Levent Kopuz’un BoltArt’la paylaştığı bu ikinci projenin arkasında iki çelişen güdü olduğunu düşünüyorum.
Sina Demiral: İşte O Kız
Sina Demiral’ın fotoğraflarının moda fotoğrafçılığıyla aynı görsel dili paylaştığı kuşku götürmez. Demiral’ın moda fotoğrafçılığını bir adım öteye götürüp süjeleriyle arasındaki mesafeyi yok ettiğini düşünüyorum.
Özgür Çakır: Şehirde Bireysellik
Ben bu fotoğraflarda sanatçının kendisini görüyorum. Diğer bir deyişle, her kare sanki bir oto-portre. Bu portreler yakalanmamış, yaratılmış.
Eleanor Oakes: Cragsmoor
Cragsmoor, New York eyaletine dahil olan, yaklaşık 500 kişinin yaşadığı bir kasaba. Oakes’un ailesinin bir bölümü hala Cragsmoor’da yaşıyor.
Camille Veillard: Duvarın Altında*
”Bisikletçiler geldi ve birbiri ardına önümden geçmeye başladılar. Geçerken bana bakıyor, gülümsüyorlardı. Kendimi özgür ve güvende hissettim; ilk defa davetsiz bir fotoğrafçı değildim.”
Eleanor Oakes: Terk Edilmiş Bir Mekan
Eleanor Oakes’ın fotoğrafladığı bu mekan, terk edilmiş bir akıl hastanesi.
Can Berk B.: Geometrik Bir New York Hikayesi
Çoğunluğu siyah-beyaz olan bu fotoğraflar, fotoğrafçının New York’ta kurguladığı ‘geometrik’ bir hikaye.
Ceren Bingöl: Amerikana I
Sıradan sahnelerin ve cisimlerin ölü görüntülerine sonsuz bir ilgi duyuyorum ve sonra da kompozisyona biçimsel yaklaşan ve renkleri resimsel kullanan bir tür fotoğrafçılığa çeviriyorum yüzümü.
Selda Başkaya: Portre Demişken …
Eğer bir portre ile konuşabilseydiniz, ne derdiniz? O size ne anlatırdı? Dünyadaki en son kirliliğin dedikodusunu yapıp Twitter’ın hızına fark mı atmaya çalışırdınız? Yoksa uzun uzun politikadan bahseder, memleketin durumundan mı şikayet ederdiniz?
Merve Ünsal: Mezarlık
Her uygarlık, bünyesinde ‘ters’ olarak tanımlanabilecek bölgeler bulundurur ki bu bölgeler, bütün gerçek mekanların aynı yerde temsil edilmesi ve aynı anda tersine çevrilmesidir.