facebook


1
Mar 10

PiST/// at The Armory Show Pier 94 / Booth 1511

4-7 Mart 2010 tarihleri arasinda New York’da gerceklesecek olan Armory Show’da yer alan non-profit mekanlardan biri olacak olan PiST/// Disiplinlerarasi Proje Alani, Pier 94 / 1511′de yer aliyor. PiST, Armory Show’da Vahap Avsar, Osman Bozkurt ve Didem Ozbek’in islerini sergileyecek.
Vahap Avsar uzun zamandir sanat calismalarina ara vermis, Turk guncel sanatinin oncu isimlerinden biri. Son donem islerini ilk defa PiST standinda sergileyecegimiz icin mutluyuz. Osman Bozkurt, uluslararasi taninirliga sahip bir sanatci. Fotograf ve video isleri uretiyor. Isleri yerel/uluslararasi ozel ve kurumsal koleksiyonlarda yer aliyor. Armory Show’da Bozkurt’un fotograflari sergilenecek. Didem Ozbek ise dunya sanat piyasasina yon verenlerin siralandigi Power 100 listelerinden yola cikarak hazirladigi ‘Speculations’ isimli yeni isini sergileyecek. Gorusmek dilegiyle!!!


1
Mar 10

TAKSİ ŞOFÖRÜ – TAXI DRIVER // ARDAN ÖZMENOĞLU

ARDAN ÖZMENOĞLU
TAKSİ ŞOFÖRÜ // TAXI DRIVER
ALANistanbul
4 Mart 2010 – 2 Nisan 2010 // 04 MARCH 2010 – 02 APRIL 2010

Şerif Gören’in 1976 yapımı “Taksi Şoförü” filmi güncel sanat tarafından yeniden yorumlanıyor ve Ardan Özmenoğlu’nun sanatsal uygulamalarına konu oluyor. Sergi 4 Mart – 2 Nisan 2010 tarihleri arasında ALANistanbul’da!

Ardan Özmenoğlu yerel kültürel ürünleri, elemanları veya yapıtları kendine has renkli ve çarpıcı ifade biçimleri ile çağdaş sanatın kodlamaları içinde yorumlayan bir sanatçı. Bu açıdan kendi öznel deneyimlerini ve etkileşimlerini özgürce seçilmeyerek kendi sanatsal üretim süreçlerine dâhil etmekte ve yaratıcı bir şekilde kullanmaktadır. Mimari bir motiften, tarihsel bir olguya, popüler kültür içinde yer alan bir üründen, bir sinema yapıtına kadar kendisine dokunabilen bu “şeyler” onun çoğunlukla baskı tekniği kullanarak oluşturduğu yapıtlarında yeniden kodlanmakta ve güncel bir sanatsal söylemin parçası haline gelmekteler.

Ardan Özmenoğlu çalışmalarını sergi mekânının tüm değişkenlerini ve kendisine sunduğu olanakları yani mekânın kendisine söylediklerini dikkate alan bir sanatçı. Bu açıdan işler mekânla farklı ilişkiler üretmekte, kimi zaman mekânın kendi dinamikleri ile biçimlenirken kimi zamanda çalışmaların kendileri mekânı yeniden üretmekteler. “Taksi Şoförü” sergisinde Ardan Özmenoğlu, ALANistanbul’u serginin bütünlüğüne uygun olarak, sanatının görsel olanaklarını mekânı oluşturan tüm unsurları kullanarak çok katmanlı algılamalara ve çağrışımlara açıyor. Bu açıdan filmin içeriğinden mekânın içine doğru gerçekleşen hareket aralığında Ardan Özmenoğlu’nun baskıları ile oluşan çarpıcı yapıtlar, her bir izleyici için çoklu deneyimler vaat ediyor.


1
Mar 10

GENCO GÜLAN – Dünyanın En Pahalı Resimleri

Genco Gülan, 4 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında “Dünyanın En Pahalı Resimleri” adlı kişisel sergisiyle büyük ustaların en fazla değer kazanan eserlerini yeni medya sanatının araçları ve sanatsal emeğiyle yeniden yorumluyor.

Genco Gülan, sanatının “motto”suyla, zihnimizin işlem hızını arttırma isteğiyle öne çıkan aktivist bir sanatçı. Sanatının teknolojik ve eleştirel yönü, Gülan’ı “ilişkisel estetik”e yaklaştıran tavrını açıkça göstermekte. Gülan, bu kez “Dünyanın En Pahalı Resimleri”nde yine teknolojiyi ve eleştirelliği net bir biçimde kullanıyor. Rubens, C. Monet, Renoir, Cézanne, Van Gogh, Picasso, Malevich, Andy Warhol, J. Pollock, J. Johns gibi büyük ve de “pahalı” ustalara nazire yapan Gülan, burada bir dualiteyi de gündeme getiriyor: Para ve paranın satın alamayacağı gözyaşı. Zira sanatçı, büyük ustaların en pahalı resimlerini bir yazılım aracılığıyla yeniden üretirken kullandığı malzemelerin içine “gözyaşı”nı da katıyor. Bourdieu’nün deyişiyle bir mikrokozmos olan sanat ortamını mikro vuruşlarıyla dönüştürmeye çalışan Genco Gülan, bu kez de bunu mikro bir malzemeyle, gözyaşıyla yapıyor…
Burcu Pelvanoğlu


25
Feb 10

“BEDRİ BAYKAM’IN DÜNYASINDAN…” SERGİSİ SAİNTE PULCHERİE OKULUNDA

Sainte Pulchérie, “Festival de la francophonie” (Fransız Dili Festivali) kapsamındaki, etkinlikleri çerçevesinde, ünlü Bedri Baykam’ın işlerini sergiliyor.

163 yıllık köklü bir kurum olarak, okulda 2009’dan beri sergiler açan Sainte Pulchérie, bu şekilde kültürel etkinlikleriyle hem öğrencilerine, hem de İstanbullu sanatseverlere hizmet etmiş oluyor. Okul daha önce bünyesindeki etkinliklerde İdil Biret, Ayla Algan, Nedim Gürsel gibi sanatçı ve aydınları da konuk etti.

Türk Çağdaş Sanatının yıllardır yurtiçinde ve yurtdışında en çok tanınan isimlerinden olan Bedri Baykam, gerek sergileriyle, gerek sosyal duyarlılıklarıyla sürekli gündemde olan bir sanatçı. 1957 Ankara doğumlu sanatçı, 6 yaşından itibaren tüm dünyada açtığı sergilerle “Harika Çocuk” olarak tanındı. Daha sonra 12 yıl Paris ve California’da yaşayan sanatçı, halen Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Uluslararsı Plastik Sanatlar Derneği’nin Başkanı. 111 kişisel sergi açan Baykam’ın yayınlanmış 21 kitabı bulunuyor.

Sainte Pulchérie’deki sergisinde Baykam’ın değişik dönemlerinden tualler, kolajlar ve bazı desenlerin yanı sıra, sanatçının son iki yılda Monaco’dan Londra’ya, San Francisco’dan Berlin’e sergilendiği her ülkede büyük ses getiren lens tekniğiyle gerçekleştirdiği 4-D işlerinden örnekler yer alıyor.

Sainte Pulchérie, ”Od’A-Ouvroir d’Art” galerisinde
ziyaret saatleri : Pazartesi – Cumartesi
9.00 – 18.00 arası (Çarşamba günü hariç)

Küçükparmakkapı, Çukurluçeşme Sokak No 7 Beyoğlu Istanbul
www.sp.k12.tr


16
Feb 10

NEW YORK’TA ATÖLYE PROGRAMI BURSU İÇİN AÇIK ÇAĞRI

NEW YORK’TA ATÖLYE PROGRAMI BURSU İÇİN AÇIK ÇAĞRI

Moon and Stars Project tarafından altıncısı düzenlenecek olan
School of Visual Arts New York Yaz Atölye Programı’na başvurular kabul edilmektedir.

Program Sponsorları;

ats

sva


RESİM VE KARIŞIK MEDYA
1 Haziran – 2 Temmuz 2010

Programla ilgili ayrıntılı bilgi ve başvuru koşulları; için lütfen tıklayınız.


10
Feb 10

proje1likte- p1

istanbul’da kentse! dönüşümün sancılarını deneyimlemiş ya da deneyimlemekte olan, bu yüzden canı sıkılmış ve söyleyecekleri ya da gösterecekleri içinde kalmış kim varsa çağrımızın muhattabıdır.
her türlü kişisel arşivi, yani dokumanter niteliğindeki foto, video veya yazışmaların yanında, varsa bu konu üzerinden üretilmiş sanat işlerinizi bizimle paylaşmanızı ve arşivimizde yer almanızı umuyoruz.
bu arşivin galata’lı dostlarımız sayesinde halka açık hale getirileceği bir süreç öngörüyoruz.
elimizde ne olduğunu değerlendirmek ve süreci birlikte tasarlayabilmek için sizleri tütün deposu’nda gerçekleşecek toplantımıza çağırıyoruz.

hep beraber olabilmek dileğiyle.

www.projebirlikte.com

yer / place  :  tütün deposu, Lüleci Hendek Caddesi Koltukçular Çıkmazı No.1 Tophane

tarih / date :  25.02.2010

saat / time  : 18:30-20:30

iletişim / contact : projebirlikte@gmail.com


29
Jan 10

Çağdaş Türk resminin önde gelen ismi Ömer Uluç 79 yaşında hayata veda etti.

İki yıldır kanser tedavisi gören ünlü sanatçı geçtiğimiz yıl iki büyük sergi açmış, Yapı Kredi Sanat Galerisi’ndeki son sergisine kanserle mücadelesinde yaşadıklarından haraketle ‘Parçalanmanın Kimyası’ adını vermişti. Uluç’un cenazesi cumartesi günü Bebek Camii’nde öğlen kılınacak cenaze namazından sonra Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Son sergisi Parçalanmanın Kimyası’nda yer alan karakalem otoportresinin yanına Lucretius’un “Ölümün olduğu yerde ben yokum/Benim olduğum yerde ölüm yok” dizelerini yazmıştı Ömer Uluç. İki yıldır yakalandığı kanserle mücadelesini sadece hastane koridorlarında değil, atölyesinde yaptığı çalışmalarıyla da kıyasıya sürdürüyordu.

Sanat yaşamının en cesur denemelerini yaptığı, en üretken zamanıydı aslında son iki yılı. Beylerbeyi Sarayı’nda açtığı Beylerbeyi Cinleri ve Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde açtığı Parçalanmanın Kimyası ve Sağ El, Sol El Desenleri sergileriyle sevenlerini şaşırtmaya devam ediyordu.
Şaşırtmak, gidilmemiş yollara girmek onun sanat anlayışını özetliyordu aslında.

1931 yılında İstanbul’da doğan sanatçı 1953 yılında Robert Koleji bitirdikten sonra 1953-1957 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce mühendislik sonra resim eğitimi gördü.  İlk kişisel sergisini 1955 yılında Boston’da açan sanatçı,
1953 yılında Nuri İyem’in öncülüğünde kurulan “Tavanarası Ressamları” olarak adlandırılan grupta yer aldı, 1965’te bir yıl süreyle Londra ve Paris’te, 1972-1973’de ABD ve Meksika’da, 1973-1977 arası Nijerya’da bulundu.
1983’ten beri Paris’te yaşayan sanatçı yılın önemli bir bölümünü İstanbul’da geçiriyordu.
Başta Paris, Berlin ve İstanbul olmak üzere çok sayıda yurtdışı ve yurtiçinde sergi açtı.
Tablonun dışına çıktı

Yapıtlarında anlamlı bir resim yaratmak değil, doğrudan çizgi ve renk ile dışsallaşan bir anlatıma ulaşmayı amaçladığını dile getiren Uluç, 1960’ların sonunda başladığı yoğun çizimlerinde temel olarak resimlerindeki imgeleri oluşturan fırça vuruşlarını geliştirdi.  1969 Sao Paulo, 1987 ve 1989 Uluslararası İstanbul bienallerine katılan Uluç, 1970’te TRT Resim Yarışması Birincilik Ödülü’nü almıştı.
Uluç’un yapıtları Paris’teki Kültür Bakanlığı Müzeleri, Berlin’deki Canlı Müze ve İstanbul’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yer alıyor.
Uluç’un 2005 yılında Baki’den alıntı ile “Heves Kuşu Durmaz Döner” adını verdiği ve kendi konuşma kayıtlarından seçtiği “Fragmanlar”la başlayan ve sayfalarını bir sergi mekanı olarak düşünerek tasarladığı kitabı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmıştı.
Yazar Sevim Burak’la evliliğinden Elfe adında bir kızı bulunan Ömer Uluç, 1988 yılından beri de yazar Vivet Kanetti ile evliydi.


22
Jan 10

SERPİL ODABAŞI- KATİLİ MÜBAH SERGİSİ

“… anladım ki “azınlık” olan herkes, hayatın ve dünyanın neresinde olursa olsun, neresinde durursa dursun nihayetinde “azınlıktır” ve en küçük bir ayrıntıda sıradan bir kıvrımda veya alalade bir diyalogda bunu bir “yazgı” gibi taşımak zorunda oldugunu bazen yüreği sızlayarak bazen sarsılarak bazen de öleyazarak kavrar” (Baki Koşar “Kilidi Sırlı Anahtar”)

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği’nin bu yıl ikincisini düzenlediği “ Baki Koşar Nefret Suçlarıyla Mücadele Haftası” Etkinliklerinde, Ressam (Güncel Sanatçı) Serpil Odabaşı’nın “Kat(i)li Mübah” sergisi de yer alıyor. Goethe İnstitut – Alman Kültür Merkezi-deki sergi, “Transfobi, Homofobi, Nefret Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyetçilik” başlıklarında enstalasyon ve illüstratif işlerden oluşuyor.

Çalışmalarıyla günümüz aktivist sanatçıları arasında öne çıkan isimlerden biri olan Serpil Odabaşı, fırçasıyla bir kez daha sistemin kuşatması altındaki bireylere, sosyal yapıların kıskaca aldığı hayatlara değiyor. Sanatçı , güçlü ironik biçemiyle; “mutlu yuvalar”ın temellerinden, “kat(i)li mübah” sayılanların unutturulmak istenen suretlerine uzanan geniş bir yelpazede, günümüz Türkiye’sinin sosyal ilişkilerini eleştirel bir mercekten geçiriyor.

SiyahPembeÜçgen İzmir Derneği, Politik illüstratif anlatım işlerinden oluşan bu sergiye İzmir’de yaşayan herkesi davet ediyor.

Serpil Odabaşı Hakkında;
1975’te Diyarbakır’da doğan Serpil Odabaşı, Gazi Üniversitesi M.Eğitim Fakültesi Resim Bölümü çıkışlı. Üç yıl Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda çalışan Odabaşı, bu sürecin öncesi ve sonrasından beri hak ihlalleriyle ilgilenen biri. Savaş , otorite ve seksizm karşıtı, mizahla ilgili bir isim olan sanatçının ironik bakış açısı resimlerine de yansıyor. Resim öğretmenliği, karma-kişisel sergiler derken çeşitli organizasyon, kolektif, dergi ve fanzinlere özel çalışmalarda da destek sağlayan sanatçı Ankara’da, Atina’da, İstanbul Hafriyat’ta ve Diyarbakır Keçiburcu galeride kişisel sergiler açtı. Çeşitli karma sergilere katıldı. (Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesidir)
Tarih:06-20 SUBAT 2010
Adres:GOETHE INSTITUT IZMIR SERGI SALONU


19
Jan 10

KIRILIM / REFRACTION Irmak Canevi

Irmak Canevi
KIRILIM

Acilis: 22 Ocak 2010, Cuma / 18.00-21.00

Ziyaret gun ve saatleri: 22 Ocak – 7 Subat Cars., Pers., Cu., Cmts /
15.00-19.00

Apartman Projesi / Seh bender sok. No:4/1 Tunel-Istanbul
www.apartmentproject.com

KIRILIM

Disarıya ait tanidik imge ve detaylarin proje mekaninin camlarindan sizarken kirildigi ve ic mekanda yeniden kurgulandigi bu enstalasyonda Irmak Canevi, Apartman Projesi’nin hemen otesinde var olan dis dunyayi soyutlastiriyor.

Cevreye ‘yakindan’ bir goz atan sanatci, ayristirip kaydettigi bir seri detayi oyunbaz bir denklem uzerinden bir araya getirerek renkli bir dunya yaratiyor. Canevi, bu yansimanin disarinin iceriye ‘karismasi’nin ve cevrenin onlenemeyen mudahalesinin bir metaforu olarak da algilanmasini amacliyor.
www.irmakcan.wordpress.com


15
Jan 10

Soğuk Element

Günümüz insanlığının, varolma nedenini borçlu olduğu sanayileşme süreci artık yerini “teknoloji ve enformasyon dönemi”ne, uzantısı olarak da “enformasyon toplumuna” devretmektedir. Sanayileşme sürecinde; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda yaşanan değişim ve dönüşüm, olağanüstü bir ivedilik ile oldukça etkili bir biçimde enformasyon toplumunda yaşanmaktadır.

Sanayi sürecinin zayıflayan etkisi, vasıfsızlaşan makine, araç-gereç, yapı gibi enstrümanları birer işlevsiz kalıntıya dönüştürerek, atık sahaya terk edilmiş çöpe dönüştürmektedir. Yaşam alanlarında yer tutan ve üretimden tüketime her türden eylemlilikte dinamik bir katkı sunan küçük ya da orta ölçekli işletme, ofis, ajans gibi iş yerleri artık bulundukları mevkileri kaybederek “homeoffice”e, devasa kurulum alanları olan fabrikalar; alışveriş merkezi, kültür sanat yerleşkesi ya da atıl alanlara dönüşmekte. İçinde bulunduğumuz dönem, bu dönüşümün ve trajik terk edişlerin henüz başlangıç aşamasıdır.

Kaldı ki her şeyin hızla tüketildiğine dair gelişen cılız tanıklık, henüz ortak bir bilincin oluşumunu gerçekleştirecek düzeyde değildir. Bu süreç ilerledikçe aranacak olan atık saha bütün yaşam alanlarını kapsayacak denli bir tehdide dönüşecektir. Doğanın, kendi seleksiyonu sayesinde -ya da herhangi faktörel bir katkı ile- dönüşümle ilgili kendi zanaatini uygulayabilmesi bu büyük “soğuk element” yığını karşısında mümkün olmayacaktır.

Günümüz tanıklığında bu sorunsalın tartışılmadığı, irdelenmediği, çok yönlü bir incelemeyle ele alınmadığı bir zafiyet hakimken, öncelikli tema sanatta birer içerik olarak izleyiciye yansıtılmaktadır. “Sanatın ölüme karşı direnci”* aslında henüz oluşmamış bilincin gelişimini bekleme eylemidir. Bu direnç; bir sanat yapıtında işlenen gerçekliğin sanatsal yansımasının içeriği olarak da gösterilebilir. İçerik, kimi zaman naif bir iletimle gerçekliğin imgesel bir maddeye dönüşmesinden doğan bilinçli bir uygulama olarak kendiliğinden, kimi zamanda farkındalıksız bir biçimde içerikdışı güncel bir kaygıyla sanat eserine yansır. Haliyle içerik yaşamın yansıması olarak karşımıza çıkar.

Buradaki yansıma nesnel bir gerçeklikten değil, sanatçının kendisinin görmüş olduğu yaratıcı ve ideolojik düzlemde yeniden ele aldığı ve yorumladığı gerçekliktir. Bir sanat eserinin içeriği, özelde her sanatsal imgenin salt maddesi gibi nesnel bir öğeyi, yaşamı ve öznel bir yanı, sanatçının dünya görüşünü (vizyon) kapsar. Sonuç olarak karşımıza çıkan eser, gerçek yaşamın kimi yüzleri yanında, sanatçının iç dünyasını da nesnelleştirir. “Soğuk Element” başlığı altında bir araya gelmiş olan sanatçıların, bu sergide buluşan çalışmalarının içerik kaygıları da aynı eksendedir. Sanatçılar, kendi öznel aktarımları, yaratıcılık ve yorumları ile bu sancılı geçiş döneminden belleklerde kalacak olan ikonografik moda figürlerinin dolaştığı sistematik mekanları, soğuk hastane odalarını, savaş coğrafyaları ve enstrümanlarını, sanayi atığı yapı ve araçlarını ayrı düzlemlerde sanatsal birer imge olarak yansıtmaktalar.
* Gilles Deleuze
ERKAN DOĞANAY

Katılan Sanatçılar: Ercan Akın, İsmet Değirmenci, Ali Elmacı, Seçil Erel, Çınar Eslek, Burcu Perçin, Coşkun Sami, Şevket Sönmez, Serkan Yüksel, Semih Zeki

Küratör: Erkan Doğanay
Proje Asistanı: Hazal Gençay

Akademililer Sanat Merkezi
Balo Sokak No:37 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 212. 245 02 29 www.akademililer.com
beyogluakademililer@gmail.com