (Festival De Rode, Amsterdam, 2006), “Nihayet İçimdesin” (İstanbul, 2000) gibi sergileriyle İstanbul, Almanya ve Hollanda’da oldukça ilgi gördü. Ayrıca Contemporary İstanbul 08, Contemporary İstanbul 09, IFCA 13th International Festival of Computer Arts (Maribor), 9. Uluslararası İstanbul Bienali Misafirperverlik Alanı, ScopeBasel ArtShow 2009 ve 11. Uluslararası İstanbul Bienali’nde yapıtları sergilendi. Sotheby’s 2009, Türk Çağdaş Sanatı Müzayedesi’nde yer aldı.


14
Jan 10

Sonay Erenel Performance

1986 da Ali Porazoğlu ile Yeşil Kabereyi yapan Sonay Erenel 1987 ilk kasetini Fikret Kızılok, Erkan Oğur ve Bülent Ortaçgil’in katkılarıyla yayımladı.1987 ve 1990 yılları arasında aynı zaman da yakın arkadaşı olan Müfide İnselel ile Uludağ’da sahne aldı. 24 senedir sahnede olan Sonay Erenel 3 senedir birlikte olduğu ekibiyle akustik müzik yapıyor. Kendi tarzlarını belli bir kalıp içinde olmayan cover, latin, türkçe pop karışık olarak tanımlıyorlar. Bu deneyim dolu güzel müzik zevkini yaşamak isterseniz Sonay Erenel ekibiyle birlikte 14 Ocak Perşembe DADA sorts & art cafe-bar Sıraselviler No:12 de…

Sonay Erenel: solist
Müge Çakarlı: Keman
Koray Ekin: Gitar
Kunter Şen: Percussion


13
Jan 10

BBC Serhat Köksal’ı keşfetti

BBC’nin efsanevi sunucusu John Peel, şehrin yeraltı müzik sahnesini keşfetmek için geldiği İstanbul’da doğrudan  Serhat Köksal (nam-ı diğer 2/5 BZ)’ı fark etti. Yani, banal Türk melodramlarıyla aksiyon filmlerinin, türkülerle ise derinden gelen elektronik casio melodilerinin iç içe geçtiği görsel/işitsel kolajlar gerçekleştiren İstanbullu bir sanatçıyı. Köksal’dan çok etkilenen Peel, Londra’daki radyo programında 2/5 BZ’nin parçalarını düzenli olarak çalmaya başladı ve her seferinde ”Türkiye’de dinlediğim müzikler arasında favorim 2/5 BZ” demeyi de ihmal etmedi.

1982 doğumlu Serhat Köksal, ”ilk tamamlanmış işi” olarak tanımladığı ”Pin Pon Oynayan Adamlar ve Ajda Pekkan Süperb..ktanadam’a Karşı”yı henüz 14 yaşında tamamladı. O dönemleri, kablolu televizyonun Türkiye’ye gelişi ve devletin bilgi üzerinde kurduğu otoritenin yıkıldığı zaman olarak hatırlıyor Köksal ve ekliyor ”tam bir popüler kültür bombardımanı gibiydi!”. O günlerde televizyonda gördüğü her şeyi kaydeden sanatçı, bu klipleri kendi gerçekleştirdiği performanslara yediriyor. Devlet tarafından desteklenen ve yayınlanan Türkiye görüntülerini, İstanbul’un bit pazarlarından bulduğu 16 mm’lik kısa filmlerle üst üste bindiriyor. Bu birbiriyle tamamen alakasız görüntülerden oluşan kolajlar ise giderek karmaşık ve hatta semfonik hale gelen görsel / işitsel performanslara dönüşüyor.

Köksal’ın Uluslar arası müzik sahnesinde belirişinde de bir miktar ironi var aslında. John Peel çekici ve sabır isteyen türdeki müziklerin iflah olmaz bir destekçisi olduğundan, 2/5 BZ’ye bir hayli arka çıktı. Ancak Köksal’ın beste ve performanslarına verdiği isimler (”No Cultural Pipeline No Energy Dialogue” veya ”No Turistik No Egzotik”), müzik eleştirmenleri tarafından biraz fazla acımasız bulundu. Bu süreç içinde, Köksal’ın işleri tam da eleştirdiği şey tarafından gayet uygun biçimde şekillendirilmeye başladı: sanatçılar ve eserlerini egzotik amblemlere dönüştüren küresel bienaller.

Yanısıra, Serhat Köksal geçtiğimiz sene Uluslararası Tahran Gezici Bienali’nin yola düşmesine de öncülük etti. Berlin, Istanbul ve Belgrad’dan sonra Gezici Bienal’in sonraki durağı ise Beyrut. Çalışmalarına devam eden sanatçı, son olarak Gözel adını verdiği tek kişilik bir plak şirketi kurdu. Gözel, multimedya alanda görünür kılınan CD, DVD, fanzinler, posterler ve kasetler yayınlamak üzere çalışmalara başladı.

http://www.myspace.com/2serhat5bz