Cunningham, danscilarin ekrana yansitilan animasyonlarla hareket etmelerini ister bu performansta. Gercek beden, sanal dansla uyum halindedir.
Triadic Ballet
Oskar Schlemmer’in calismasinda odaklandigi nokta kostum tasarimi ve canli bedenleri heykellere donusturmek. Koreografi calismalarina Bauhaus’ta devam eden Schlemmer, mekanik balelerinde insan ve makina iliskisini incelemis, sanat ve teknolojiyi birlestirmistir.
Kitschlesen Bas Yapitlara Ornek
Burning The New York Times
A short interview video with Michael Mandiberg shot and Edited by Dan Eckstein (daneckstein.com) in March 2009, with Music from Au Revoir Simone at Eyebeam and Postmasters Gallery NYC.
From the dialog:
I’m Michael Mandiberg. I am an artist, designer, and educator, and I am a Senior Fellow at Eyebeam, which is an Art and Technology Center in Chelsea, Manhattan.
As an artist I am pretty omnivorous. I have a background in photography, so it is pretty image based, but I was also a really really good bad high school poet. So I am particularly interested in words and their meaning, and their nuances and their poetic value. So I am always looking at the world around us visually, informationally, and culturally, and politically for inspiration
Some of my more recent work involves the laser cutter, cutting paper and books, making sculptures and drawings. The laser cutter takes the information from the computer file, and it uses a laser to cut that shape out of the material being cut, which in this case is a newspaper.
A few of my recent works are at The Future Is Not What It Used To Be, which is a show at Postmasters Gallery. One is called Old News, which is a stack of New York Times into which I am cutting daily the phrase “Old News” into it. The other is DATA BASE, which is an Oxford English Dictionary with the phrase “DATA BASE” cut into it.
The show itself is about the promise and the failed promise of technology, and its potential to connect people or not connect people.
Pop Sanatin Amerikan Nuleri, Tom Wesselmann







Pop sanatin gelenegini suphesiz dadaya yaslamak zorundayiz. Duchamp, hazir nesneyi kesfettiginde estetik olgusunu yerle bir etmeyi amaclamisti. Ona gore estetik denen sey modaydi ve topluma, zamana gore gorecelik gosterdiginden sanat da tamamen estetik kaygidan arinmaliydi.
‘Eros ve Psykhe’
Georg Herold icin her seyin basladigi yer sanat,dil, ciddiyet ve mizahin bulustugu noktadir. Gundelik, basit malzemeleri kullanarak espirili bir dilde yeni duzenlemeler olusturur . Bu malzemeler izleyiciye tanidik gelse de sunulan baglam cok farklidir. Iste tam da bu noktada izleyen, sanatcinin yapita vermis oldugu isimle de bir iliski kurmaya baslar. Ornegin, Herold’in, Yapi Kredi ‘de 2007′de gerceklestirilen ’Freud ve Cagdas Sanat’ adli sergide gordugumuz eserinde oldugu gibi: Eros ve Psykhe.
Yves Klein
Yves Klein’in 1960′larda gerceklestirdigi bir dizi aktivite, performans sanatinin erken ornekleri arasinda nitelendirilir. ‘Uluslararasi Yves Klein Mavisi’ olarak nitelendirdigi boyaya bulanmis ciplak bedenleri kendi bestesi olan ‘ Madonna Senfoni’de tuvaller uzerinde dans ettirir. Onlari yuvarlayarak resim yaptirir. Bedenleri tuvale bastirarak yaptigi bu resimler ‘antropometrik’ resimler olarak tanimlanir.
Mesafe Yok
Hiroko Kawase’nin küratörlüğünü yaptığı sergide, Niche Gallery tarafından temsil edilen altı sanatçı yer alacak. Japon sanatçılar Tomiya Nishimura, Nobue Mimura, Shigeru Idei, Tomoro Kawai, Ulala Imai ile Bulgar sanatçı Svetozar Benchev, kendi kültürel öğelerini işlerinde kullanırken, aynı zamanda ulusal sınırları aşıp insanlığın ortak değerleri üzerinde yoğunlaşıyorlar. 
‘Gorunmez Canavar’ Orlan



Chuck Palanhuik’in cok sevdigim kitabi Gorunmez Canavarlar vucudun ve yuzun deformasyonu ve transformasyonunu ele alan plastik operasyonlar ve kimlikle ilgili olusturulmus inanilmaz bir hikayedir. Cinsiyetin bile bir goruntuden ibaret oldugunu soyleyen Palahnuik Bati kulturunun klasik estetik anlayisini sorguladigi bu kitapta tüketim toplumuna ve estetik operasyon kültürüne cok siddetli elestiriler getirir. Ayni benzerlikte bir egilim gosteren baska bir sanatci ise Orlan’dir.
bedenin Icini disini sergileyen saman Herman Nitsch


Herman Nitsch’in Dirimart’taki sergisini gezdigim zaman tam da performans sanatiyla ilgili yazilar okudugum donemdi. Bu sergiyi gezip de biraz uzerinde kafa yorabilmek icin bile sanirim 60 sonrasi sanat olusumlari hakkinda bir fikir sahibi olmak gerekiyor. Sanatci kadar izleyenin de bircok gorevi var . Yani izleyici olmak kadar iyi bir okuyucu da olunmasi gerekiyor yeterince isin icine dahil olabilmek ve cesitli okumalar yapabilmek icin. Bu anlamda Nitsch’in sergisi gercekten de izleyiciyi zor duruma sokan hatta sinirlenip ‘ bu sanat mi?’ sorusunu sordurucak bir sergi.
AURA
Med Cezir
Hakan Onur’un “Med-Cezir” sergisi, sanatçının kendi yaşamına doğru çıktığı bir keşif gezisi niteliğinde… Yaşanmış anların çabukça tüketilmesi; tüketilirken de sürekli olarak (ve nedense) “gelecek” olanın tasarlanması, bizim “şimdiki zaman”ı ertelememize neden olur. Sanki yaşamın her anı, geleceği hazırlamakla görevlendirilmiş gibidir. Böylece yaşam, her yaşanmakta olanı ve her deneyimi görmezden gelir ve onu belirsizleştirir.
Oysa “şimdiki zaman”ı görmezden gelmek, onun geçmişteki varlığını ortadan kaldırmaz. Dahası, deneyimleri de yok etmez. Onlar giderek birikir, bir denizin yükselmesi halinde yaşamımızın kıyılarını sular altında bırakır; kaçınılmaz bir durumdur bu…
Ama o su baskını bir sürenin ardından yerini, suların çekilmesine bırakır. Tam o çekilme sırasında görülür ki, denizin anılardan sürüklediği tortular, yaşamın kıyısında serili durmaktadır. İşte üst üste yığılmış o tortuların üzerinde bir gezintiye çıkmak, şu andan geriye doğru başlatılan bir keşif yolculuğudur. Artık o tortu tabakası, ayaklarımızın altında asla ilk yaşandığı haliyle uzanmamaktadır. Geçmişte yaşanmış ve deneyimlenmiş olan şeyler, birbirlerinin içine sızmış, yeni bir biçime ve içeriğe dönüşmüştür. Bu içerik, bizim “med-cezir” sürecimizin bir resmidir.
Hakan Onur “Med-Cezir” sergisinde, kendi yaşamının kıyısına birikmiş o tortu tabakasının üzerinde yürüyor, ayaklarının altında uzanan “”her an”a yeniden ve daha dikkatli bakıyor. Anılar şimdi ilk yaşandıkları halden çok farklıdır. Onlar bugünden geriye doğru seyredilen, fakat yol aldıkça yeni durumlara dönüşen, bir kez daha keşfedilen anlamlardır: Sanatçının yaşadığı her şeyin yeniden sunuluşudur… Sergideki resimlerin içine gizlenmiş bir yaşamdır.
Emre Zeytinoğlu
Super Kahramanlar Et Sevmezler

“Avrupa’da Ortacag’da en cok dini kitaplar, ikinci olarak da hayvan albumleri ragbet goruyordu. Bunlar hayvan hikayeleri uzerine hazirlanmis ve zoolojik bilgilerle mitleri, efsaneleri bir araya getiren gosterisli kataloglardi. Her bir yaratigin dogal tarihine ve illustrasyonuna genellikle ahlaki bir ders eslik ediyordu. Acayip, egzotik ve canavarimsi yaratiklara buyuk onem veriliyordu.




























